
Avrupa’daki Kürdistanlı kadınlar, 13-14-15 Mart 2015 tarihlerinde Hollanda’nın Venlo kentinde “Alternatif Kadın Ekonomi Çalıştayı” düzenlemiş; demokratik komünal ekonominin Avrupa’daki kadınlarca nasıl örgütlenebileceğini tartışmıştı. Çalıştay sonrasında da alana ilişkin tartışmalar devam etti. Özellikle tespit edilenlerin günlük hayatla, pratikle nasıl buluşturulacağı, tartışmaların merkezini oluşturdu.
Demokratik komünal ekonominin kadın cephesinden nasıl örgütleneceğine ilişkin çalışmalar yapan araştırmacı yazar Fidan Yıldırım, kotarılabilecek somut kooperatifleri sıralayarak şunları söyledi: “İnsanların olduğu her zeminde bunun koşulları vardır. Yeter ki bu konuda bir aydınlanma sağlansın ve umut yaratılsın. Bunu sağlayacak olanlar da topluma öncülük yapanlardır” dedi.
Alternatif Kadın Ekonomi Çalıştayı’nın da katılımcılarından biri olan Fidan Yıldırım’la, kadınların demokratik komünal ekonomiye ilişkin yapabileceklerini, zemini ve olanakları konuştuk.
Demokratik komünal ekonominin kadın cephesinden uygulanmasına ilişkin çalışıyorsunuz. Buna dair bir çalıştay da düzenlediniz. Öncelikle “temelden” başlayalım: Nedir demokratik komünal ekonomi?
Demokratik komünal ekonomi, tüm toplum bireylerinin ortak irade ve kararlaşmaları temelinde, işbölümü ve toplumsal ihtiyaçlar çerçevesinde, doğayla uyum içerisinde üretimin gerçekleştirilmesi; herkesin yeteneğine göre üretime katılıp emeğine göre pay alması esasına dayanır. Tekelleşmeyi hedeflemeyen, azami karı esas almayan, kontrolü kendi elinde olan, üretimle bağ içinde olup kendine yeterliliği esas alan, toplumsal ihtiyaçlar üzerinden gerçekleştiği için kullanım değerini esas alan bir ekonomi biçimidir. Bu özellikleriyle demokratik ulusun ruhuna uygun bir çerçeveye sahiptir.
Demokratik komünal ekonomi, toplumun temel ihtiyaçlarının karşılanmasına hizmet etmenin yanı sıra toplumsallığı güçlendiren bir rol de oynar. Bu ekonomi bünyesinde tüm faaliyet dalları ve alanları, hem kendi kararlarını kendileri alıp kendi güçleriyle hayata geçirme özerkliğine sahiptir ve hem de aralarında bir uyum ve birbirini tamamlama söz konusudur. Özellikle tüm komünleri ilgilendiren ekonomi politikaları ve kurallarının belirlenmesi, kararların alınması, büyük ölçekli planlama ve projelerin oluşturulmasında tüm komünlerin demokratik katılımı esastır. Demokratik komünal ekonomi çerçevesinde tarım ve hayvancılıktan endüstriyel üretime kadarki tüm ekonomik üretim dalları, faaliyetler ve ilişkiler; komünler, kooperatifler ve bunların daha üst çatı örgütlenmeleri bünyesinde doğrudan toplum tarafından yeniden inşa edilir ve düzenlenir. Bu düzenlemede toplumun temel ihtiyaçlarının karşılanması kadar ekolojiye uygunluk da vazgeçilmez bir ilke durumundadır. Tüm ekonomik işletmelerde kullanılan ekonomik-ekolojik teknolojiler; zaman, enerji, emek, maliyet gibi konularda israfa yol açmayan, çevre ve toplum sağlığına zarar vermeyen, üretimde verimliliği sağlayan teknolojiler olmalıdır.
Demokratik komünal ekonominin uygulama alanları, toplum yaşamının bütün temel ihtiyaçlarını karşılamaya hizmet eden alanları kapsar. Beslenmeden barınma ve ulaşıma, yine sağlık ve eğitimden savunmaya kadar tüm maddi ve manevi ihtiyaçların karşılanması, demokratik komünal ekonominin kapsamına girer. Doğal toplumda kadın eli ve emeği ile ortaya çıkarılan ekonomik alan ve yaratımlar, bugün komünal ekonomiyi yaratma çabalarında yine en temel çıkış noktalarını oluşturacaktır. Bunların başında ise, tarım ve hayvancılık gelmektedir. Tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi, aynı zamanda bu iki alanın ortaya çıkaracağı ürünlerin işlenmesi ve dağıtımı için yeni iş alanları ve işletmelerin kurulmasını da beraberinde getirecektir.
Peki kadınlar bu ekonomik alternatifi kendi cephelerinden nasıl uygulayabilir?
Demokratik uluslaşmanın olduğu kadar demokratik komünal ekonominin inşasında da kadınlar tayin edici bir rol oynayacaktır. Kadın, tarihte olduğu gibi günümüzde de komünal ekonominin bel kemiğini oluşturacaktır. Komünal ekonomi çerçevesinde kadınların el atabileceği birçok alan vardır. İlk elden bunların bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
* Bu ekonominin en temel ayağı olan organik tarım ve hayvancılık, kadının en çok yer alacağı alanlar arasındadır. Kadın, kooperatifler kurarak bu alanlarda faaliyet yürütebilir; elde ettiği ürünleri işlemeden pazara sunmanın yanı sıra yan işletmeler kurup çeşitli biçimlerde işlemek suretiyle de satışa sunabilir.
* Bağcılık, arıcılık, sebze-meyve yetiştiriciliği, seracılık, çiçek yetiştiriciliği ve pazarlaması, fidan üretimi çiftlikleri gibi alanlar da kadının başarılı olabileceği alanlardandır.
* Kürt kültürünün canlandırılması ve geliştirilmesi ile ekonomik faaliyetler birleştirilebilir. Kürt ulusal ve geleneksel kıyafetlerinin dikimi ve pazarlanması, halı gibi ürünlerin üretimi ve pazarlanması, kadınlar için yeni ekonomik faaliyet alanları açabilir.
* Kadınlar trikotaj atölyeleri kurarak kazak gibi ihtiyaçların ticaretini yapabilirler ve el örgüsü ürünlerini, el emeği-göz nuru nakışlarını, hem bir geçim kaynağına dönüştürebilir ve hem de kültürel değerlerimizin yaşatılmasının hizmetine sokabilirler.
* Tekstil sanayisi, her dönemde kadın emeğinin en çok yoğunlaştığı alanlardan biri olmuştur. Bu alanı kadınların ve kaynakların sömürüldüğü bir alan olmaktan çıkarıp kadınların kendilerini ekonomik alanda güçlü ifade ettikleri, ekolojik ürünler kullanarak insan sağlığına uygun hale getirdikleri ve kapitalizmin moda adı altında insanları kuklaya çevirme uygulamalarına alternatif giyim-kuşam kültürünü geliştirdikleri bir faaliyet alanına çevirmek mümkün ve gereklidir. Konfeksiyon atölyelerinin yaygınca kurulması, pamuk, keten gibi ürünleri yetiştirildikleri yerde işleyip iplik ve bez üretimini gerçekleştirecek tesislerin kurulması, ipek böceği yetiştiriciliği ve ipek üretimi, üzerinde durulması gereken faaliyetlerdendir.
* Çocuk bakım ürünleri ve kıyafetlerinin hazırlanmasını kadınların, anaların ellerine teslim etmek bu alanı bir sömürü ve rant alanı olmaktan çıkarmak önemlidir. Ana kadının tarihsel birikimlerinden süzülüp gelen tecrübeleri ile teknik gelişmelerin uygun bir şekilde birleştirilmesiyle daha sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi şansı yakalanabilecektir.
* Aynı şekilde, başta kadınlar olmak üzere insanları kapitalist-emperyalist kozmetik sanayiinin kıskacından kurtarmak, doğal bakım ve güzellik ürünlerini geliştirip pazarlamak; yine, doğal temizlik ürünlerini (sabun vb.) üretip gelir kaynağına çevirmek; doğal sağlık merkezleri (kaplıca, spor salonu...) açıp işletmek mümkündür.
* Kürdistan doğası bir şifalı otlar cennetidir. Analarımızın tecrübelerini dünyada bu alanda ortaya çıkarılan tecrübelerle birleştirerek bu otları değerlendirip pazarlamak, alternatif ilaç ve tedavi yöntemlerini kullanacak sağlık ve tedavi merkezleri ile şifalı otları yetiştirip işleyecek üretim merkezleri kurmak gereklidir ve kadınlar için temel çalışma alanlarından birini teşkil edebilir.
* Turizm alanı kadınlar için diğer bir ekonomik konumlanma alanı olabilir. Kürdistan’ın değişik yörelerine gezilerin düzenlenmesi, dağ ve yayla turizminin, sağlık turizminin geliştirilmesi amacıyla organizasyon merkezlerinin açılması mümkündür. Yine, kadınlar için tatil merkezleri kurup işletmek, alternatif tatil planları hazırlayıp uygulamak gerçekleştirilebilir projelerdendir.
* Tüketim kültürü birçok değerin heba olmasına, kaynakların hor kullanılmasına yol açmaktadır. Eldeki ürünleri yeterince ve gerektiğinde dönüştürerek kullanmak amacıyla onarma ve dönüştürme atölyeleri, ikinci el ürün paylaşım merkezleri kurulabilir.
* Kadınlar için yaşamı kolaylaştıracak, onlara dört duvar arasından çıkıp sosyal, ekonomik ve siyasal yaşama daha fazla katılım olanakları sağlayacak ve daha ekonomik bir yaşam olanağı sunacak kolektif projeler hayata geçirilebilir. Komünler, mahalleler bünyesinde ortak aş evleri, çamaşırhaneler, tandır evleri, kreşler gibi yapılar kurulup kolektifçe çalıştırılabilir. Bu temelde kadınlar arasında dayanışma güçlendirilerek yaşamın farklı alanlarına da taşırılabilir.
* Yaşamın her yönüyle kadınlar tarafından çekip çevrildiği, şiddet gören kadınların barınma ve yaşamlarını yeniden kurma olanaklarına kavuştuğu ve ortak ekonomik projelerin hayata geçirildiği kadın köyleri kurulabilir ve alternatif yeni yaşamın hayata geçirildiği alanlar olarak ele alınabilir.
Bu ve diğer alanlarda geliştirilecek çalışmaları kadınların ortak emekleri ve katılımları üzerinden geliştirmek başarı şansını artıracaktır. Bu açıdan yaygın kooperatif örgütlenmelerine gitmek gereklidir. Kadınların bir araya gelip maddi birikimlerini ortaklaştırarak kuracakları kooperatifler yine onların ortak iradeleri ve kararları temelinde işletilecek ve elde edilen gelirin paylaşımı da adil olacaktır. Kooperatifler, kolektif emek ve çaba temelinde daha az masraf-daha çok gelir perspektifiyle gelişme gösterecek; çalışanların maaşlarından arta kalan gelirle topluluk yararına yeni projeler geliştirme olanağı bulunabilecektir. Belki başlangıçta daha küçük çaplı ve mütevazı projelerle işe başlayıp daha sonra büyük projelere geçmek, tecrübe edinmek ve riskleri azaltmak açısından daha tercih edilir olacaktır.
Kadın kooperatiflerinin rekabete yenilmeyerek ayakta kalabilmesi için kooperatifler arası işbirliğini geliştirmek; ortak satış alanları kurmak, ihtiyaçları birbirinden karşılamak, tecrübe alışverişinde bulunmak, birbirine eleman takviyesinde bulunmak, yani cins dayanışmasını bu alana da taşımak gerekmektedir.
Yürütülen çalışmalar konusunda bir farkındalık yaratmak için kooperatiflerin tanıtımını iyi yapmak gereklidir.
Avrupa’da olanaklar var
Kadınların Avrupa’da bahsettiğiniz çerçevede ekonomik faaliyetler örgütlemesinin koşulları var mı?
Ülkemizde kooperatif kurma olanakları ve zemini daha güçlü olmakla birlikte Avrupa’daki Kürdistanlıların, özelde de kadınların kooperatifler kurarak bunların etrafında ortak yaşam oluşturma, dayanışmalarını güçlendirme ve ekonomik olarak kendilerine yeterli duruma gelme koşulları vardır. Aslında insanların olduğu her zeminde bunun koşulları vardır. Çünkü bir avuç egemen dışında insanlığın alternatif bir yaşam ve ekonomi özleminden söz edilebilir. Yeter ki bu konuda bir aydınlanma sağlansın ve umut yaratılsın. Bunu sağlayacak olanlar da topluma öncülük yapanlardır. Dev kapitalist tekellerin her türlü ekonomik faaliyete el attığı koşullarda alternatif bir komünal ekonomiyi geliştirmek zor ama mümkündür. Bu projeleri geliştirirken belki de en mütevazı adımlardan başlamak, tecrübe kazandıkça daha büyük ve karmaşık projelere el atmak daha gerçekçidir. Küçük birikintilerin birleşerek dereler oluşturması misali küçük kooperatiflerin adım adım kurularak bir ağ gibi yayılması, kapitalizmin yurdunda da olunsa alternatif bir yaşam ve ekonomiyi mümkün kılacaktır.
Avrupa’da komün ve meclisler içinde örgütlenen Kürdistanlılar, özelde de kadınlar bir araya gelip ekonomik alanda da ortaklaşa neler yapabilecekleri üzerine yoğunlaşmalı ve emekleri ile birikimlerini birleştirerek ortak iş yapmanın koşullarını oluşturmalıdır. Başkalarına emeğini satmaktan, “küçük olsun benim olsun” anlayışıyla kısır üretim alanlarına hapsolmaktan ya da bir yanda atıl halde sosyal yardıma muhtaç olmaktan daha insani ve verimli ekonomik olanaklara, kurulacak kooperatifler yoluyla kavuşmak mümkündür. Bunun için de cesaretli girişimcilere ihtiyaç vardır.
Avrupa Kürt Kadın Hareketi, her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da kadınların kendilerini var edebilmeleri için çaba sarf etmektedir. Bu konuda bir bilinçlenme yaratmak ve kadın kooperatifleşmelerinin önünü açmak için geçtiğimiz Mart ayı ortalarında bir Ekonomi Çalıştayı gerçekleştirildi. Bu çalıştayın kadınların ekonomik proje arayışları ve küçük çaplı bazı ekonomik çabaların geliştirilmesinde olumlu rolü oldu. Kadınlar, kendileri için yeni bir alan olması nedeniyle tereddütler de yaşasalar ve maddi kaynak sıkıntısı yüzünden projelerini uygulamada sıkıntılarla da karşılaşsalar, bu yönlü arayışlarını sürdürmektedir. Avrupa’nın kimi alanlarında bazı kadın meclisleri somut projeler üzerine çalışma yürütmektedir. Bu projeler hayata geçirildiğinde kamuoyuna da muhtemelen yansıyacaktır.
Biraz daha somutlaştırmak adına soralım: Avrupa’da Kürt kadınlarının belirli bir örgütlü yapısı var. Kürt kadınları, bu örgütlü yapılarıyla ekonomik alanda neler yapabilir?
Kadınların komünal ekonomi çerçevesinde yapabileceklerine bazı yönleriyle değinmiştik. Bunlar Avrupa zemini için de geçerlidir. Ayrıca, başlangıç için daha küçük ve risksiz adımlar atılabilir. Avrupa’daki kitlelerin memleket tatlarına özlemleri ve kadınlarımızın mutfak tecrübe ve yetenekleri dikkate alındığında, peynir, reçel, turşu, tandır ekmeği gibi ev yemekleri sunan lokantalar, küçük bir bütçeyle gerçekleştirilebilecek ilk adımlardan olabilir. Ulusal ve yerel kıyafetler için dikim atölyeleri ve bu ürünlerin pazarlanacağı butikler, gerçekleştirilebilir projelerdendir. Toprak kiralayarak ekolojik ürünler yetiştirmek ve bunları pazarlamak mümkündür. Kurulacak kooperatiflerle kitlemize ucuz gıda ve diğer yaşam malzemelerini sunmak, memleketten ürünler getirip bu amaçla kurulmuş marketlerde satışa sunmak başarılabilecek bir iştir. Çiçek yetiştirmek ve bunların satışını yapmak için çok büyük bir bütçe gerekmeyecektir. Kadınların el becerilerini değerlendirmek; örgü, nakış, takı yapımı gibi projeler geliştirip ürünlerini pazar gibi yerlerde satışa sunmak mümkündür. Kadınların çeşitli mesleki eğitimlerini yapabilecekleri kurslar düzenlemek, saz gibi müzik aleti kursları, folklor ya da Kürtçe dil kursları düzenlemek, kreş açıp işletmek gibi projeler hayata geçirilebilir.
Sonuç olarak, her ne kadar bizler için yeni bir alan olsa da kooperatifler alanı, hem heyecanla sarılmamız gereken ve hem de yeni toplumu yaratmada kadının başarılı örnekler sergileyebileceği bir alandır. Yeter ki, bu alana adım atma ve denemeye girişme cesaretini bulalım. Sonrası kendiliğinden gelecektir.
SOZDAR DÊRSIM/HABER MERKEZİ