
SELMA AKKAYA / PARİS
Üç Kürt kadın devrimci Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez anısına Kürt Kadın Hareketi, Femmes Solidaires, Dünya Kadın Yürüyüşü ve Kobanê Kadınları ile Dayanışma Kolektifi "Kadın kırımına karşı kadınların sözü" başlığıyla bir konferans düzenledi.
İkinci Paris Belediyesi Salle Jean Dame salonunda dün öğleden sonra gerçekleşen konferansta, birçok ulustan kadın "kadın kırımına karşı adalet ve hakikat" çağrısını yineledi.
‘Adalet mücadelesi önemli’
İkinci Paris Belediye Başkanı Jacques Boutault konferansa katılıp katılımcıları selamlayan kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Boutault, böylesi bir konferansı belediye salonunda ağırlamaktan onur duyduğunu, kadınlara dönük şiddetin kabul edilemez olduğunu ve her üç kürt kadının Kürt halkının mücadelesinin temsilcileri olarak öldürülmesi karşısında adalet ve aydınlığın sağlanması gerektiğinin altını çizdi. Paris'in orta yerinde üç kadının katledilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Boutault, “Bugün bu üç kadının yaşam öyküsünü, onlar için adalet mücadelesini konuşmak önemli. Bu birleşik bir mücadeledir. Mücadeleye devam" dedi.
Helene Bidard: Mücadelemiz sürecek
Konferansa ev sahipliği yapan Paris Büyükşehir Belediyesi adına Belediye Başkan Yardımcısı Helene Bidard konferansın açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Bidard, “Katil zanlısının ölümünün ardından mahkemenin yapılmayacağını öğrendik. Bu aşamadan sonra burada durmayacağız elbet. Bundan sonra birlikte Kürt kadınlarıyla olup mücadelemize devam edeceğiz. Sizinleyiz. Kadınlar sürekli savaşın, krizlerin kurbanı. Bugüne kadar Fransa otoriteleri üç kadının ailelerini bile kabul etmemiştir. Bu kabul edilemez. Adalet mücadelemiz sürecek. Kadın kırımına karşı mücadele önemli. Bugün burada yapılacak konferans, kadın kırımına karşı uluslararası düzeyde bir mücadeleye büyük katkı sunacaktır" diyerek, salonda bulunanları selamladı.
Conder: Arjantin’de çok kadın ölüyor
Konferansın birinci oturumu "Kadın Kırımının Hukuku ve Politik Oyunlar" başlığında gerçekleştirildi. Nursel Kılıç'ın başkanlık ettiği oturumda Place De Mai annelerinin avukatlığını yapan Gariela Conder, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez davasının avukatlığını yapan Paris Barosu avukatlarından Virginie Dusen konuşmacı olarak bulundu. Nursel Kılıç, oturumun açılışında kadın kırımının anlamı, bu anlamda verilen mücadele konusunda katılımcıları bilgilendirdikten sonra oturumda konuşmacı olan Gariela Conder'e söz verdi.
Conder, “Benim ülkemde kadın kırımı hukukta iki tipte tanınıyor. Kadın kırımı, ağır şiddet ve aile içi şiddeti olarak tanımlanıyor. Ama devletin uyguladığı şiddet yasada yerini bulmuyor. Kadınlara dönük devlet şiddeti ve katliamlarının yasal olarak tanınması konusunda mücadelemiz sürüyor. Şu ana kadar yasalarda tanımlanan şiddet kısmında bu yok sayılıyor.
Arjantin'de çok kadın ölüyor, genelde yoksul kadınlar… Sağlığa uygun koşullar olmadığı için ölüyorlar. Kürtaj yasası, kadın hakları için mücadele ediyoruz. Ülkemizde en büyük mücadelemiz ise Plaza de Mayo annelerinin 40 yıllık mücadelesi. Kırk yıldır her Perşembe gerçekleştirdiğimiz eylemlerle kayıpların akibetini soruyor, adalet istiyoruz. Arjantin'de 60 yılında devlet terörünün sonuçlarını çok ağır biçimde yaşadık. Kadınlara dönük cinsel terör uygulandı. Bunun uygulayıcısı devletti. Bu yaşananlar sessizlik içerisinde bırakılarak başka bir şiddet uygulanıyordu aynı zamanda" dedi. Conder, devletin katliamları gerçekleştirenleri koruyucu rolünde olduğunu belirterek, bütün yaşananlara bir yönüyle devletin kendisinin kaynaklık ettiğinin altını çizdi.
‘Fransa'nın sorumluluğu açık’
Conder, "Paris'te yaşanan katliamın sorumlusu yine devletlerdir. Halen adalet sağlanamamışsa bu Fransa'nın sorumluluğudur. Fransız otoriteleri ile Türk gizli servisleri arasındaki işbirliğinin açık göstergesidir" diyerek, yaşanan bu durum karşısında tıpkı Plaza de Mayo anneleri gibi adalet ve aydınlık mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
Annelerin mücadelesi örnek
Virginie Dusen ise yıllardır kadın kırımına karşı uluslararası düzeyde verilen hukuksal mücadeleye işaret ederek sözlerine başladı. Kadına yönelik şiddetin savaş süreçlerinde yeni bir silaha dönüştüğüne, kadınlara toplu tecavüzlere, kadın katliamlarının savaş ortamında giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Dusen, kadınların savaşın enstrümanı haline getirilmesine dair örnekler verdi. Fransız yasalarında kadın kırımının yasalar çerçevesinde tanımlanmadığını belirten Dusen, buna dair hukuksal mücadelenin sürdüğünü ifade etti. Fransa'da göçmen kadınların sorunlarına da dikkat çeken Dusen, Plaza de Mayo ve Cumartesi Anneleri’nin örnek bir mücadele verdiğini söyledi.
Dusen: Gerekirse 10 daha mücadele edeceğiz
Dusen, özellikle Paris Katliamı gibi durumlar için uluslararası kadın dayanışmasının oluşturulması ve adalet mücadelesinin ortak yürütülmesinin önemli olduğunu belirterek, “Dün (23 Ocak) normalde dava başlayacaktı. Katil öldüğü için bu duruşma görülmeyecek. Katil zanlısı öldüğü için ona karşı açılan dava düştü. Ama mücadele, bu dava bitmedi. Bu anlamdaki tüm hukuksal yolları devam ettireceğiz. 4 yıldır mücadele ediyoruz, gerektiğinde 10 yıl daha mücadele edeceğiz. Kimse bu davanın peşini bırakacağımızı düşünmesin" diyerek, hukuksal mücadelenin süreceğinin altını çizdi.
Gazetemiz yayına hazırlandığı saatlerde konferansın ikinci oturumu "Kadın kırımı ve politik cinayetler" başlığı gazeteci Laure Marchand başkanlığında yapılıyordu. Paris'te katledilen Dulcie September'in yardımcısı Jacquelien Derens, France Kurdistan Derneği başkanı Sylvie Jan, Dünya Kadın Yürüyüşü Avrupa Kordinasyonu'dan Vania Martins konuşmacı olarak bu bölümde yer aldı.
Konferansın "kadın kırımına karşı stratejiler ve mücadele" başlığında yapılacak son bölümünde ise Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) sözcülerinden Songül Ömürcan, Femmes Solidaires Başkanı Sabin Salmon konuşmacı olarak yer alacak.