
'Kampanyaların hızlandırıcı etkisi var'
Kadının özgürlüğe ulaşmak için verdiği mücadelede kampanyaların hızlandırıcı etkisi olduğuna dikkat çeken Nilüfer Koç, kampanyaların kapitalist modernitenin kadın sömürüsüne karşı eleştirel bir nitelik kazandırdığını belirtti. Diğer yandan da politik-ahlaki toplumun özgürlük arayan vicdanına hitap ederek, soruna karşı mücadele gücünü ortaya çıkardığını dile getirdi. Koç, yıllardır yürütülen kampanyalar yoluyla toplumsal bilinç yükseltme faaliyetlerinin aksatılmadan devam ettirildiğini belirterek, zihniyet, ahlak ve vicdan değişim ve dönüşümüne önemli katkılar sağladığını kaydetti.
Geçmişte yürütülen ‘Kimsenin namusu değiliz, namusumuz özgürlüğümüzdür‘ ve ‘Tecavüz kültürünü aşalım, özgürlük mücadelemizi yükseltelim‘ kampanyalarıyla gerek Kürdistan’da gerekse yurtdışında yaşayan Kürtlerde ciddi tartışma, sorgulama ve çözüm yollarına ulaşmada etkileyici sonuçların ortaya çıktığını belirten Koç, edinilen birikim ve sonuçların, ‘’Kadın Kırımına Hayır’’ gibi bir kampanya düşüncesine yol açtığını ifade etti. Henüz devam eden kampanyanın, toplumsal, siyasal ve hukuksal yaptırım gücünü açığa çıkarması yönüyle diğer kampanyaların ilerletilmiş bir ifadesi olduğunu belirten Koç, kampanyanın ilk etapta amacının; 'kırım' kavramının içeriğinin somutlaştırılıp, anlaşılır kılınmasını sağlamak olduğunu dile getirdi.
'Kampanya sönük geçmedi'
Kampanyanın, ilan edildiği dönemlerden bugüne değin değişik kentlerde yaptıkları panel ve seminerlerle tartışmaya açtıklarını belirten Koç, konuyla ilgili çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda araştırma ve analizlerin yapıldığını, özellikle Kürdistan'daki kadınların sorunlarına daima özel önem veren Roj Tv'nin kampanyanın tanıtımında önemli katkılarının olduğunu söyledi.
Koç, kampanyanın bazılarına göre sönük olarak değerlendirilmesini ise, alışıldık biçimiyle ses çıkarması algısından ötürü olduğunu belirterek, cılız geçmediğini söyledi. Koç, 'Diğer kampanyalar ’namus’ ve ’tecavüz’ gibi toplumsal tabuya hitap ettiğinden, yankıları ve sonuçları görsel ve duyusal olmuştur. Kadın kırımı’’ kavramı ise yeni bir terminolojidir. 8 Mart'tan bu yana kavramın somutlaştırılması ve kavratılması için ciddi akademik-tarihsel analizler gerekiyordu. Soykırım kavramı toplumda anlaşılır bir kavramdır. Ancak soykırım zihniyetinin kadına uyarlanması olan ‘’Kadın kırımı’’ alışık gelmemektedir. Bu yanıyla da bu terimin siyaset ve hukuk gündemine konulabilmesi zaman gerektirmiştir" dedi.
Temel amaçlarının 'kadın kırımı'nın egemen hukuka, siyasete ve topluma bir felaket ve suç olduğunu kavratmak olduğunu söyleyen KNK Kadın Komisyonu Sözcüsü Koç, uluslararası hukuk organlarının kadın kırımını suç sayıp, yargılaması gerektiğini dile getirdi.
'Uluslararası Kadın Konferansı ile kavram tanımlaması başarılmıştır'
17 Eylül 2011'de dünyada bir ilk olarak gerçekleştirilen Uluslararası Kadın Kırımı Konferansı'nı da değerlendiren Koç, bu konferansta kırım kavramının akademik, analitik, tarihsel ve güncel boyutta aydınlatılıp, tamamlandığını kaydetti. Koç, şöyle dedi: “Konferans'ta, kampanyanın ilk aşaması olan kavram tanımlaması başarılmıştır. En azından mesajı çok net olmuştur. Kadın kırımı insanlık suçudur. İster Kürdistan, Irak, Türkiye, İran, Hindistan'da, ister Meksika, Filipin, Almanya veya İngiltere'de olsun, kadın cinsi yaşadığı her yerde 5000 yıldır farklı yöntemlerle kırılmaktadır. Fiziki ya da yapısal olarak kırımdan geçirilmektedir. Kırım kavramı Ermeni ve Yahudi soykırımları örneğinde anlaşıldığı gibi birkaç yüz bin veya milyonlarca insanın kısa bir sürede imha edilmesi değildir. Kadın somutunda zamana; yani 5000 yıla yayılmış sistematik bir yok etme sözkonusudur. Sistematik oluşunun kurallarını toplumsal cinsiyetçilikle; örf, adet, gelenek, din, hatta kültür diyerek belirlemiştir. Yok etmenin; yani kırmanın en son hali ise kadın cinayetleridir. Toplum kadın cinsinin ikinci sınıf olmasına öyle alışmıştır ki, kadın cinayetleri karşısında reflekssiz kalabilmektedir. Her gün kadının onurunu, iradesini, ruhunu ve duygularını kırarak, bin defa öldürüyor."
KNK Kadın Komisyonu Sözcüsü, sadece Köln'de yaptıkları konferans ile sınırlı kalmayacaklarını, 8 Mart'a kadar Avrupa'nın farklı ülkelerinde de sürdürecekleri konferans çalışmalarıyla kadın kırımı konusunu daha etkili bir şekilde uluslararası kadın gündemine taşıracaklarını kaydetti.
Gözler 23 Kasım’daki konferansta
Nilüfer Koç, Uluslararası Kadın Kırımı'nın bir benzerinin Fransa Parlamentosu'nda da yapılacağını söyledi. Koç, 23 Kasım’da Fransa’da yapılacak konferansın daha çok kadın iradesini, yaşam hakkını, toplumsal ve siyasal yaşamını yok eden recm ve idamlar boyutunda gündeme taşırılacağını belirtti. Koç, konferansları bilinç yükseltmenin önemli araçları olarak gördükleri için, bütün kadınlara açık olacağını da ekledi.
Nilüfer Koç, gerek Uluslararası Kadın Kırımına Hayır Konferansı’nda, gerekse 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü öncesinde yapılacak konferansta ortaya çıkacak çözüm taleplerinin ortaklaşa yürüyüş ve mitinglerle meydanlara taşırılacağını da belirtti.
Kadın kırımını ulusal birlik çalışmaları kapsamında da gündemleştirmek amacıyla KNK Kadın Komisyonu olarak, Kadınların Ulusal Birliği' belgesinde maddeleştirilerek ele alındığını ifade eden Koç, bunu tüm Kürdistanlı siyasi parti ve STÖ'lerle paylaşacaklarını söyledi.
Koç, kampanyada nihai hedefin; 5000 yıldır kadına karşı sürdürülen savaşın bir ‘kadın kırımı‘ olduğunu toplumlara benimsetmek, soykırımları tanımlayan ve yaptırım uygulayan uluslararası yargı ve siyasetin gündemine koymak olduğunun altını çizdi. Koç, bu amaçla Şubat ayında feminist hukukçuların katılımıyla Hindistan'da bir konferansın düzenleneceği bilgisini de verdi.
Bu yanıyla Kürt Kadın Hareketi’ni bir zor görevin beklediğini belirten Koç, bu kampanyanın en zor, ancak en güçlü kampanya olma özelliğini koruduğunu da sözlerine ekledi.
SOZDAR DERSİM