Emine Bulut yaşayabilirdi. Ancak bir kadın cinayeti veya bir saldırı anında ilkyardım bilmeyecek, öğrenmekten erinecek kadar sorumsuz olduğumuz için videoyu çeken herkes gibi biz de bu cinayeti izleyecektik.

 Görüntü hafızalarımızda yer etti; ancak hâlâ çoğumuz İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için ne anlama geldiğini dahi bilmiyor. Çünkü ilgilenmiyor. Çünkü o an kustu içindekileri ve bazılarımız da erkekliğini.

 Türkiye’de evlenmiş kadınların yüzde 36’sı eş veya birlikte oldukları erkekler tarafından yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalıyor. Aynı grup kadın için cinsel şiddet oranı ise yüzde 12.

Şiddet uygulayanlara karşı tedbirler düzenleyen, kimlik değiştirmeye kadar birçok hak tanıyan ve kadın örgütlerinin mücadelesi sonucu yürürlüğe giren 6284 etkin uygulandığı takdirde kadınları koruyor.

 

ZABEL MİRKAN

 

Sosyal medyada paylaşılmasının ve herkesin erişebildiği bir videoyla aktarılması nedeniyle dört yıl önce boşandığı erkek tarafından canice katledilen Emine Bulut cinayeti herkesin gündemi oldu. Videoyu izlemek istemezken dahi buna maruz kalanlar olarak (ses kaydı, Emine Bulut’un çığlığının slogana evrilmesi gibi nedenlerle) ne yapacağımızı, nerede durduğumuzu bilemez ya da düşünemez hâle geldik.

DAİŞ yakınımızda

Peki kadın kırımı dediğimiz kadın cinayetlerinin son derece fazla olduğu bir coğrafyada yaşıyorken, Emine Bulut cinayeti bizi neden bu kadar sarstı? Çünkü an’a tanıklık etti. Bir kadının canice ve planlı bir şekilde katledilmesini izledik göz göre göre. Önceleri sadece bir haber değeri taşıyan “Kocası tarafından boğazı kesildi”nin ne olduğunu izledik. DAİŞ’in ne kadar yakınımızda olduğunu bir kez daha, yeniden kavradık. Bizler kadar videoyu çeken, o lokantada yemek yiyen insanlar da izledi bu cinayeti.

İlkyardımı bilmeyecek kadar sorumsuzuz

Cinayetten sonra bir hekim diyordu ki “şahdamarı kesildiği için tampon yapılabilir”, Emine Bulut yatar pozisyonda üzerine onu sıcak tutacak ne varsa örtülüp ambulans gelene kadar bekletilebilirdi. Yani yaşayabilirdi. Ancak bir kadın cinayeti veya bir saldırı anında ilkyardım bilmeyecek, öğrenmekten erinecek kadar sorumsuz olduğumuz için videoyu çeken herkes gibi biz de bu cinayeti izleyecektik. Elimiz mahkumdu. İzledik. Belki cesur bazılarımız eski koca ve Emine Bulut arasına girecekti. Ancak toplu taşımada, sokakta uğradığımız tacize ses çıkardığımızda yanımızda olan insan sayısını düşününce bu ihtimal fersah fersah ötede duruyor.

Yasaları dahi bilmiyor, ilgilenmiyoruz

Başkalarının şok anında olmasıyla ilgili veya değil, Emine Bulut o gün o lokantada yalnızdı. Kaşını, gözünü beğenmediği insanları dahi tutuklayan bir devlet, Emine Bulut’u korumakla yükümlü olduğu yasaları yürürlüğe sokmadığı ve kadın cinayetlerini önlemek için tek bir adım dahi atmadığı için Emine Bulut, o gün o lokantada kızının gözleri önünde dört yıl önce boşandığı erkek tarafından katledildi. Görüntü hafızalarımızda yer etti; ancak hâlâ çoğumuz İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için ne anlama geldiğini dahi bilmiyor. Çünkü ilgilenmiyor. Çünkü o an verdi tepkisini, kustu içindekileri, tanıklığın verdiği acıyı ve bazılarımız da erkekliğini. Sonrası mı? Biz kadınlar olarak yine toplu taşımada, aydınlanması olmayan sokaklardan geçerek evimize dönerken tek başımızayız. Yalnızız. Yarın bir cinayete “kurban” gittiğimizde, erkek failimiz mahkemeye takım elbiseyle çıkıp “Seviyordum, pişmanım,” deyip iyi hâl indirimi alabilecek.

Neden öldürülüyoruz?

Hacettepe Üniversitesi’nin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın desteğiyle yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de evlenmiş kadınların yüzde 36’sı eş veya birlikte oldukları erkekler tarafından yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalıyor. Aynı grup kadın için cinsel şiddet oranı ise yüzde 12.

Araştırmaya göre, kadınlara yönelik en yaygın şiddet biçimi duygusal şiddet. Duygusal şiddete maruz bırakılan kadınların oranı ise yüzde 44.

Kendi evlerinde öldürülüyorlar

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi, en son yayınladığı Dünya Kadın İlerleme raporunda kadınlar için en tehlikeli yerin kendi evleri olduğunu açıkladı. Ayrıca bu rapor, 2017’de işlenen kadın cinayetlerinden yüzde 60’a yakınında katilin aile üyelerinden biri olduğunu belirtiyor. Türkiye’de bizim ulaşabildiğimiz verilere göre 2019 yılının ilk 6 ayında 100 kadın aile üyeleri tarafından öldürüldü. İlk 6 ayda öldürülen 214 kadının 63’ünün de kim tarafından öldürüldüğü henüz tespit edilememiştir.

Haziran’da 40 kadın öldürüldü

Haziran ayında işlenen kadın cinayetlerinin 8’i şüpheli ölüm olarak kaydedilirken, 21 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 2’si ekonomik bahaneyle, 9’u boşanmak istemesi, barışma isteğini reddetmesi, arkadaşlık isteğini reddetmesi gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor. Öldürülen 40 kadının 14’ünün kim tarafından öldürüldüğü tespit edilemedi, 12’si evli oldukları erkek, 3’ü eskiden evli olduğu erkek, 2’si eskiden birlikte olduğu erkek, 2’si komşu, 1’i birlikte olduğu erkek, 1’i oğlu, 1’i eniştesi, 1’i ağabeyi, 1’i eski damadı, 1’i babası, 1’i de damadının ailesi tarafından öldürüldü.

Haziran ayında işlenen kadın cinayetlerinin 8’i şüpheli ölüm olarak kaydedilirken, 21 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 2’si ekonomik bahaneyle, 9’u boşanmak istemesi, barışma isteğini reddetmesi, arkadaşlık isteğini reddetmesi gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

Temmuz 31 kadın öldürüldü

Bu ay işlenen kadın cinayetlerinin 5’i şüpheli ölüm olarak kaydedilirken, 16 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi. 2’si boşanmak, 4’ü ayrılmak ve 4’ü de başka konularda kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe;  adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor. Temmuz ayında öldürülen 31 kadının 7’sinin kim tarafından öldürüldüğü tespit edilemedi, 11’i evli oldukları erkek, 1’i eskiden evli olduğu erkek, 1’i arkadaşının evli olduğu erkek, 1’i abisi, 1’i babası, 1’i damadı, 1’i torunu,1’i tanıdık birisi, 6’sı birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü. Öldürülen kadınların 16’sı ateşli silahlarla, 5’i kesici aletle, 1’i boğularak, 3’ü darp edilerek öldürüldü. Ne yazık ki 1’i yüksek bir yerden şüpheli bir şekilde düşerek ve 5’inin nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi.

6284 ve sonuçları

Şiddet uygulayanlara uzaklaştırma, yakın koruma gibi birçok tedbiri düzenleyen; kadınları maddi olarak güçlendirmekten kimlik değiştirmeye birçok hak tanıyan ve kadın örgütlerinin yıllarca süren mücadelesi sonucu yürürlüğe giren 6284 etkin uygulandığı takdirde kadınları koruyor.

6284 etkin kullanılmadığı için İstanbul’da uzaklaştırma kararı olan Yasemin C. sokak ortasında evli olduğu ve boşanmak istediği erkek Hasan Engin C. tarafından silahla vurularak ağır yaralandı. “İşimi yarım bırakmayacağım” diyen saldırgan, hastanede tedavisi devam eden Yasemin’in yanına silahla girmeye çalışırken yakalandı. Yasemin yaşam mücadelesi veriyor, ancak bu ay 6284 etkin uygulansaydı, kadınlar yaşıyor, çocuklar da annesiz kalmayacaktı. Öldürülen kadınların 13‘ünün çocuğu vardı, 1’i hamileydi...

 
 

‘Kadın cinayetleri politiktir’ dövizine polis engeli

 

Êlîh’te yürüyüş gerçekleştiren TJA üyelerinin ‘Kadın cinayetleri politiktir’ dövizi taşımaları, “kadın cinayetleriyle ilgisi bulunmadığı” gerekçesiyle engellendi.

Özgür Kadın Hareketi (TJA) üyeleri, kadın katliamları, kültürel soykırım, çocuk istismarı ve doğa katliamlarına karşı başlatılan ‘Değişim ve özgürlük için sen de ayağa kalk” kampanyası kapsamında Êlîh’te yürüyüş gerçekleştirdi. Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar, “Ölmek istemiyoruz” pankartı arkasında Dörtyol’a doğru yürümeye başladı. Kadınlar, ellerinde ‘Eşbaşkanlık sistemi mor çizgimizdir’, ‘Jin jiyan azadî’, ‘Emine Bulut’, ‘Kadına şiddet, topluma şiddettir’, ‘Erkek adalet değil, gerçek adalet’ ve ‘Kadın cinayetleri politiktir’ yazılı dövizler taşıdı. Ancak ‘Kadın cinayetleri politiktir’ yazılı döviz, polisi rahatsız etti.

Bu dövizin kadın cinayetleri ile ilgisinin bulunmadığını söyleyen polisler, dövizin taşınmamasını istedi. Bu nedenle kadınlarla polisler arasında tartışma çıktı. Bir diğer tartışma konusu ise, çevik kuvvet polislerinin kadınların yanı başında yürümeleri nedeniyle yaşandı. Milletvekili Feleknas Uca’nın bu duruma tepki göstermesi üzerine çevik kuvvet polisleri yürüyüşü geriden takip etmek zorunda kaldı.

Kentte faaliyet yürüten Bahar Kültür Merkezi’ne bağlı Koma Arbane grubunun ritimleri ile yürüyüşlerine devam eden kadınlar adına HDP Batman İl Eşbaşkanvekili Gülcemal Erdinç yürüyüş sonrasında açıklama yaptı.

Nedeni erkek adalet düzeni

Kadın cinayetlerine neden olan sistemin, erkek egemen sistem ve adalet düzeni olduğunu söyleyen Erdinç, “Kadınların öldürülmesine hiçbir zaman sessiz kalmayacağız. Bugün burada polisler bizlerin pankartlarına dahi izin vermiyor. Bir yürüyüşümüze onlarca polis ve TOMA getiriliyor ama dün otogarda bir yurttaş herkesin gözleri önünde öldürülürken sessiz kalınıyor. Yaşanan o olayı da kınıyoruz” dedi.

 

ELÎH