PKK’nin 38. kuruluş yıldönümünde aklıma en çok sen geliyorsun. Bu sensiz kutladığımız dördüncü yıldönümü.
İlk kongreye gidişini, kadın sorunu için hazırladığınız taslağı, heyecanını ne kadar sade ve içten anlatıyorsun "Hep Kavgaydı Yaşamım’’ kitabında. Kongre öncesinde ve sonrasında eğittiğin kadınlar geliyor aklıma. Acaba onlar bu yıldönümünde seni nasıl anıyorlar?
Aradan geçen onlarca yılda büyüyen, gelişen ve özgürlük için savaşan kadın ordusu, kadın partisi karşısında yaşadığın duyguları hayal ediyorum. Kadın özgürlüğündeki devrimsel adımların, gözlerini nasıl ışıttığını, yüzünü nasıl güldürdüğünü ve yüreğini nasıl coşturduğunu düşünüyorum. Tanık olduğum, birlikte yaşadığımız anları yeniden yaşıyor gibi oluyorum. Hakikati dile getirdi Rêber Apo, seninle kadın tarihini özdeşleştirirken.
Bu kuruluş yıldönümünde fiziksel yokluğunu hissettiğim kadar ruhsal varlığını da hissettim. Özgürlükten, demokrasiden ve bilhassa barıştan yana adımların seni ne kadar heyecanlandırdığını düşündüm.
‘Önce kadınları vurun’ diyen sistem aklının seni vuran zulmüne inat direnen tüm kadınların eyleminde bir parça sen varsın. Tıpkı onlarca yıl Rosa Luksemburg’un var olduğu gibi!
21. yüzyılı kadın devrimi ile karşılamaya yeminli Kürdistan özgürlük mücadelesinde yer alan kadınların 38. yılda attıkları her adımda senin nabzın var. Senin düşmana asla boyun eğmeyen emsalsiz direniş damarlarınla, bugün tüm Kürdistan coğrafyasında, Ortadoğu topraklarında kadın gerillalar direniyor.
Yaşamın her alanına büyük bir özenle sergilediğin sevgiyi, bugün kadınlar da özenle koruyup büyütüyorlar, kadın devriminin çocuğu olarak özgürlüğü besliyorlar. Elazığ’dan Fis köyüne yola çıkarken yüreğini coşturan ve kıpır kıpır eden duyguların bugün kadın devrimine akan, kadın devrimiyle akan her kadının yüreğinde tazeliğini koruyor.
Kadın devrimi acının, zulmün, şiddettin kasıp kavurduğu bu toprakların dermanı olacak. Sen bu hakikati yürekten hissederdin. Karanlık olan ve değdiği her şeyi karanlığa boğan egemen erkek aklın bin bir yüzünü gördük biz, onca yıllık mücadele hayatımızda. Sen ilk ve en uzun soluklu mücadele eden kadın yoldaşımızdın. Bu bin bir yüz karşısında hakikatimizi nasıl kaybetmeyeceğimizi bize sürekli hatırlatandın, hala öylesin. Bu bin bir yüz zulmünü çok çeşitli biçimlerde ve birçok mekanda halklara uyguluyor. Bu bin bir yüz kadını bir yandan şiddetle, kırımla imha ederken diğer yandan sahte estetik ve aşk söylemleri ve yaklaşımları ile yutuyor. Kadın devrimine giden hakikatleri karartmak için zihnimizin, yüreğimizin, ruhumuzun ve sezgilerimizin tüm ışıklarını söndürmek istiyor. İçimizi karartıp umudumuzu, inancımızı ve binlerce bedelle kazandığımız değerlerimizi yıkmak istiyor. 38. yılına giren ve Ortadoğu’da olduğu kadar dünyada da halkların barış ve özgürlük umudu olmaya devam eden PKK’nin bir kadın partisi olduğunu ve kadın devrimini hedeflediğini ifade eden Önderliğini amansız bir tecritle cezalandırıyor. Buna rağmen senin adını alan, iddianı ve zulmün suratına tüküren cesaretini giyinen birçok genç kadını, kadın devrimine akmaktan alıkoyamıyor.
Bu genç kadınlar zulmün bin bir yüzüne de tükürmeye yeminli olarak giriyor 38. kuruluş yılına. Bilgeliğini ve direnişini kuşanan binlerce kadın, bu bilgeliği ve direnişi kadın devriminin zaferine kilitleme kararlılığı ile karşılıyor yeni kuruluş yıldönümünü. İzlerini, anılarını, kulağımızda ve yüreğimizde yankılanan özlemlerini ve ütopyalarını anlayan ve paylaşan kadınlar, kadın devriminin bilimini örüyorlar, dünyaya ve topluma jineoloji ile bakıyorlar. Sen demek olan tarihimizi senle ve sana layık olma iddiasıyla bilince çıkarma çabasındayız.
Rosa Luxemburg ‘kapitalist olmayan toplum’ hakikatini keşfetti. Onun bu tarihi tespitini, Rêber Apo, ahlaki ve politik toplumun asla bitirilemeyeceği hakikatini dillendirerek layıkıyla anlamlandırdı. Yaşamın ve şehadetinle sen de her iki hakikatin militanısın. Zulmün bin bir yüzünün katletmek için sınırsız bir saldırganlık içinde olduğu bu süreçte, senin yolunda yürümekten, Rosa ve Sara’yı sentezleyecek kadın devriminin neferleri olmaktan onur duyuyoruz!