Doğa merhameti ve sevgisiyle kucaklar kendi mevsimini. Sonbaharın vazgeçilmez bir mücadele sergileyen doğa ana görkemli duruşuyla, kışa boyun eğmeden baharın müjdeleyici gülümseyişine karşılık verir. Sonbahar çürüyüp yok olmayacağına inanarak ve umudunu bahara bağladığından sonuna kadar direnir. Sararan yapraklarını kara kışa inat yok etmeden rüzgarla dansından sonra toprağın kucağına bırakır. Bırakır ki baharın yeniden canlılığını teslim etsin toprak ana… Bahar; sonbaharın yarım kalan mücadelesinin tamamlayıcısı ya da verdiği mücadelenin ürünüdür. Mücadele güzelleştirir ya, bunu en somut bahar mevsiminde görürüz. Belki de bu yüzdendir bahar mevsiminin bu kadar sevilmesi ve insanda heyecan uyandırması.
Yağan yağmur tanecikleri birer sevinç kaynağı gibi toprağa düşerken, toprak ana bahar ile yeşillik ile kavuşmanın umudunun son zirvesini yaşamaktadır. Toprak aylardır umutla beklediği yağmur taneciklerine hasretle kucaklaşır. Ve kökler salıverir kendisini toprak ananın bağrına. Tomurcuk vakti gelmiştir. Yeniden yaşamanın verdiği güzelliği çağrıştırır açılan tomurcuklar. Her bahar yeniden vazgeçmeksizin, zamanında direnerek boy gösterir. Direnen insanlar ne de çok benzer anasına. ‘Direnmenin yaşamak’ olduğunu haykıran direnişçilerin ilk mevsimidir Mart ayı. Kadınların özgürlük çığlıklarının yükseldiği, anlamı içinde barındıran, bahar mevsimine adım attıran aydır. Mart ayı; Besê Anuşların Kürdistan toprağına başını yasladığı, direniş geleneğinin zincirlerine sımsıkı tutunanların sembolüdür. Şiirsel güzelliğin hatırlatıcısıdır bu nazende bahar ayı. Birbirinin farklılıklarını hor görmeden bir bütünü tamamlayan güneş, yağmur tanecikleri, toprak, ağaçlar, çiçekler, dağlar ve doğanın kucağında var olan tüm canlılar birlik içinde yaşamanın örneğini insanlara sergiler. Tıpkı özerkliklerin bir arada eşit, demokratik bir yaşam sürdürmesi gibidir.
Ve kadınlar… Yaşam en çok kadında somutlaşır. Çünkü yaşamı güzelleştiren, onunla bütünleşen de kadındır. Kadındaki akıcılığın, enerjinin yansımasıdır bahar mevsimi. Doğanın direngen yüzünün güzelliğini gösteren bahar mevsimi 8 Mart coşkusunu, özgürlük çığlıklarını içinde barındırır. Ve her 8 Mart kadınlar mücadele geleneğinin zorluklarını, güzelliğini bu bahar mevsimine tekmil vererek yeni bir yıla kendisini hazırlar. Ve her yıl bu günde özgürlük mücadelesinin kendisini yenilediğini, adım adım yaklaşıldığı müjdesini tüm kadınlara verilmek istenir. Ortadoğu kadın devrimine öncülük eden Kürdistanlı kadınlar ve bu mücadeleye dünyanın her yerinden katılan savaşçı kadınlar olmuştur ve olacaktır.
Bahar mitolojisini besleyen uzun saçlı Mezopotamya kadınları tarihte olduğu gibi bugünde egemen sisteme, baskıya, kadın düşmanlarına, toprak işgalcilerine, faşizme boyun eğmeden onların korkulu rüyası haline gelmiştir. Kış tanrısına karşılık, bahar tanrıçasının topraklara güzellik getirmesi dileğiyle uzun saçlılar saçlarını toprağın köklerine salıverir. Ve toprak o köklerle bütünleşir ve kabul eder. Yani bağrına basar, onu tercih eder. Yani baharı ve kadını… Ve o andan itibaren Mezopotamya topraklarına bahar hakim olur. O günden sonra buralar verimli topraklar haline gelmiş. Mitolojilerin hakikatle bağına inananlar bunun tarihsel, toplumsal ve coğrafi olarak da bugünkü gerçekliğini görmekte zorluk çekmezler. Kadın gücünün neler başarabileceği günümüzde yaşanan savaşlarda çarpıcıdır. Savaşla beraber, politik anlamda da kadının gelişimi öncülük düzeyine gelmiştir. Bunun en somut örneği Rojava Kürdistan’ın devrimidir. Dünyanın her yerinden Kürdistan’a akın eden kadınlar YPJ çatısı altında birleşip görkemli bir direniş yürüttüler ve bu devam etmekte. Tabi direniş ilhamlarını dağlı kadınlardan; YJA Star’dan aldığını bilmek önemlidir. Mezopotamya topraklarında başlayan özgürlük kıvılcımları özelde Ortadoğu kadınları ve tüm dünya kadınlarına umut vaat ediyor.
Bu yüzden günümüzde egemenler en çok kadının direnişinden, savaşından korkmaktadır. O yüzdendir bu kadar kadın katliamları, tecavüz ve tacizler! Çünkü erkek egemen zihniyet kadının kendi baharını yaşamasını istememekte ve bunun içinde elinden geleni yapmaktadır. Fakat yine de başarılı olamıyorlar. Baharın sonu olur mu hiç? Doğada sadece kendini yenilemek vardır. Ve bu yenilenme de bahar mevsiminde gerçekleşir. Kışın zemheri zorluğuna rağmen hiçbir tomurcuk baharı beklemekten vazgeçmez. Sabırla, inatla, umutla bekler. Kadın da bekler, bekler çünkü ondaki evrensel güzellikle ancak yaşamın inşa edileceğini bilir.
2020 yılının baharında kadınlar yeni bir direnişle, yeni özgürlük umutlarıyla köklerini salıverecekler toprağa. Bir kere bağlar birbirine tutundu mu bırakması imkansız ya bundan sonrası sadece tek bir umut beslenecektir toprakta. O da; özgürlük tohumları…