Kader beni utandırıyor. Bir kadın olarak, bir Kürt olarak, bir devrimci olarak, bir Özgür Kadın Hareketi üyesi olarak utancım sıfatlarım ağırlığında artıyor. Binbir sebep sayılabilir böylesi olayın nedenlerine ilişkin. Çözümlemek de gerek. Ama durdurmak da gerek. ‘Yeni Kaderleri nasıl önleyebiliriz’ diye de daha acilen ve ciddi düşünmek gerek.  


Çalacak kapı bulamadı mı?

Kaderin arkadaşı olsaydım görmez miydim acısını? Komşusu olsaydım çözemez miydim etrafına örülen ve onu önce ruhsal sonra fiziki olarak boğan atmosferi? Akrabası olsam hissetmez miydim yaşanacakları? Oralara hiç uğramamış mıdır bunca geniş bir örgütlenme alanına sahip kadın hareketlerinden birisi? Görenler, çözenler ve hissedenler çalacak bir kapı bulamamışlar mıdır? Yok mudur öyle kapılar? Çalacakları  kapının adresini ulaştıramamış mıyız o kadınlara?
Olmamışsa bütün bunlar. Artık olması için bıçağın kemiği kesmek üzere olmasıdır Kader. Etrafınıza bakın bu yazı okuyan Kürt kadınları. Komşunuz, akrabanız, arkadaşınıza sahip çıkın. Kimse yapmıyorsa kendinizden başlayın. Sadece bakışlarından bile anlayabilirsiniz öldürülmek, intihar ettirilmek istenen kadınları. Bunun kanallarını açmaktan sorumlu görün kendinizi. Kadın hareketlerini sorumlu kılın bu kadınlar karşısında.

Bize son uyarı olsun!

Bir kapı olmamışsak kadın hareketi olarak artık, o kapıları açmak için son uyarı olsun Kader. Kendimizi sorumlu görelim bu cinayetten. Önleyecek gücümüz ve örgütlülüğümüz olmadığından değil, yeterince duyarlı olmadığımızdan, dokunduğumuz, ulaştığımız yerlerde duyarlılık yaratamayışımızdandır yaşananlar. Yurtsever insanların yaşadığı alanlarda yaşandı bu olay. Bunun için daha ağır geliyor acısı.
Kürdistan özgürlük hareketinin Kürt toplumunda yarattığı çok önemli dönüşümler var. Yüzyılları alacak dönüşümleri 40 yıllık mücadelesi ile yarattı bu hareket. Belki de bu nedenle daha fazla beklenti içindeyiz. Cinayetler sadece Kürdistan’da yaşanmıyor. Ve öyle uzaktan değerlendirenler “gerilik” ve “cehalet”le, feodal değerlerin etkisi ile açıklayıp kendini sıyırmaya çalışsa da öyle olmadığını biliyoruz. Hadi gerilikten çocuklar gelin veriliyor da çağdaşlıktan mı internetten satılıyor pedofili sapıklara küçük çocuklar? Kimse kendini sıyıramaz öyle kolay. Bir bütün erkek egemen kültür hakimken zihniyetlere,  kurumlara özellikle de medyaya sadece gericilik ve feodalite değil suçlusu yaşananların. Ancak sorun bunlardan daha ziyade nasıl önleneceği üzerine düşünmede. Yeni bir kaderle karşılaşmadan önce.  

Kadınların gözlerine bakalım

Demokratik ulus inşası için hamle kararı aldı kadın özgürlük hareketi.  Öyleyse protesto, tepkilerimizi bu alandaki inşaya yönlendirmek için çağrı olsun bu korkunç olay. Devlet neden önlem almadı diye kınayan açıklamalar yapmaktan vazgeçelim. Bu celladından umut beklemek olur çünkü. Örgütsüz, öz savunmasız kadınlara zemin oluştursun bu alandaki inşa çalışmamız. Seçim çalışmalarında kadın hareketi olarak sadece oy istemek için çalmayalım kapıları. En ücra alanlara, köylere, evlere, mahallelere kadar gidip kadınların gözlerine bakalım. Yurtsever bir ailede de en azından çocukları evlendirmeyecek, adı ne olursa olsun kadınları katletmelerini önleyecek duyarlılık ve bilinci yaratmak için çabalayalım. Öz savunma mekanizmalarımızı yaratalım, bunun için zemin olsun bu süreç. Her mahalle de bu cinayetlere karşı önlem geliştirecek, haber verecek tedbir geliştirmeyi sağlayacak birimler örgütleyelim. Diyelim ki “bize haber verin”, bir yandan da köyler, evler inşa edelim. Gidecek yerleri olsun kadınların sığınacak değil, özgür alanlar. Oralarda kooperatif komünler oluşturalım. Özgür yaşam evlerinde o boğdurulmuş enerjinin yaratacakları herkesi hayrete düşürecek. Demokratik ulusu asıl bu kadınlar inşa edecek. Yani demokratik ulus olamamanın acısını en fazla yaşayanlar.   
‘Gözü kör olsun Kader’in’ derler sitem yaşanan trajik olaylara. Oysa ben keşke Kaderin gözlerine bakabilseydim de yaşanacakları önleyebilseydim diyorum.



ZOZAN SİMA