
Leutheuser’in fotoğrafları, 4 Eylül’de ABD’deki Albuquerque Barış ve Adalet Merkezi’nde, “Êzîdîler” başlığıyla sergilendi. Çalışmalar ayrıca BBC’nin de içinde olduğu çok sayıda internet dergisi ve sitesi tarafından sergileniyor. Fotoğrafçının bazı eserlerine, “http://www.beyondbordersphotography.com/” adresinden ulaşılabilir.
Fotoğrafçı Leutheuser ile Êzîdîlerle ilk tanışma süreçlerini, günümüzde yaşanan vahşete yönelik düşünceleri ve destek çalışmaları ile ilgili konuştuk.
Êzîdî Kürtlerle tanışma süreciniz ve ilginizin nasıl geliştiğinden bahseder misiniz?
İlginç bir şekilde Êzîdîlerden ilk kez Ermeni ve Kürtlerin tarihsel birlikteliğiyle ilgili bir sorunun cevabının izini sürerken haberdar oldum. 2004 yılında ilk kez Ermenistan’a gittim ve kendimi Ermenistanlı Êzîdîlerin Kürt olup olmadığı tartışmalarının ortasında buldum. Ermeni Êzîdîler Birliği Başkanı Aziz Tamoyan’la röportajımı ve duvarda gördüğüm sade bir Laleş tablosunu hatırlıyorum. O röportaj sonrasında sadece bir gün orayı ziyaret etmenin mümkün olabileceğini umut ediyordum. Üç yıl sonraysa, Türkiye’nin güneydoğusunu gezerken Güney Kürdistan’a yapacağım bir seyahatin bir Amerikalı olarak yeterince güvenli olduğuna karar verdim. Laleş’i ilk kez o yıl, 2007’de ziyaret ettim ve böylece Kuzey Irak Êzîdîleri ile sekiz yıllık ilişkim başladı.
Êzîdîlere olan ilgimin gelişimi üç gerekçeden kaynaklanıyor: Kürt familyası içinde zulmedilen bir “hiper-azınlığın” hikayesi; başta egzotik görünen fakat giderek iç huzur veren dini inançlar ve Êzîdî halkının gerçekten konuksever tutumu... Başlarken bunun ayrıca önemli bir fotoğraf projesinin temelleri olacağını da biliyordum. Êzîdîleri Almanya ve ABD’nin yanı sıra Güney Kürdistan, Şengal, Türkiye, Suriye, Ermenistan ve Gürcistan boyunca ziyaret edip fotoğrafladım. Zaman içerisinde, kamera her zaman elimin altında olmasına rağmen çoğunu değerli arkadaşlarım olarak bildiğim Êzîdîleri fotoğraflamaktan ziyade ziyaret etmeye evrildi amaç.
Bu gezileriniz ve deneyimlerinizden hatırınızda kalan bir sürü anı da vardır tabii...
Evet; şafak öncesi Laleş’te hafif bir dua ile uyanmak ya da Belçika’dan Kuzey Kürdistan’daki köyüne dönmüş bir Êzîdî ile karşılaşmak gibi şu anda hayatım Êzîdîlerle ilgili zengin anı ve deneyimlerle dolu. Fakat en son bu yıl Nisan ayında çok fazla bir araya geldik. Dağda ve dağın etrafındaki bütün Êzîdî türbelerini fotoğraflamak amacıyla üç yıllık projemi tamamlamak üzere Şengal’e dönmüştüm. Hatırlıyorum, Şêx Xidir olarak çağırdığım arkadaşım ve ev sahibim, eve dönerken bana, göstereceği son bir türbe olduğunu söyledi. Engebeli yoldan mor ve sarı kır çiçekleri boyunca yürüdükten sonra karşılaştığım küçük antik türbenin güzelliği hiçbir sözcükle ifade edilemez.
Şengalli Êzîdîlerin mevcut durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şengalli Êzîdîlerin halen devam eden insani ızdırabı, kelimelerle anlatılamıyor; insan kavrayışının ötesinde. Şu anda mülteci olan Êzîdî dostlarımla temas halindeyim ve haberleri yakından takip ediyorum. Sadece komşularının çoğunun IŞİD ile işbirliği içinde kendilerine saldırmasından dolayı da değil; ayrıca peşmergenin kendilerini koruyabilme yeteneğine olan güvenlerini kaybettiklerinden de çoğu Şengal’e asla dönmeyeceğini açıkça söylüyor. Sadece güvende olmak istiyorlar ve Şengal’de bir daha asla güvende olabileceklerini hissetmiyorlar. Düşüncem o ki, bu soykırım ile Êzîdîlerin Güney Kürdistan ya da yurtdışına yerleşmeleri neticesinde bölgede halklar topluluğu yok edilmek isteniyor. Hasar derin ve kalıcı.
Geçtiğimiz 4 Eylül tarihinde Amerika’da Albuquerque Barış ve Adalet Merkezi’nde ‘Êzîdîler’ başlıklı fotoğraf serginiz açıldı. Biraz bahseder misiniz?
IŞİD cihatçılarının son saldırıları nedeniyle, Êzîdîlerin durumunu tartışmak üzere fotoğraflarımı kullanarak bir sunum yaptım. Güney Kürdistan’daki Êzîdî bir aile ile kurduğumuz bir yardım programı aracılığıyla Êzîdî mültecilere bağışta bulunulmasını da talep ettik. Bu soykırım olayı, Êzîdîlerin geleceği açısından yeni bir tehdittir. 3 Ağustos saldırısı öncesine kadar çok az kişi Êzîdîlerin varlığından haberdardı. Ama şu anda birçok insan Êzîdîlerin farkında.
Êzîdîlerin mevcut durumuna ilişkin daha fazla farkındalık yaratmak amacıyla önümüzdeki dönemde de sergi ya da başka çalışmalar planlıyor musunuz?
Şu anda Almanya’da bir Êzîdî ile birlikte doktora tezim üzerine çalışıyoruz. Sonbahar boyunca planlanan sunumlara katılacağım; fakat bunun yanında Êzîdîlerin mevcut durumunu anlatmak amacıyla sergi ve konuşmalar düzenlemek için mekanlar aramaya da devam edeceğim. Ocak 2015’te ise ABD Florida’da Kürt Çalışmaları Konferansı’nın düzenlediği bir konser dahilinde Êzîdîlere dair fotoğrafların sergisi olacak.
SUNA ALAN/LONDRA