Kadın ve trans katliamları Almanya’nın başkenti Berlin’ de kitlesel bir mitingle protesto edildi.

Türkiye’den çeşitli sebeplerden dolayı çıkmak zorunda kalmış ve burada yaşama tutunmaya çalışan kadınlar tarafından kurulan PUDUHEPA derneği tarafından organize edilen protesto eylemi, Kottbuser Tor’da yapıldı. Eyleme aralarında Demokratik Kadın Platformu’nun da olduğu 6 kadın kurumu ve dernek  destek verdi.

Berlin Sol Parti milletvekili Hakan Taş ve yazar Hayko Bağdat’ın da katıldığı eylemde farklı dillerde bildiriler okundu.

Devlet eliyle katili koruma hamlesi

Yazar Yıldız Çakar ve Belma Bağdat tarafından okunan bildiride, kadın ve trans katliamlarının geldiği tehlikeli aşamaya dikkat çekildi. Özellikle de Türkiye’de yasal düzenlemelerle kadına yönelik şiddetin meşrulaştırılmaya çalışıldığı belirtilen açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın çekilmesi için başlatılan tartışmalarla Türkiye’de kadınlar devlet tehdidi altındadır. Emine Bulut’un ölümü yeniden göstermiştir ki kadınları erkek şiddetinden koruyacak 6284 Sayılı Yasa ve İstanbul Sözleşmesi vazgeçilmezdir. 6284 Sayılı Yasanın yeniden düzenlenmesi ve İstanbul Sözleşmesi’deki imzanın çekilmesi tartışmaları katile ödül vermektir. Cezai indirim ve iyi hal, devlet eliyle katili koruma hamlesidir. Kadınlar gözler önünde öldürülürken ihtiyacımız olan onları her açıdan koruyacak yasal düzenlemelerdir. Yasanın sınırlandırılması kadınların daha fazla ölmesi anlamına gelecektir” denildi.

PUDUHEPA sessiz kalmayacak

Bildiride ayrıca, “Sizin savunduğunuz aile öldü. Namus söylemleriyle ele geçirmeye çalıştığınız bedenlerimiz ve hayatlarımız bizim, size teslim olmuyoruz! Şiddetin fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel ve sosyal hiçbir halini kabul etmiyoruz! Şiddet için ürettiğiniz bahanelerinizin hiçbirine tahammülümüz yok’ denilerek, PUDUHEPA olarak kadına yönelik şiddete hiçbir yerde sessiz kalınmayacağı belirtildi.

Olumsuz düzenlemelerden derhal vazgeçin

Kadına yönelik şiddetin sona ermesine yönelik şu talepler öne sürüldü:

  • Türkiye’de kadınların var olan haklarına karşı yapılmış ve yapılmakta olan bütün olumsuz düzenlemelerden derhal vazgeçilmesini istiyoruz.
  •  Devlet İstanbul Sözleşmesi’nin gereklerini hem uluslararası teamüller, hem de kendi anayasası uyarınca yerine getirmek zorundadır.
  •  Bedenlerimiz üzerinden üretilen şiddet olgusunun toplumsal alandan elini çekmesi gerekmektedir.
  •   Türkiye’de hala adalet varsa yargı sisteminin failleri korumayı bırakmasını, cezasızlıktan vazgeçmesini, İstanbul Sözleşmesi’ne uygun, şiddete bahane kabul etmeyen bir şekilde tutarlı bir cezalandırma sistemi oluşturmasını talep ediyoruz.
  •  Tüm yaşam alanlarımıza sirayet etmiş eril tahakkümün; dilimizden, anlayışımızdan ve algımızdan bütünüyle çıkarılmasını talep ediyoruz ve bunun için gece gündüz çalışıyoruz.
 

BERLİN