
PANORAMA: 8 Mart’a doğru... 1. BÖLÜM
Yeni bir 8 Mart’ı yaşamın her alanında yoğunlaşan erkek-devlet saldırıları ve buna karşı bütün bir yıla damgasını vuran kadınların öz savunma gündemiyle karşılıyoruz. Gimgim, Cizîra Botan ve Sûr’da kadın bedenini teşhir eden, kadınlara gözaltında, sokakta, ev baskınlarında cinsel işkence uygulayan sömürgeci-katliamcı bu zihniyet, Şengal’de Êzîdî kadınlara tecavüz eden, köle pazarlarında satan DAİŞ çeteleri; Türkiye’de Özgecan Arslan’ı vahşice katleden “erkekler”; Nevin Yıldırım’a ağırlaştırılmış müebbet veren yargı olarak karşımıza çıktı.
Buna karşı Kobanê’den Şengal’e, Cizîr’den Sûr’a kadar kadının yaşam hakkı ve özgürlüğünü hedef alan topyekün saldırılara öz yönetim ilanları ve öz savunmayla cevap veren kadınlar, mücadelede yeni bir süreci başlattı. 2015 yılında kadınlar en çok şiddet karşısında öz savunmayı gündemine aldı.
Kadınlar, 2016 yılının 8 Mart’ında zılgıtlarını AKP ve DAİŞ vahşetine karşı yükselterek mücadeleyi büyütme sinyalini veriyor. Rojava ve Kuzey Kürdistan başta olmak üzere Kürdistan’ın tüm parçalarında sayısız bedeller vererek özgürlüğe koşan kadınların son bir yılda erkek-devlet saldırılarına karşı verdiği mücadeleyi, örgütlülük ve özgürlük maratonunu sizler için dökümledik.
Geçen 8 Mart’tan bu yana
* Kürdistan’ın tüm parçaları ve diasporada toplumsal, siyasi, askeri her alanda mücadele mevzilerini daha da güçlendiren kadınlar, geçen yılki 8 Mart kutlamalarını, uluslararası feminist eylem hareketi olan Dünya Kadın Yürüyüşü ile başlattı. Yürüyüşün startı Kürdistan’da verilirken, 2015 8 Mart’ı da Rojava Kadın Devrimi’ne adandı. 8 Mart’tan Newroz’a kadar Avrupa’dan Kuzey Kürdistan’a sokağa çıkan kadınlar Rojava Devrimi’ni selamlarken 3. yılında halen failleri aydınlatılmayan Paris Katliamı için de adalet istedi.
Kadın aklı ve iradesi Meclis’te
* 2015 yılı, seçimlerin gölgesinde geçen bir yıl oldu. HDP, yüzde 39’luk oran ile kadın temsiliyetini Meclis’e taşıyan tek parti oldu. 7 Haziran’da 98 olan meclisteki kadın sayısı 1 Kasım’da 82’ye düştü.
* HDP, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Meclis çatısı altında Kadın Grubu oluşturdu; Kadın Bakanlığı kurulması için Meclis’e kanun teklifi verdi. HDP’nin eşit temsiliyet, eş başkanlık uygulaması, sistem partilerini de kadın temsiliyetini arttırmaya zorladı. CHP, eşbaşkanlık uygulamasını tartışmaya açtı.
KJA ile inşa süreci
* Kuzey Kürdistan’daki kadın örgütlenmesi KJA, mücadelesini Özgür Kadın Derneği çatısı altında daha geniş bir zemine yaymak amacıyla Amed merkezli resmiyete kavuştu. KJA öncülüğünde sokak sokak, köy köy, mahalle mahalle örgütledikleri meclis ve komünlerle kendi sorunlarının çözümünü esas aldı. Böylelikle kadınları ilgilendiren her alan ve sorun karşısında sadece söz söyleyen konumda kalmadı, inşa sürecine de dahil oldu.
Çözüm masasında kadın
* Türkiye ve Kürdistanlı kadınlar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı Demokratik Çözüm Süreci’ne dahil olmak, çözüm masasında kadın sorunu ve özgürlüğünün müzakere belgesini çıkarmak amacıyla da Kadın Özgürlük Komisyonu kurdu. KJA’nın düzenlediği “Demokratik Çözüm ve Müzakere Sürecinde Kadın Özgürlük Çalıştayı”nın ardından ise Kadın Özgürlük Meclisi oluşturuldu.
Kadın Politikaları Daire Başkanlıkları
* Türkiye’de ilk kez Wan, Amed ve Mêrdin büyükşehir belediyeleri bünyesinde Kadın Politikaları Daire Başkanlıkları oluşturuldu. Kürdistan’da toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadınlara ayrım ve şiddet içeren yaklaşımları ortadan kaldırmak, koruyucu uygulamalarda bulunmak, kadınları ekonomik, toplumsal, kültürel ve sağlık açılarından güçlendirmek amacıyla kurulan Kadın Politikaları Daire Başkanlıkları, kadınlar açısından çok önemli bir misyonu yüklendi. Şiddet gören veya psikolojik desteğe ihtiyacı olan kadınlara yönelik psikolojik destek verilirken, kurulan dikiş-nakış, takı, tekstil, kilim gibi atölyelerle de kadınların ekonomik yaşama aktif katılımı sağlandı.
İlk Kabul İstasyonu ve Alo Şiddet Hattı
* Amed Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Daire Başkanlığı bünyesinde kadına yönelik şiddetle mücadele için İlk Kabul İstasyonu ve Alo Şiddet Hattı kuruldu.
* DBP’li belediyeler ile sendikalar arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmelerinde şiddet uygulayan erkeğin ücretinin kadına verilmesi kararlaştırıldı. 8 Mart ve 25 Kasım’da kadın çalışanlar, 21 Mart Newroz Bayramı‘nda da tüm çalışanlar idari izinli sayıldı.
Kadın emeği için EKO-JIN
* Kendilerine istihdam alanları yaratmak amacıyla ekonomi komünlerinde örgütlenen kadınlar, Mersin, Wan, Dêrsim ve Amed’de EKO-JIN adıyla kolektif çalışmalarını tüketiciye ulaştırdı. Mersin’de komünlerin büyümesi sonucunda Demeter Kadın Kooperatifi’nin kurulmasına karar verildi.
Esir kadınlar için çalışma
* 2015 yılı başlarında Şengal’de DAİŞ’in kaçırdığı Êzîdî kadınlar için Kuzey Kürdistan’da kurulan “Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu aktif çalıştı. Platform, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde dava açma çalışmaları başlattı, Êzîdî kadınların yaşadıklarını kayıt altına aldı, DAİŞ’in hangi ülkelerde köle pazarları kurduğuna dair bir harita oluşturmaya çalıştı.
Türkiye’de fuhuş pazarı
* Bu arada DAİŞ’in Êzîdî kadınları internet üzerinden pazarladığı, satış ofislerinden birinin de Dîlok’ta (Antep) bulunduğu Alman NDR ve SWR kanalları tarafından ortaya çıkarıldı. Buna yönelik yapılan suç duyuruları ise sonuçsuz kaldı.
Mülteci kadınların dramı
* DAİŞ saldırıları nedeniyle Türkiye’ye akan iki buçuk milyon mültecinin yarıdan fazlasını kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Mülteci kadınlar, taciz, tecavüz gibi pek çok eril şiddet biçiminin hedefi olurken, genç mülteci kadınların para karşılığı kuma olarak evlendirildiği, yaşları 13-18 arasında değişen kadınların insan tacirlerince fuhuşa zorlandığı ortaya çıktı. Riha’da (Urfa) kadınlar, devlet gözetiminde fuhuş için pazarlandı.
AKP’nin kadın bedeni ile savaşı
* AKP iktidarının kadına yönelik katliamları, cinsiyetçi ve ayrımcı politikaları, kirli savaşla birlikte iyice ayyuka çıktı. Cinsel işkenceyi bir devlet politikası olarak uygulamaya devam eden Türk devleti, kadınların şahsında öz yönetim direnişini kırmak, sindirmek için kadın bedenine saldırdı. 10 Ağustos’ta Mûş Gimgim’da çıkan çatışmada yaralanan YJA Star gerillası Kevser Eltürk’ün (Ekin Wan) işkence ile katledilen bedeni yerlerde sürüklendi ve çıplak olarak teşhir edildi. Aynı biçimde 5 Şubat’ta Cizîr’de henüz kimliği belirlenemeyen bir kadın, Sûr’da YPS-Jin savaşçısı Asya Taşçı’nın cansız çıplak bedenleri sosyal medyada teşhir edildi.
3 öncü kadın hedef alındı
* 2016’nın ilk günlerinde 9 Ocak Katliamı’nın 3’üncü yılına günler kala Türk devletinin çeteleri, DBP PM üyesi Sêvê Demir, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır ve KJA aktivisti Fatma Uyar’ı hedef gözeterek katletti.
* Öz yönetim merkezlerinde cinsiyetçi duvar yazılamaları yapıldı, “Kadın devrimi ha!” denilip kadınlar taciz edildi, tecavüzle tehdit edilip cinsiyetçi, ırkçı küfür ve hakaretlere maruz bırakıldı. Riha’da yaralı gözaltına alınan iki kadın, Emniyet’te DAİŞ’li olduklarını belirten bir tim tarafından kafalarına torba geçirilerek taciz ve tecavüze maruz kaldı. Adana’da gözaltına alınan Figen Şahin, karakolda ve polis otosunda cinsel işkenceye uğradı.
* Cizîr’de vurulan 57 yaşında, 11 çocuk annesi Taybet İnan’ın cenazesi günlerce sokak ortasında bekletildi, 10 yaşındaki Cemile Çağırga’nın cansız bedeni defnedilemediği için buzlukta saklandı. Gaziosmanpaşa’da infaz edilen Şirin Öter’in vajinasına kurşun sıkıldı. Faşist anlayışın “işgal” ve “teslimiyetin” simgesi olarak gördüğü bu saldırılara karşı kadınlar, “Devlet-erkek zulme soyunduğunda kadınlar direnişi giyinir” sloganıyla isyana kalktı.
Devlet 100’den fazla kadını katletti
* HDP’nin Ocak ayında açıkladığı verilere göre devlet, 16 Ağustos’tan itibaren Kürdistan’da 81 kadını katletti. İHD Amed Şubesi’nin yaptığı açıklamaya göre Kürdistan’ın 7 kentindeki 19 ilçede 59 kez ilan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte devlet 109 kadını katletti. İHD raporuna göre 18 kadın, polis ve asker tarafından yargısız infazla katledildi. Resmi hata ve ihmal sonucu da 7 kadın yaşamını yitirirken, faili meçhul saldırılarda 11 kadın yaşamını yitirdi. Silahlı çatışmalarda 1 kadın öldü, 4 kadın yaralandı.
* Sınır hattında 4 Rojavalı kadın, askerlerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.
* İHD’nin raporundan sonra da başta Cizîr’deki vahşet bodrumları olmak üzere Derya Koç, Sultan Irmak, Fatma Demir, Nursel Dalmış, Mevlüde Özalp, Asya Taşçı’nın aralarında bulunduğu onlarca kadın daha katledildi.
Siyasetçi kadınlar hedef alındı
* Yandaş medya, 2015 boyunca cinsiyetçi ve kadın düşmanı diliyle saldırılarına devam etti. Havuz medyasının en pespaye örneklerinden Star gazetesi, HDP Eşbaşkanı Figen Yüksedağ’ı Kobanê saldırılarına ilişkin açıklamaları üzerinden hedef göstererek, “Susturun şu şirreti” başlığını kullandı.
* Daha önce “Çalışan kadın yuvasını dağıtır”, “Kadın iffetli olacak, herkesin içerisinde kahkaha atmayacak” gibi sözleriyle kadın aktivistleri hedef gösteren tutumuyla dikkat çeken Bülent Arınç, bu kez Meclis’te HDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan’a yönelik “Hanımefendi sus. Bir kadın olarak sus” şeklindeki cinsiyetçi söylemleriyle adından söz ettirdi.
10 eşbaşkan hapiste
* 2014 yılından beri etkin olarak uygulanan eşbaşkanlık sisteminin yarattığı etkilerden kaygılanan ve soykırım operasyonlarıyla irade kırmak isteyen devlet, DBP’li Edremit, Erdîş, Sûr, Colemêrg, Nisêbîn, Êlîh, Qerqelî, Êlîh İkiköprü, Îdir ve Farqîn’in kadın belediye eşbaşkanlarını tutukladı. Cizîr ve Wan İpekyolu kadın belediye eşbaşkanları ise görevden uzaklaştırıldı. 24 Temmuz’la birlikte yoğunlaşan siyasi soykırım operasyonları sonucu cezaevlerinde bulunan kadın tutsakların sayısı 6 bine ulaşırken, cezaevinde annesiyle beraber kalan çocuk sayısı ise 510 olarak belirlendi.
Basın emekçilerine baskı ve şiddet
* 2015 yılında özgür basın çalışanı kadınlar da polis devletinin hedefindeydi. Başta kadın haber ajansı JINHA ve DİHA’nın kadın muhabirleri, sözlü taciz, şiddet ve silahlı tehdide maruz kaldı. Muhabirlerden Beritan Canözer ve Vildan Atmaca tutuklandı.
Savaşa karşı barış eylemleri
* 2009 yılında kurulan Barış İçin Kadın Girişimi (BİGK), “Barışta ısrarcıyız” diyen binlerce kadını bir araya getirerek her hafta yaptığı barış nöbetleriyle, imza kampanyaları ve yürüyüşlerle Kürdistan’daki savaşa karşı durdu. Kürdistan ve Türkiye’den 614 kadın, 17 Ağustos’ta, “Barış‘a sen de ses ver” şiarıyla imza kampanyası başlattı.
* Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri, asker anneleri ve Roboskili anneler, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde savaş kararlarının alındığı yer olan Ankara’da buluştu. Ankara Kadın Platformu öncülüğünde Kürdistan’da yürütülen katliamlara karşı, “Ölümden değil yaşamdan yanayız” sloganıyla Ocak ayında başlatılan kampanyada toplanan 10 bin imza Meclis’e gönderildi.
Kadın gibi yaşamayacaklarmış!
* AKP, iktidar olduğu diğer yıllarda olduğu gibi kadınların hayatına doğrudan müdahale etmeye devam etti. DAİŞ anlayışının bir gerisi olarak Diyanet, “Bir babanın öz kızına şehvet duyması haram değil” diyerek ensesti meşrulaştırdı.
* Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kadın Allah’ın erkeklere bir emaneti”, Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun “Öleceksek de adam gibi öleceğiz, kadın gibi yaşamayacağız”, bir muhtarın “Akşam ezanından sonra velisi olmaksızın dolaşanları görmek istemiyorum” şeklindeki cinsiyetçi, ayrımcı, hakaretvari söylemleri, kadın katillerine cesaret aşıladı.
Özgecan’dan sonra 317 katliam
* 2015 yılında erkekler, en az 284 kadın ve yanlarındaki 19 çocuk ile 18 erkeği öldürdü; en az 133 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti; 370 kadını yaraladı/şiddet uyguladı; en az 208 kadın ve kız çocuğunu taciz etti. Kadın cinayetleri konusunda bardağı taşıran son damla olarak değerlendirilen Özgecan Aslan cinayetinin üzerinden bir yıl geçerken, bu süre zarfında 317 kadın daha katledildi.
Katliamlara karşı öz savunma
* Kadına yönelik şiddetin simgesi haline gelen Özgecan cinayetinin ardından “Yasta değil isyandayız” diyerek alanlara dökülen kadınlar, şiddet, taciz, tecavüz ve katliamlara karşı öz savunmayı da gündemine aldı. Başta Yurtsever Demokrat Genç Kadın (YDG-K) ve “Kızıl Sopalı Kadınlar” olmak üzere birçok yerde örgütlenen kadınlar, kadınlara şiddet, taciz, tecavüz uygulayan erkekleri cezalandırdı.
* Bu yıl ilk kez şiddet görüp tacize uğradıkları erkekleri öldüren kadınların hikayeleri ve erkek şiddetine karşı meşru müdafaa davalarındaki kararlar kayıt altına alındı. İstanbul Feminist Kolektif’in (İFK) verilerine göre 2015 yılında kadınlar, şiddet gördükleri/tacize uğradıkları 24 erkeği öldürdü, 33 erkeği de yaraladı. Meşru savunma olayları içerisinde bu yıl en dikkat çekeni ise Adana’da kendisine sistemli şiddet uygulayan ve fuhuşa zorlayan eşini öldüren Çilem Doğan oldu. Gazetecilerin “Neden öldürdün” sorusuna verdiği “Hep mi kadınlar ölecek, biraz da erkekler ölsün” cevabıyla hafızalarda yer eden Doğan, Karataş Hapishanesi’nden kadınlara şöyle seslendi: “Yalnız değiliz, yalnız değilsiniz. Haklılığımızın sonuna dek arkasındayız.”
Katili akladı, kadını cezalandırdı
* Türkiye’de erkek adaletin tecavüzcü ve katilleri aklayan kararlarına yenileri eklendi. Ancak sistematik erkek şiddeti karşısında hayatını savunma zorunluluğu ise meşru müdafaa olarak görülmedi. Mahkeme, Isparta’da kendisine silah zoru ile tecavüz eden Nurettin Gider’i öldüren Nevin Yıldırım’a “haksız tahrik indirimi” uygulamadı.
* Kadın cinayeti davalarında dayanışmanın etki gücü de açığa çıktı. Özgecan Aslan cinayetinde emsal bir kararla, katiller ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kadın cinayetlerinin önüne geçmek için Meclis’e “Özgecan Yasası” sunuldu.
Kadınların yüzde 38’i işsiz
* AKP’nin Kürt halkına açtığı savaşla birlikte kadın ve emek düşmanı politikaları da hız kesmeden devam etti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Haziran ayında yayınladığı rapora göre 2015 yılında kadın işsiz sayısı bir yılda 126 bin kişi (yüzde 12,9 oranında) artarak 1 milyon 97 bine ulaştı. İş güvenliğinden yoksun olarak çalışan kadınlar da “iş cinayetlerinde” yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre geçtiğimiz yıl 120 kadın işçi, iş cinayetlerinde katledildi.
Militarizmin aracı
* AKP, alelacele geçirdiği torba yasalarla kadın emekçilerden başlayarak çalışma yaşamını güvencesizlik temelinde yeniden yapılandırdı. Şubat ayında yasalaşan “doğum yapan kadın çalışanlar için yarı zamanlı çalışma sistemi” tasarısıyla hükümet, adeta “sadece çocuk doğuran kadın” yaratma çabasına girdi. Türk Başbakanı bununla yetinmeyip, “Bizim için doğum yapan kadın hem mübarek bir görev yapıyor hem de vatani bir görev yapıyor” şeklinde sözler sarfetti.
Kadın kırımı politikalarına karşı YPS-Jin
AKP’nin katliam politikalarına karşı en radikal yanıtı Kürdistanlı kadınlar verdi. Kürt kadınların işgalci, tecavüzcü zihniyete karşı Kobanê’de verdiği direniş geleneği, öz yönetimlerin ilan edildiği Cizîra Botan, Silopî, Farqîn, Sûr, Nisêbîn gibi merkezlere taşındı. İlkin Kadın Savunma Timleri, daha sonra YPS-Jin adıyla öz savunma gücü oluşturan Kürt kadınları, savaşlarda ganimet olarak görülen bedeni üzerinde artık tasarrufta bulunulamayacağını cephelerde direnerek gösterdi. Öz yönetim sistemini hazmedemeyen Erdoğan’ın devreye koyduğu savaş konseptine karşı ise kadınlar, 7’den 70’e zılgıtlarıyla, tencere ve tava çalarak, yekvücut direniş gösterdi.
Öz yönetim, çocuk yaşta evlendirilen çocuklar için de umut oldu. Cîzîr’de ailesi tarafından evlendirilmek istenen 17 yaşındaki Zeynep Y., durumunu düğüne kısa bir süre kala kadın savunma güçlerine iletti. Olaya müdahale eden kadınlar, evlendirileceği gece Zeynep’i, düğün evine gelerek kurtardı.
Hazırlayan: SOZDAR DERSIM