"Alevlerin içinden fırlayan Kürtler, Türk askeriyle yüz yüze gelince, gerisin geri alevlerin içine dönüyordu."

Dehşetin evrensel tarihinde yazılı bu cümle, o dönem devletin kendisi olan CHP’nin, 1925-1938 tarihleri arasında, Kürdistan’da döndürdüğü vahşet çarkının bir enstantanesini özetliyor.
Herkesin insanlık şerefi kendine, onuru, gururu evlatlarına, ancak yukarıdaki sözler, yalnız Kürtlerin anlatımı değildir. Türk resmi raporlarında da, "Türk askerini karşısında gören eşkıya, ateşin içine dönmekteydi" denilerek, dehşetten övünme çıkarılıyordu.
Atatürk’ün ölümünden sonra, bu gibi vahşetle insanlığın düşmüş hali olan kırım durdu, ama Kürdün kaderi jandarma postalı, dipçiğine teslim kaldı, yıllar yılı. Kürdistan dili kesilmiş dilsizler tımarhanesine çevrildi.
Bu CHP, bugün iktidara en yakın, başka bir deyişle iktidar alternatifi, ana muhalefet partisidir. Hala kana doymamışlıkla, AKP iktidarını içerde Kürtleri sindirememekle suçlayarak, Türk ırkçısı oyları derleme, MHP'den çalıp toparlama çabasındadır.  
AKP tarafından Araplara ihraç edilmek istenen "Türk tipi demokrasi" de, CHP’nin icadıdır. Türk tipi demokrasi, diktatörün halk tarafından seçilmesidir.
CHP’nin iktidar olduğu 1970’lerin bir kesidi "derin devletin kanlı hasadı" olarak gelişti. 1990’lardaki koalisyon ortaklığı Kürdistan’ın aleve verilmesi yıllarıdır. Devlet eliyle yürütülen kırım ve eşkıyalık "faili meçhul cinayet" gömleğiyle sunuldu.
AKP’nin "seçilmiş diktatör" halleri, bugün ortadadır. Kürdistan meselesine bakışı, ipe un sererek zaman kazanma, seçim geçirme taklaları da…
Dünyanın bütün demokrasilerinde, kötünün alternatifidir ana muhalefet partisi. Gelin görün ki, CHP söylem ve açılımlarıyla faşizmin en hiddetli, şiddetli adayı…
İkili arasındaki tek fark AKP milliyetçiliğinin camiyi üs tutup, alt kültürü taban edinmesidir. Özellikle Kürdistan cephesinde daha çok şiddet vaadeden tutumuyla, "kaçın, CHP geliyor" dedirten yapı kışlacıdır.
Ancak, bu konudaki farklılıkları da ayrıntıdan ibarettir. Başbakan Erdoğan, halkın parasıyla donanan bir iftar sofrasında, askeri Peygamberle özdeşleştirerek kutsiyordu. "Muhammed denilmediği için Mehmetçik deniyor" diyerek.
CHP ise, askeri tapınakları olan Atatürk'le özdeşleştiriyor, 1920-30’ların, yani Hitler çağı rejimleri ve yaşama biçiminin yasını tutup, 10. yıl marşıyla Atatürk’ün ruhunu çağırıyor, bayrağı da ruh çağırmada hayalet olarak dolaştırıyor.
Bayraklardan mayo biçilen bir dünyada, gören bayrakları ipini koparmış, çamura düşmüş sanacak gibi, bayrağım da bayrağım diye diye, ortalıkta delice koşturuyorlar.
Bayrak görgüsüzlüğüyle militarizme övgüler diziyor, darbecilikten sanık generallerin yasını tutuyorlar.
Öte yandan, 1980’e kadar ırkçı, faşist diye meydan savaşlarına giriştiği MHP ile bugün aynı görüş, düşünce ve doğrultuda.
CHP, MHP’ye giden 1920’ler ruhu kitle tabanını geri istiyor. Bunda haklı da. Çünkü MHP ırkçı ideolojisini kafa tası ölçümlerine vardıran CHP. MHP, bunu bile yapmadı.
MHP’nin "kutsal kurt"un mucidi, gerçek atası da CHP’dir.   
Günümüz CHP’si "kurt ırkçılığına" denk düşüp, onunla uyumlu olmak için kendini inkar eden, yeni baba, ata bulma yollarında takla üstüne takla atan talihsiz döneklerle dolu. Balkanlıları, Çerkezleri saymıyor, kendilerine yakışanıyla 1920’ler CHP’sinin ruhunu çağıran en hızlılar Kürtler.
Atatürk döneminde Dersim’de taş üstünde taş, gövde üstünde baş kalmamıştı. Bugün CHP’de ah atam vah atam tamtamlarıyla Atatürk ruhu çağıranların en hızlısı Genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Onun altında da, Kamer Genç ve Hüseyin Aygün sıralanıyor. Üçlü kan adı da devşirilen Dersim’den.  
Kamer Genç, daha iki gün öce, hala kimin gözüne girmek için amuda kalkıyorsa, televizyon ekranlarında köpükler saçarak, "bizim" dediği Tunceli’de, "Kürt bayrağı çekili" diye ihbarında bulunuyordu.
1920’lerde darağacı gölgesinin eksik olmadığı Diyarbakır’dan da, "mostralık" gibi Sezgin Tanrıkulu çıkıyordu. O kendince "iyi aile çocuğu" olarak Kürtlere göz kırpıyordu.
Doğrusunu söylemek gerekiyorsa, AKP oy artışını bunlara borçludur. Bunların adını duyan, "darbecilerin yoluna yatanlar, kırım ve kan sesinin ruhunu çağıranlar geliyor" diye bağırıyor, bağırtı yayıldıkça, AKP’nin oyları artıyor.