Fransa'da Uluslararası Özgür Kadın Vakfı (International Free Women's Foundation) öncülüğünde 'Kadın Kırımını Durduralım-Recm ve İdama Son!' adıyla bir konferans düzenlendi.
23 Kasım günü Fransa Parlamentosu’nda gerçekleştirilen konferansa çok sayıda Fransız kadın kurumu temsilcisi, milletvekili, Sosyalist Kadın Birliği ve Kürt kadın kurumu temsilcileri katılım sağladı. 23 Kasım günü Fransa'nın başkenti Paris'teki Fransa Parlamentosu'nda yapılan konferans, Uluslararası Özgür Kadın Vakfı (International Free Women's Foundation) öncülüğünde Kürdistan İnformasyon Bürosu (Centre d'Information du Kurdistan), Femmes Solidaire örgütü ve Fransız Komünist Parti Milletvekili Marie-Goenge Buffet’nin desteğiyle gerçekleştirildi. İki bölümden oluşan konferans, ana gündemi recm ve idam konusu etrafında kadına yönelik şiddet ve kadın kırımı tartışıldı. 

Uluslararası literatürde yer almalı!
Yazılı ve yazısız yasalarla recm ve idamın gerçekleştirildiği ülkelerin irdelendiği konferansın birinci bölümünün moderatörlüğünü Femmes Solidaire Başkanı Sabine Salmon gerçekleştirdi.
Bölümün ilk konuşmacısı Milletvekili Marie-George Buffet idi. Buffet, 21.yy’da recm ve idamdan bahsetmenin bir utanç olduğunu, ama bunun bir gerçeklik olarak yaşandığını belirterek, mücadele etmenin önemine vurgu yaptı. Bu anlamda bir gün önce yaşamını yitiren Danielle Mitterrand’ın yaşamının yol gösterici olduğunu belirten Buffet, daha güçlü bir mücadelenin olması gerektiğine vurgu yaptı.
Buffet’den sonra sözü Avrupa Kürt Kadın Hareketi adına Fadile Yıldırım söz aldı. Yıldırım konuşmasına ‘kadın kırımının‘ ne anlama geldiğini açıklayarak başladı. Bu kavramın artık uluslararası literatürde kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım; “Tarihte yürütülen bütün savaşların bir adı var. Kadına karşı 5 bin yıldır bir savaş yürütülüyor. Ama bunun bir adı yok. Bunun adı ‘kadın kırımı’ olarak uluslararası düzeyde tanınmalıdır. Kadına yönelik şiddetin temeli, var olan sistemlerden kaynaklıdır. Mevcut sistemler içerisinde mevcut kadın kırımını yargılayacak uluslararası düzeyde bir hukuk sistemi ya da bir mahkeme bulunmamaktadır. Kadınlar konusunda mücadele yürüten kurumların mevcut yargılamaya alternatif bir yargı sistemi oluşturması gerekmektedir“ diyerek, kadın örgütlerine çağrıda bulundu. Yıldırım’ın üzerinde durduğu ikinci nokta ise; Pekin’den sonra Dünya Kadın Konferansı’nın yeniden örgütlenmesi gerektiği konusuydu.
 Gazeteci Esra Çiftçi ise, kadına yönelik şiddetin tarihsel alt yapısını örneklerle açıkladı. Güncel olarak Avrupa’da yaşanan kadın katliamlarına örnekler veren Çiftçi, Kürdistan’da yaşanan kadın katliamlarını anlattı. Çiftçi’nin konuşmasında yer verdiği Güldünya ve Şemsiye Allak’ın öyküsü, salonda dinleyici olarak bulunan Fransız kadın aktivistlerde şok etkisi yarattı.
 
Rejimin arkasındaki ideoloji ve kırım!
Konferansta kadının durumunun irdelendiği ülkelerden biri de İran’dı.
İran’daki durum hakkında İran asıllı gazeteci Chahla Chafiq ve 2010 yılının Mayıs ayında idam edilen öğretmen Ferzad Kemanger'in kardeşi Surur Kemanger konuştu. Yazar-Sosyolog Chahla Chafiq konuşmasında; dincilik, şeriat, toplumsal cinsiyetçilik, günümüzde recm ve idam gerçekliğini irdeledi. Söz konusu olan dinin kendisi olmadığını, asıl olarak o dinlerin ideolojileri ve o ideolojinin oluşturduğu sistemlerin yaşanan katliamların sorumlusu olduğunu vurgulayan Chafiq; İran'daki kadının durumunun Ortadoğu’daki demokrasi mücadelesinin geliştirilmesiyle aşılabileceğini belirtti. Bu mücadelenin çok uzun vadeli bir mücadele olduğunu belirten Chafiq, sadece içeride değil uluslararası arenada da bu ülkedeki mücadeleye katkı sunmak gerektiğinin altını çizdi.
Öğretmen Ferzad Kemanger'in kardeşi Surur Kemanger, İran’da kadın olmanın bedelini anlattı. 2011 yılına kadar yaşanan kadın katliamlarını ve İran’da gerçekleşen idamları anlatan Kemanger; Kürt kadınlarının İran’da verdiği mücadeleyi de vurguladı. “Şirin Elemhuli, bir Kürt kadınıydı. Mücadele ettiği için tutsak düştü. Bakire olduğu için önce tecavüz edildi ve daha sonra idam edildi“ diyen Kemanger, halen nerede olduğu bilinmeyen Zeynep Celaliyan adlı Kürt kadın militanın da idamı beklediği ve çok sayıda kadın tutsağın işkence altında olduğunu belirtti.
 
Kadına yer yok !

İkinci bölümde ise Ortadoğu'nun demokratikleştirilmesi ve kadının özgürleşmesi için yürütülen mücadeleler ve uluslararası hukukun geçersizliği konuları tartışıldı. Bu bölümün moderatörlüğünü Fransız Komünist Partisi’nden Sylvie Jeon yaptı. BDP milletvekili Mülkiye Birtane, Uluslararası Özgür Kadın Vakfı Temsilcisi Nursel Kılıç ve avukat Deborah Piekarz ikinci bölümde konuşmacı olarak bulundu. Recm ve idamların engellenmesinde uluslararası hukuk, evrensel insan hakları beyannamesi ve CEDAW gibi antlaşmaların rolünü, imkanlarını ve geçersizliğini Avukat Deborah Piekarz özetledi.
Nursel Kılıç ise Uluslararası Özgür Kadın Vakfı’nın kuruluş tarihinden itibaren çalışmalarını özetleyerek, ‘kadın kırımı‘ başlığıyla yürüttükleri kampanyayı anlattı. Kadın ve şiddet konusunun bilimsel olarak kadının ve erkeğin dönüştürülmesiyle sağlanabileceğine vurgu yapan Kılıç; uluslararası kadın dayanışmasının önemine değindi.
BDP miletvekili Mülkiye Birtane ise, Türkiye ve Kürdistan’da kadına yönelik kırım ve siyasi kırımı istatistiki verilerle anlattı. Son 9 yılda 8 bin kişinin tutuklandığını ve bunun büyük bir bölümünün de mücadele yürüten kadınlar olduğunu vurgulayan Birtane, kadın meclislerinin oluşumunu anlattı. “Kadına ‘politik ve yaşam alanından çekilin‘ diyorlar. Evinizde oturun. Buna karşı duran ve mücadele eden kadınlara dönük siyasi bir soykırım uygulanıyor. Kürt kadınların mücadelesi, hem kadın olmanın hükümlülüklerini içeriyor hem de Kürt halkının yürüttüğü kimlik mücadelesini içeriyor. Şiddetin kaynağı sistemlerin kendisidir. Biz bu sistemlere alternatif kendi sistemimizi kurmaya çalıştığımız için her türlü baskıya maruz kalıyoruz“ diyen Birtane, AKP’nin iktidara geldikten sonra kadın katliamının daha da arttığını sayısal verilerle ortaya koydu. 
 
Ortak mücadele çağrısı !

Milletvekili Marie-George Buffet tarafından desteklenen konferansın bitiminde konferansın sonuç bildirgesinin taslağı okundu. Dünya üzerinde recm ve idama gerekçe yapılan bütün suçlamaların altında yaşanan asıl sebebin mevcut sistemlerden kaynaklandığı belirtilerek, ‘kadın kırımı‘ kavramının uluslararası literatürde tanınması için mücadele edilmesi vurgusu yapıldı. 5 bin yıldır kadına yönelik sistematik savaşa karşı ortak mücadele platformlarının oluşturulması gerektiğinin altı çizilerek, Türkiye, İran ve Irak’ta tutuklu olan kadınlar için kampanya yapılması gerektiği belirtildi.
Konferansın sonuç bildirgesinde dikkat çekilen bir diğer konu ise, başta kadınlar ve uluslararası kamuoyu olmak üzere uluslararası hukukun da recm ve idamı bir insanlık suçu olarak nitelemesini gerektiğiydi. Recm ve idamı yapan ülkelere karşı radikal yaptırımların gerçekleştirilmesinin hedeflenmesi gerektiği belirtilerek, kadın kurumlarının ortak bir dayanışma temelinde mücadeleyi ortaklaştırmasının önemi vurgulandı.

SELMA AKKAYA/PARİS