İnsan Hakları Derneği (İHD), kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar, Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İzmir Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi’nden oluşan bir heyet, cezaevindeki tutsaklarla yaptığı görüşmeye ilişkin raporu paylaştı. 

Şakran T2 ve T3 bölümünde 13 tutsak, 51 gündür; Şakran T4 bölümünde 8 tutsak, 38 gündür; Şakran Kadın Cezaevi’nde 5 tutsak 45 gündür; Sincan Kadın Cezaevi’nde 7 tutsak 44 gündür; Tekirdağ T-1 bölümünde 10 tutsak 31 gündür; Tarsus Kadın Cezaevi’nde 5 tutsak 25 gündür; Şakran T4 bölümünde 7 tutsak, 17 gündür; Bolu F Tipi Cezaevi’nde 10 tutsak 11 gündür; Hatay T Tipi Cezaevi’nde 11 tutsak, 7 gündür; Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 tutsak, 7 gündür ve Kepsüt Balıkesir Cezaevi’nde 6 tutsak da 3 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Bütün PKK ve PAJK’lı tutsakların açlık grevi ise 22. gününde.

İHD, ÇHD, ÖHP, TİHV ve İzmir Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi’nden oluşan heyet,  İHD İzmir Şubesi’nde düzenlediği toplantıyla raporunu kamuoyuna duyurdu. Raporu İHD İzmir Şube yöneticisi avukat Ali Aydın açıkladı.

Şakran T Tipi 2 Nolu

Şakran T Tipi 2 Nolu Cezaevi’nde açlık grevine giren 8 tutsak aynı odaya alındı. Eğitim, spor ve kültürel etkinlikler askıda. 2 çay kaşığı tuz, çay, meyve suyu, limon, bitki çayı, günde 1 veya 2 bardak nescafe ve su tüketmektedirler. İdare ve doktorları teknik anlamda destek sunmuyor. 30 günden sonra Neuvitan 50 mg ilaç verildi. D vitamini eksikliği için hafta da bir kere olmak üzere Devit 3 ilacı verildi. İlk 20 gün boyunca oda dışında ve koridorda sağlık kontrollerinin yapılması gerektiği dayatıldı. Ancak tutsaklar bu yöntemi reddetti.

Cezaevi doktoru açlık grevinin başladığı tarihten 4 Nisan’a kadar toplamda 3 defa tutsakları ziyaret etti; 2 defa odada ayaküstü, 1 defa ise oturarak sağlık durumlarına ilişkin bilgi aldı; detaylı sağlık kontrollerini yapmadı. Tutsaklar hafta sonları revire götürülmek istendi ancak reddetiler. Çünkü her revire gittiklerinde çıkıp tekrar odaya gelene kadar hakarete uğruyorlar. Çalışan 2 sağlıkçıdan biri, tutsaklara hitaben ‘zamanımızı alıyorsunuz’ tarzında söylemlerde bulundu.

Sağlıkla ilgili genel sorunlar; tansiyon düşmesi, yükselmesi, göz kararması, halsizlik, mide bulantısı, yutkunmada zorlanma, dil ve boğazda tortu toplanması sorunları ortaya çıktı.

Şakran T Tipi 3 Nolu Cezaevi

Şakran T Tipi 3 Nolu Cezaevi’ndeki açlık grevcileri ayrı ayrı odalarda. Genellikle odalarda azami 18 kişi olarak kalmaktadırlar. Grev nedeniyle tutsakların birbirleriyle yalnız görüşmelerine izin verilmedi. Bazı tutsaklara 40. gününde, bazılarına 44. gününde sadece bir kez doktor geldi. Genellikle kilo, tansiyon, nabız, vücut ısısı ölçümleri bir hemşire tarafından yapılmakta. OHAL gerekçe gösterilerek hiçbir etkinlik yaptırılmıyor. Daha önceki uygulamalar açlık grevi olmasına rağmen herhangi bir esneklik gösterilmeden devam ediyor.

Tutsaklarda baş dönmesi, idrar renginde değişiklik, uyku dengesinde bozulma, mide bulantısı, mide krampı, odaklanamama, görmede bulanıklık, kabızlık, karın kasılması, bazıları konuşurken çabuk yorulma, bazılarında eller ve ayaklarda soğukluk belirtileri var. Kilo kaybı 16 kiloya kadardır. 

Meyve suyu, limonata, belirlenen oranda tuz-şeker karışımı, bitki çayları alınıyor ancak şimdiye kadar hiç karbonat kullanılmadı. Komplex bir vitamin (Beneday) almaktadırlar. 

Şakran Kadın Cezaevi

Şakran Kadın Cezaevi’nde açlık grevine giren tutsaklar, genellikle 8-10 kişilik odalarda kalmaktadırlar. Açlık grevindekilerin birbirleriyle görüşme talepleri idarece kabul edilmedi. Sağlık durumlarının kontrolü için doktor bir kere geldi. Limonata, meyve suyu, havuç suyu, bitki çayları, tuz-şeker su karışımı içiyorlar. İlaç olarak sabah ve akşam olmak üzere iki tane Benexol veriliyor ama saf B1 ve karbonat verilmiyor. Mide ağrısı, bulantı, kusma, kabızlık, uyku düzensizliği, idrara sık çıkma, baş dönmesi, deride dökülme, saç dökülmesi, halsizlik, dikkat dağınıklığı, kas ağrısı, genel vücut yorgunluğu, yüksek sese karşı hassasiyet, kilo kayıpları vardır. 

Şakran T Tipi 4 Nolu Cezaevi 

Şakran T Tipi 4 Nolu Cezaevi’nde uzun süredir hastahane sevkleri yapılmadı. Ortak alan, spor kaldırıldı. Mektuplar verilmiyor. Sık sık talan edercesine aramalar yapılıyor. İdare tarafından verilen kimlik kartları odalarının dışına her çıktıklarında göstermeleri zorunlu, aksi durumda disiplin soruşturması ve ceza veriliyor. Askeri nizamda yürütülmek isteniyorlar; sürekli tahrik ve taciz edici sözlerle hakaret ve tehditlere maruz kalıyorlar. Mevcut kitaplar, toplatıldı. Gazete ve dergiler sınırlandırıldı. Ailelerin ziyaretleri sırasında üst aramaları taciz boyutunda.

Açlık grevindekiler ayrı ayrı odalarda kalıyor, bir araya getirilmiyor. 24 Mart’ta doktor  sadece bir kere gelip tansiyon ölçtü. Üstelik tutsaklarla dalga geçti. Revire gidişte kimlik dayatması olduğu için gitmiyorlar. Sağlık personeli tarafından tansiyon, kilo, şeker kontrolü yapılıyor. Bazen gardiyanlar da tansiyon ölçüyor. Sadece B12 alıyorlar. Günlük çay, meyve suyu, su, kahve, limonata tüketilmekte, karbonat alınmamaktadır. Sık idrara çıkma, idrar renginde koyulaşma, baş dönmesi, yoğunlaşmada dağınıklık, kabızlık, gözlerde ağrı, denge kaybı, bulantı, mide krampı, uyku bozukluğu, zaman zaman ateşlenme, tuvalete çıkınca yanma-ağrı, tansiyon düşüklüğü ve kilo kayıpları var.

Talepler yerine getirilene kadar

Raporda son olarak, “Tutsakların talepleri yerine getirilene kadar açlık grevlerine devam edecekleri, talepleri yerine getirilmedikçe de açlık grevine katılan tutsak sayısının artacağı kendileri tarafından görüşmelerde dile getirildi. Sağlık durumları kötüye gidiyor; ruhen ve fiziken geriye dönüşü olmayan ağır hasarlar oluşacak. En ufak bir olumsuzluğun diğer mahpushanelere de olumsuz anlamda sıçrayacağı düşünülmektedir. Yetkilileri bu duruma, mahpusların isteklerini dikkate alan bir yerden yaklaşılmasını beklemekteyiz. Hem yetkilileri hem de kamuoyunu duyarlılığa davet etmekteyiz“ denildi. 

HDP heyeti: Sonuç alınamadı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü, Sibel Yiğitalp ve beraberindeki heyetle önceki gün Şakran Cezaevi T2 ve T4 bölümü yetkilileriyle görüştü. 

Görüşme sonrasında Şakran Cezaevi önünde bir açıklama yapan HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, „T4 bölümündeki yetkililer grevcilerle görüşeceklerini söyledi. T2 bölümündeki görüşmemizde de ‘bizim burada hiçbir problem yoktur bütün mesele siyasidir’ diyerek konuyu Ankara’ya havale etti. Her iki cezaevi müdürü de konuyu Adalet Bakanlığı’yla yapılacak görüşmeye yönlendirdi” diye konuştu.

Kürkçü, bir çözüm işareti alamadıklarını ifade ederek, şunları aktardı: “Her ne kadar sabırla beklediysek de bir adım atabilecek noktaya gelinmediğini söyleyebiliriz. Endişemiz devam ediyor. Mutlaka açlık grevlerinin hem tutuklu ve hükümlülerin onurları korunarak hem de ihtiyaçlar ve talepler karşılanarak çözümü için çalışmaya devam edeceğiz.“

HDP Amed Milletvekili Sibel Yiğitalp da „Cevap alamadık bugünkü görüşmede. Her geçen gün zamanı tüketiyoruz. Hızlıca adımlar atılmalı. Burada adım atması gereken hükümettir. Adalet Bakanlığı biran önce talimat verip cezaevlerindeki koşulları insani bir çizgiye çekmeli” dedi.  


Silivri ve Erzincan da

Başka cezaevlerinde de süresiz-dönüşümsüz açlık grevinin yapıldığına dair dün akşama doğru yeni bilgiler geldi.

DİHA muhabiri Ömer Çelik bulunduğu Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nden yolladığı mektupta, 10 tutsağın 5 Nisan’dan itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlattıklarını iletti. 

Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan tutuklar da gönderdikleri mektupla 15 Mart’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olduklarını bildirdi. 


Bolu’daki tutsaklar: Büyüteceğiz

Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdüren tutsaklar, talepleri karşılanıncaya kadar eylemlerinden vazgeçmeyeceklerini iletti. 

Tutsakları ziyaret eden Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi Raziye Öztürk Turgut, mesajlarını paylaştı. 

Bolu’daki tutsakların bedel ödemeye hazır olduklarını söylediğini kaydeden Turgut, “B1 vitamini talepleri var ama idare cevap vermemiş. Tansiyon için revire götürmek istiyorlar; ancak tutsaklar gitmiyor. Tutsaklar, süresiz-dönüşümsüz açlık grevi direnişlerini giderek büyüteceklerini belirttiler“ dedi. 


Grevdekilere ters kelepçe

Balıkesir Kepsut L Tipi Cezaevi’nde açlık grevi eylemini sürdüren tutsakların ters kelepçe işkencesine maruz kaldığı öğrenildi. 

Balıkesir Kepsut L Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Ferdi Aydın, ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde hak ihlalleri ve açlık grevi eylemini sürdüren tutsaklara dönük yaptırımlara ilişkin bilgi verdi. Aydın, açlık grevi eylemini sürdüren tutsakların götürüldükleri başka bir koğuşta ters kelepçelendiklerini ve yere yatırıldıklarını söyledi. Grevde olanların ve hasta tutsakların hastaneye götürülmediğini bildiren Aydın, grevde olanların durumunun kötüye gittiğini aktardı.


Son görüşümüz olabilir

Açlık grevinin 51. güne girdiği Şakran Cezaevi’ndeki tutsaklardan Özkan Yaşar’ın annesi Hazal Yaşar, Gazete Karınca’ya konuştu, son durumu anlattı.

Oğlu Özkan Yaşar ile en son görüşün 3 Nisan’da eşi tarafından gerçekleştirildiğini belirten anne Hazal Yaşar, eşinin, oğlunun görüşe dahi gelirken yürümekte zorluk çektiğini aktardığını belirterek şunları söyledi: „Görüşte babasına ‘Baba bu son görüşümüz olabilir’ deyip gitmiş. Görüşe bile gelirken zar zor yürümüş. Sağlık durumları o kadar kötü.

O, açlık grevine girdiğinden bu yana evimizde tencere ocağın üstüne gitmez oldu. Ben hastayım, bir sürü ilaç içiyorum ama o açlık grevine girdikten sonra ben de ilaçlarımı kestim. Oğlum orada o haldeyken bu dünyayı ne yapayım? Oradaki çocuklar öldükten sonra bu dünyadan bize ne! Biz anayız, çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz. Çocuklarımız ne istediler ki? Daha önce de dilekçe verdiler durumun düzelmesi için ama onlara ‘Siz teröristsiniz’ deyip geri çevirdiler.“



Kürtçe savunmaya yasak!

Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi Disiplin Kurulu, Kürtçe savunma yapmayı yasakladı. 

Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki siyasi tutsakların da süreli ve dönüşümlü açlık grevi eylemi 22. gününde devam ediyor. İHD Şubesi avukatları ile görüşen tutsaklar, taleplerin karşılanmaması halinde eylemlerini süresiz-dönüşümsüz olarak devam ettireceklerini belirtti. Askerler ile koğuşlarda arama yapan gardiyanlar, tutksakların her şeyine el koydu. Cezaevi Disiplin Kurulu’nda Kürtçe savunma yapmak isteyen tutsaklar cezaevi yönetimi tarafından engellendi.



Duyarsızlığın izahı yok

HDP Amed Milletvekili Nimettullah Erdoğmuş, bedenlerini açlığa yatıranların, problemi bundan daha ağır ve daha zorlu bir şekilde nasıl ifade edebileceğini belirterek, „Yani başkaları yaşasın, başkaları özgür olsun diye kendi bedenini, kendi hayatını feda edenlere karşı duyarsız olmanın izahı olabilir mi?“ diye sordu. Eğer ‘Bunlar niye böyle yapıyor bıraksınlar’ gibi sığ bir yaklaşım söz konusuysa ne onların ne ülke problemlerinin ne de bekleyen gerçek tehditlerin görüleceğini vurgulayan Erdoğmuş, Erdoğan’ın Amed’deki mitinginde „Cezaevlerinde çocuklar anneleri ile Kürtçe konuşamıyordu şimdi rahat rahat Kürtçe konuşuyorlar“ sözlerine işaret etti. Erdoğmuş, şöyle devam etti: „Problem burada başlıyor. ‘Biz yoktuk bu yoktu, biz vardık bu var. Bizden bekleyin, bizden isteyin’ demek, problemin ana kaynağıdır. Sanki çıkıp bir şeyler isteyen, bir şeyler dilenen bir kesim var. Kürtler kimseden bir istekte bulunmuyor. Sorunları, barışçı, demokratik ve insani bir çerçevede konuşalım, birlikte çözelim.“


Grevde olduğu için duruşmaya katılmadı


Adana’da „TC hükümeti ve devletini alenen aşağılamak” suçlamasıyla yargılanan HDP’li vekil Meral Danış Beştaş, açlık grevinde olduğu için SEGBİS’le katılmadığı duruşması yine ertelendi. 

Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde tutuksuz yargılanan Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın ikinci duruşması görüldü. Silivri Cezaevi’nde rehin tutulan HDP’li Beştaş, açlık grevinde olması ve sağlık problemleri nedeniyle duruşmaya SEGBİS’le katılamadı. Avukatların hazır bulunduğu duruşmada savunma yapan Beştaş’ın avukatları iddianamenin müvekkili Beştaş’a tebliğ edilmediğini ve dosyadaki eksikliğin giderilip Beştaş’ın Meclis’te yaptığı konuşmaların da getirtilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, avukatların taleplerini reddederek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 20 Haziran’a erteledi.


60 gün geçilmesin

Dr. Zeki Gül, açlık grevlerinde herkes için kritik eşiğin farklı zamanlar olduğunu ve 50. günden sonra son derece ciddi sağlık sorunlarının başladığını vurguladı. Dr. Gül, 60 ve 80’li günler arasında çok daha sıkıntılı durumların yaşanacağını söyledi.

İzmir Tabip Odası eski Başkanı Zeki Gül, Türk Tabipler Birliği (TTB) bünyesinde 1995’ten bu yana insan hakları alanında çalışma yürütüyor. 1990’lı yıllardan bu yana da açlık grevlerini takip eden Gül, süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerini değerlendirdi. Zeki Gül, açlık grevine giren her kişinin ayrı ele alınması gerektiğini ve özellikle 40. günden sonra vücutta ciddi komplikasyonlar ve geri dönüşümsüz hasarlar tespit edildiğine dikkat çekti.

Açlık grevine girilmeden önce kişilerin mevcut hastalıklarından kaynaklı bedensel anlamda eşit başlamadıkları için herkes için kritik eşiğin farklı zamanlar olduğunu; 50. günde son derece ciddi sağlık sorunlarının başladığını anımsatan Dr. Gül, şöyle devam etti: „50. günlerden sonra geri dönüşümsüz nörolojik sistemde sorunlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle 1990’lar, 2000’ler ve daha sonrasında çok sayıda ve ölüm orucu deneyimi oldu bu ülkede. Belki de dünyada bu kadar açlık grevi yapılan bir ülke yok. Buradan baktığımızdan önemli sorunlardan bir tanesinin nöroloji; yani beyin sisteminin olduğunu söyleyebiliriz. Açlık grevlerinde bütün sistemler sorun yaratabiliyor; görmede azalma, baş dönmeleri, sindirim sistemi yakılmaları. Bunların her biri aslında geçmiş deneyimler ışığından biliyoruz. Sağlıklı olmak sadece bedensel ve ruhsal halin iyiliği değil. Sosyal iyilik hali de gerekli. Bu açıdan yapılması gereken açlık grevinde olanların hayata tutunmaları için gerekli çözümde çaba göstermek. Sadece işin tıbbi boyutu sürece zarar verir. Bizim, Türk Tabipler Birliği (TTB) olarak amacımız tıbbileştirmek değil, etik çerçevede aydınlatmak. Aynı zamanda da sosyal iyilik hali için ne yapılması gerekiyorsa kamuoyuyla paylaşmak.”

Adalet Bakanlığı’nın, TTB’ye geçmişte olduğu gibi şimdi de açlık grevinde olanları ziyaret için onay vermesini isteyen Dr. Gül, 60 ve 80’li günler arasında çok daha sıkıntılı durumların yaşanabileceğini belirtti. Dr. Gül, şunları kaydetti: „Herhangi birinin yaşamını yitirmesi sonuçları itibariyle yıkıcı ve yakıcı olabilir. Bu bir yıkımla sonuçlanırsa; yüzlerce insanın bedensel hasarıyla sonuçlanırsa bu ülkede sosyal iyilik halinden bahsedemeyiz. Aslında hiç birimiz sağlıklı olamayız.“


 İZMİR