Mûş'un Gimgim ilçesinde 10 Ağustos'ta çıkan çatışmada yaşamını yitiren YJA Star gerillası Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) cenazesinin polisler tarafından çırılçıplak soyularak fotoğrafının sosyal medyada yayınlanmasına tepkiler çığ gibi büyüyor. Mezopotamya Hukukçular Derneği Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Meral Atasoy, Kevser Eltürk'e yapılan insanlık dışı muamelenin kadın bedeni üzerinden kadını aşağılamaya ve dışlamaya dönük olduğunu belirtti. Uygulamanın tecavüz kültürünün meşru kılınmasına yönelik bilinçli geliştirilen bir yöntem olduğuna dikkat çeken Atasoy, saldırı ile Kürt kadınının ve Kürt siyasi hareketinin hedef alındığını söyledi. 


Amaçları korku yaymak

 Atasoy, Muş Valiliği'nin konuyla yaptığı açıklamada fotoğrafı çekip yayınlayanlar hakkında soruşturma açacaklarını hatırlatarak, "Asıl mesele böyle bir uygulamanın var olmasıdır ve en başta soruşturulması ve hakkında dava açılması gereken kişiler Eltürk'ü o duruma getiren şahıslardır" dedi.

1990'lı yıllarda da buna benzer olayların daha sık yaşandığını, gerilla cenazelerinin panzerlerin arkasına takılarak sürüklendiğini ve cenazeler üzerinde tahribatlar yapıldığını belirten Atasoy, "O dönemlerde amaçları özellikle teşhir etmek ve korku yaymaktı. Ancak son 4 aydır yaşanan savaş konseptiyle beraber bu eril devlet zihniyetinin tekrar devam ettiğini görüyoruz" dedi.

Olayın peşini bırakmayacaklarını ve hukuki mücadelesini sonuna kadar götüreceklerini belirten Atasoy, "Tüm kadınlar Eltürk'e yapılmış bir saldırıyı kendilerine yapılmış gibi görerek Eltürk'ü sahiplenmelidir" dedi. 


Mahkum edilmeyi gerektiriyor

İnsan hakları savunucusu Av. Reyhan Yalçındağ ise, savaşın aklı ve vicdanı kirlettiğini bu fotoğraf karesi ile gördüklerini belirterek, bu vahşi ve akıl almaz zihniyetin savaşı kuralsızca işletmeye devam ettiğini söyledi. 

Dünyada yaşanan bütün savaşların bir kuralı olduğunu aktaran Yalçındağ, bu kuralı ihlal edenlerin aradan onlarca yıl geçse bile Lahey Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılandığını ve yargılanacağını söyledi. 1980'den 2000'li yıllara kadar buna benzer olayların yargı süreçlerine taşınmasıyla ilgili süreçleri kendisinin de bizzat takip ettiğini belirten Yalçındağ, "Türkiye'nin bu tür muamelelerle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkumiyetleri var. Bu fotoğraf karesi de ileriki süreçte Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkum edilmesini gerektirecek bir karedir" dedi.


Özrü kabahatinden büyük

Söz konusu fotoğrafla ilgili Muş Valiliği'nin yapmış olduğu açıklamaların 'özrü kabahatinden büyük' şeklinde değerlendiren Yalçındağ, "Bu fotoğrafları çekenlerle alakalı girişimde bulunacaklarını belirtiyorlar. Mesele sadece fotoğrafı çekmek değil, mesele teşhir etmektir" dedi. 


Soruşturma hala başlatılmış değil

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında ve Suruç katliamlarında sosyal medya ağlarına erişimin yasaklandığını anımsatan Yalçındağ, devletin kendisiyle ilgili tehlikeli bulduğu her türlü ortamda sosyal medyayla ilgili bir sürü yasaklama kararı çıkarttığını ancak bu fotoğraf ile ilgili adli ve idari soruşturma başlatmadığını söyledi. 


'Hukuksal süreci başlatacağız'

Bu saldırılardan sosyal medya yöneticilerinin de sorumlu olduğunu belirten Yalçındağ, "Özür dilemek hafif kalsa da bir adım niteliğinde görülebilir. Bu nedenle derhal özür dilenmeli, akabinde sorumlular hemen yargılanmalı. Zaten biz de bu olaya ilişkin hukuksal süreci başlatacağız ve bunun takipçisi olacağız" dedi. 


 DİHA/AMED