‘Dünyanın her yerinde kadın mücadelesi giderek yükseliyor” bu cümle kurulunca kimi çevreler ne alakası var, kadınlara saldırılar her yerde giderek artarken nasıl böyle cümleler kuruyorsunuz diyorlar. Her ikisinin de karşılığı var.

Kadınlar dünyanın her yerinde geçmişe nazaran daha fazla mücadele yürütüyorlar. Kadınlar daha kararlılar, hem mücadale çıtasını hem de yapmak istediklerini sürekli büyütüyorlar. Ama saldırılarda çok keskin ve yok edici.

Kadınlar iğneyle kuyu kazarak, ilmek ilmek dokuyarak, fabrikalarda yanarak, sokaklarda öldüresiye dövülerek, annelerinin dizlerinin dibinden gözyaşları içinde ayrılarak eksik etek sözünü değiştirdiler. Bir daha asla eskisi gibi yaşamak istemiyorlar. Tabi eskisi gibi derken en yakın haliyle son üç yüzyıllık korkunç döngü bile yeterli.

Dünyanın doğusundan batısına kuzeyinden güneyine kadar her yerde erkeğin kadını bir cinsel metefor olarak görme gerçeğini değiştirmek istiyorlar. Meksika da kaçırılıp, tecavüze uğrayan kadınlar yılmadılar. Şili’de bir taraftan yoksulluk ile mücadele ederken diğer taraftan erkeğin saldırılarına karşı kendilerini savunmak için renkli direnişler örgütlediler. Yıkık Beyrut sokaklarında kadınlar diktatörlüğe karşı özgür bir yaşamı savunmaya çalıştılar. Avrupa’da kadınlar özgür bir çalışma yaşamı için her gün mücadeleye devam ediyorlar.

Ortadoğu’nun tüm sokakları kadınlara kapalı olsa da Kürdistanlı kadınlar yeni bir yaşam umudu ortaya çıkardı. Kürdistan’ın dört bir tarafında kadınlar en çok uzak tuttuldukları güvenlik-savunma alanına öyle bir girdilerki, erkeklik canhıraş bir savaş açtı bu kadınlara. Tam da bundan dolayı Kürt kadınlarının inşa ettiği herşeye Türklük ve erkeklik savaşların en büyüğünü yürütüyor.

Erkeklik savaşının en büyüğünü Türk devleti yürütürken profesörden doktora, öğretmenden öğrenciye, zenginden fakire, dinciden laike, solcudan sağcıya kadar herkesi kadına saldırıya meyilli bir yapı oluşturma çalışıyor. Türk devleti tecavüzcüyü cezalandırmak yerine ona karşı direnen kadınları gözaltına alıyor. Tercih ediyor, çünkü yancısını bulmak zorunda. Devlet büyük saldırgan olarak küçük saldırganları kendi belirlediği sınırlarda seyretmesi için hizaya getiriyor.

Şili’de hükümetin uygulamalarına karşı sokağa çıkan kadınlar “suç benim değil, sorun ne giydiğim nereye gittiğim değil tecavüzcü sensin! #LasTesis” diye bir uygulama başlattılar. Ardından dünyanın her yerinde yankı bulan benzer eylemler örgütlenerek kadınlar birbirlerine ses verdiler. Türkiye’deki kadın hareketleri de eylemler yaptı. Türk devleti bu savaş çerçevesinde kadınları ters kelepçeleyerek gözaltına aldı.

Tabi şahlanan Türklük şahsındaki erkeklik sadece içerde kendine yancı bulmuyor aynı zamanda sınırlarının ötesinde de yancıları var. Güney Kürdistan’da tam da 25 Kasım eylemlerine final verileceği gün din adamları bir fetva yayınladı. Yayınladıkları tarih önemliydi. Çünkü Güney Kürdistanlı kadınlar da 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla 16 gün boyunca eylemler yaptılar. Önceki yıllara göre oldukça hareketli eylemlerdi. Okullarda seminerler verildi. Direnişçileri ile buluşmak için bir grup kadın Rojava’ya gitti. Türk dizilerinin kadına ve topluma sunduğu rollere dönük eleştiriler yapılarak ilgili kurumların tavır alması için çabalar harcandı ve harcanmaya devam ediyor. Tepkilerden dolayı birçok kanal Türk dizilerini yayınlarından kaldırdılar.

İyi, güzel ve doğru yaşama inanan inanç öncüleri özellikle işgale karşı Kürt kadınlarını destekleyen değerlendirmeleri oldu. Ama Türk devletinin şahlanmış erkekliğine destek veren bir grup melle kadınların bu eylemlerinin ardından kadına karşı şiddetin durdurulması için kadını eve kapatacağına inandığı bir fetva çıkardı. Fetvada kadına karşı şiddetin durması için bir girizgah yapıldıktan sonra kadınların taksilere tek binmemesi gerektiği, tek seyahat etmemesi gerektiği tek seyahat ederse eğer saldırıya uğrayacağına dair maddeler sıralamışlar. Türk devletinin şimdiye kadar yaptığı tek bir saldırıya yanıt vermeyen bu mellelerden güney Kürdistan halkının beklentisi işgale karşı direnişe destek fetvasının verilmesi.

Türk devletinin işgaline karşı tek bir görüşü olmayan bu melleler Güneyden Rojava’ya, Kuzeyden Rojhilat’a uzanan direnen kadın elini kırmak istiyorlar. Taksiciler bu durumdan daha fazla rahatsız “kadınlara karşı saldırgan olduğumuzu hissettiren bir fetva” diyorlar. Önümüzdeki günlerde yeni bazı fetvaların da çıkarılacağı söyleniyor.

Güneyli kadın örgütleri de hiçbir sivil toplum örgütüne üye olmayan kadınlar da böylesi fetvaların kadınların şimdiye kadar kazandıklarını ellerinden almak istediklerini söylüyorlar. Bizi eve kapatamazsınız, siyasette, eğitimde, sağlıkta, hukukta, sporda, kültürel tüm çalışamlarda erkeklerden daha başarılıyız diyorlar.

İktidarcı erkeğin saldırıları ortaklaştığı kadar kadınların da direnişi evrenselleşip büyüyor. Erkekler çaldıklarını büyütmek ve korumak için kadınlarsa ellerinden alınanları geri almak için direniyor.

Fetvanın ayrıntılarını rojnews’de bulabilirsiniz: https://rojnews.news/ku/jin/encumena-bilind-a-fedwa-derbare-jinan-de-biryareke-sosret-da-36876