İnsan yaşadığı toprak doğasına benzer. Soğuk, sert asi dağlar yaşamı sert ve direngen kılar. Ovada ise yaşam esnek ve ılımlıdır. Dünyanın en kadim ve zengin topraklarına sahib olan Kürdistan halkı dağ ve ova özelliklerini kişiliklerinde harmanlamıştır. Bu yüzden Kürtler çok benzer yaşadığı coğrafyaya ve ülkesinde. Sıcak ve uysal, asi ve direngen. 

Kürdistan yüksek dağları asi nehirleri bereketli ovalarıyla muhteşem bir coğrafyaya sahip olup binlerce yıl insanlığa beşiklik etmiştir. Bu topraklarda sadece kadın etrafında toplumsallık gelişmemiş ya da sadece kadının insanlığa en büyük armağanı olan neolitik tarım devrimi gelişmemiştir bu devrimin oluşturduğu yaşam tarzını kendisine dayanak yaparak Nemrutların, Firavunların, Dehakların zulmüne karşı köklü bir direniş geleneği de yaşanmıştır bu coğrafyada. Kürtler tarih boyunca Yaşadığı coğrafyanın asi ve direngen özelliklerini yaşamla bütünleştirmiş bunun sonucu açığa çıkan değerleri bir direniş geleneğine köklü bir kültüre dönüştürmüştür. 

Kürdistan’daki direniş geleneğin özü kadının yarattığı toplumsallıktan kaynağını almaktadır. Kürt Kadını bu özü Kürdistan dağlarının görkeminden asi nehirlerinden bereketli topraklarından alıp ruhuyla bütünleştirerek bir isyan topuna dönüştürmüştür. İşte kaynağını tarihin derinliklerinden, yaşadığı coğrafyadan alarak gelen köklü bir direniş geleneği olan Kürt kadın direniş geleneği günümüze dek mevcut var olan egemen eril sisteme karşı kadının yarattığı toplumsal değerleri korumaya çalışarak hep bir isyan halinde olmuş köklü bir kadın direniş kültürü yaratmıştır. 

Tarihin bütün zorbalarına inat hiç bir zaman pes etmemiş hep direnmiş, var ola gelmiş özünü koruyabilmiştir. Bu direniş özü köklü bir geleneğe tarihi bir mirasa dönüşmüştür. Bu mirası besleyerek bir kültüre dönüştüren tarihten günümüze getiren nice sayısız kadın kahramanlar olmuştur. Tarihteki direniş tanrıçaları bazen düşmanın eline geçmemek için kendini uçurumlardan atmış bazen karanlık zindanlarda bir ışık olsun diye kendini diri diri yakmıştır. Direniş geleneğini dünden devralarak bu mirası yarına aktarmışlardır. Ama aktarırken bu mirası her an her gün bedel vererek büyütmüşlerdir. Çünkü onlar yaşadıkları coğrafyaya benzer asi ve onurludurlar asla baş eğmezler. Özünü ondan alırlar savaşçı ve direnişçidirler. Kim ki bunu kabul etmez baş eğdirmek istediyse de karşısında en büyük direnişi göstermiştir. 

Tıpkı Zarifeler, Leyla Qasımlar, Semalar, Zilanlar, Beritanlar, Sakineler gibi. Yaşadıkları her dönemde haksızlığa karşı direnmiş umutların en zayıfladığı dönemde umut olmuşlardır. Asla pes etmemiş yenilgiyi kabul etmemişlerdir. Hep direnmişler hep an da özgürlük tohumlarını ekmiş, bu kökler toprağın derinliklerine indikçe daha çok toprağa bağlanmış her nesil kendini bu kökler üzerinden var etmiştir. Düşman; baskı zülüm yok sayma inkâr etme dedikçe buna karşı da en çok kadın direnmiştir.

Yıl 1980, yer Amed zindanları. Kürt özgürlük mücadelesi zindanda Vietnam’ı da aşan yoğun baskı ve işkencelerle öncüleri boğdurulmak bir halkın iradesi kırılmak istenmişti. PKK tutukluları düşmanın bütün baskı ve zulmüne karşı tarihten miras aldıkları direniş geleneğini ile cevap olmuş bir halkın umutlarının hayallerinin özgürlük tutuklularının baskı ve işkenceyle kırılamayacağını direnişleriyle göstermişlerdi. O dönemde kadın direnemez zayıftır zihniyetini Sara (Sakine Cansız) şahsında yüzlerce kadın her türlü işkenceye direnerek bütün bütün ezberleri yerle bir ederek Kürt kadın direniş geleneğini devam ettirmişlerdi. Bizden ajan çıkaramazsınız söylemi beş bin yıllık erkek egemen sistemin en zorba hali faşist Türk devletine karşı dönemin kadın direniş sloganı olmuştu. Bu sloganın yarattığı ruh bugün yaklaşık kırk yıl geçmesine rağmen hala canlı ve diridir. Yıl 2017 yine Bakurê Kurdistan ve yine zindanlar. Kırk yıldır her türlü askeri siyasi operasyonlara kültürel soykırım politikalarına rağmen kıramadığı Kürt halk iradesini bu gün tek tip elbise adı altında kendi tekçi zihniyetini kabul ettirmeye çalışarak kırmaya çalışmaktadır. Elbette bu öyle kolay olmayacaktır. Köklü bir direniş geleneği olan bir halkın iradesi bu tür baskılarla kolay kolay boyun eğdirilemeyecektir. Tarih yanıltmadı cevap hiç gecikmedi. Önce Van’da tutuklu kadın arkadaşlar saçlarını keserek tepki gösterdi. Van’da verilmek istenen mesaj Kürt kadınlarının bu onursuzluğa karşı asla boyun eğmeyeceğidir.

Yapılmak istenen nedir. Faşist devlet çok iyi biliyor ki Kürtler buna boyun eğmeyecek dün kendi bedenlerini diri diri ölüme yatırma pahasına direndiler onlarca şehit verdiler buna rağmen vazgeçmediler bugünde hiç düşünmeden bu onursuzluğu kabul edeceklerine gerekirse yine ölüme gülerek gidecekler. Bu faşist uygulamalar sadece devlet politikasıdır diye tanımlanamaz. Elbette sadece bu değil, bu tek adam olma hırsı adına hastalıklı bir ruh haline gelen Erdoğan’ın kendisine biat etmeyen herkesten intikam alma biçimidir. Bunun karşısında Beritanların, Zilanların, Semaların, Saraların yaşam ve direniş çizgisinden aldığımız güç ve onurlulukla yaşamın mücadele olduğu bilinciyle her türden faşist uygulamalar boşa çıkarılacaktır.