Panelde ilk konuşmayı yapan Av. Eren Keskin, konuşmasına başlamadan önce, panelin moderatörlüğünü yapması planlanan ancak panel öncesi şizofren hastası oğlu tarafından öldürülen Hülya Arslan'ı andı.
'Kürdistan'da devlet politikası'
Cinsel taciz ve tecavüzün kadınların uzun soluklu mücadelesiyle yasalarda yer almaya başladığını belirten Keskin, şunları söyledi: "Tecavüz ve cinsel istismar, uzun yıllar boyunca Kürdistan'da bir devlet politikası olarak hayata geçirildi. Gözaltında cinsel istismar yaygındı. Tecavüze uğrayan birçok kadın ise 'Ailem ne der' diyerek bunu saklama gereği duydu ve yıllar boyunca bu acıyla yaşamak zorunda kaldı. Erkek egemenlikli sistemlerde, tecavüz ve cinsel istismar, yasalarla engellenmemektedir. Bu da yeni tecavüzlerin önünü açmaktadır."
'Kadın katli politik cinayettir'
"Kadının katledilmesi politik cinayettir" diyen Keskin, devamla, "Cezalar artırılmalı ve okullarda cinsellik konulu eğitimler verilmelidir. Bu eğitim, uzman kadın psikologlarca verilmelidir. Çoğu kadın, uzun yıllar boyunca korku ve kirlenmişlik duygusuyla bunu gizleme ihtiyacı hissediyor. Çoğu tecavüzcüyse, tahrik indiriminden yararlanarak serbest kalıyor" dedi.
Tecavüz ve cinsel istismarın çoğu zaman bir devlet politikası olarak görünür olduğunu belirten Keskin, "Kadın aktif siyasette daha fazla yer almalı, örgütlü mücadelesini geliştirmelidir" çağrısında bulundu.
'Eşcinseller her alanda mücadele etmeli'
Keskin'in ardından söz alan İstanbul LGBT Dayanışma Derneği temsilcisi Kıvılcım Arat ise, eşcinsellerin mücadelesini anlattı. Eşcinsellerin yaşadığı hak gasplarına dair örnekler veren Arat, AKP hükümetinin eşcinselleri sürekli hedef aldığını ve bunun sonucunda birçok arkadaşlarının katledildiğini aktardı.
Arat, kendini Kürt, Alevi ve trans olarak ifade ettiğini belirterek, eşcinsellerin toplumsal sorunların bütünüyle ilgili mücadelelere katılması gerektiğinin altını çizdi.
Çok sayıda kadının katıldığı panel, konuşmaların ardından soru-cevap bölümüyle sona erdi.
M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG