SELMA AKKAYA  / PARİS 


Fransa’nın başkenti Paris’te katledilen üç Kürt kadın anısına "Kadın kırımına karşı kadınların sözü" başlığıyla Paris’te düzenlenen kadın konferansı sona erdi. 

Avrupa Kürt Kadın Hareketi, Femmes Solidaires, Dünya Kadın Yürüyüşü ve Kobanê Kadınları ile Dayanışma Kolektifi’nin ortaklaşa düzenlediği konferansın ilerleyen saatlerinde, Fransa’nın siyasi cinayetler için zemin olmasından duyulan kaygılar dile getirilirken, siyasi cinayetlere karşı kadın dayanışma ağının oluşturulması çağrısı yapıldı. 

Politik kadın cinayetlerine karşı ortak tavır geliştirme, Paris Katliamı davasının yeniden görülmesi yönünde mücadelenin büyütülmesi temelinde yapılan konferansın ikinci oturumu, "Kadın kırımı ve politik cinayetler" başlığı ile gazeteci Laure Marchand başkanlığında gerçekleşti. 

Paris'te katledilen Dulcie September'in yardımcısı Jacquelien Derens, France Kurdistan Derneği Başkanı Sylvie Jan, Dünya Kadın Yürüyüşü Avrupa Kordinasyonu'dan Vania Martins konuşmacı olarak bu bölümde yer aldı. 

Siyasi cinayetler için güvenilir ülke

İlk sözü alan Jacqueline Derens, siyasi kadın cinayetlerini konu alan bir konuşma yaptı. Derens, Afrika Ulusal Kongresi’nin (ANC) Paris temsilcisi Dulcie September’in hayatı, mücadelesi, neden Paris’te katledildiği, emri kimlerin verdiği ve cinayetin neden aydınlatılmadığını anlattı. 

ANC’nin Paris’te bir büro açmasına izin verilse de Fransa’nın apartheid rejiminin bir ittifakı olarak kalmaya devam ettiğini hatırlatan Derens, Fransa’nın askeri anlamda tam desteğinin yanı sıra, apartheid rejiminin nükleer silah elde etmesi için de yardım ettiğini söyledi. 

Güney Afrika’ya komşu diğer ülkelerde 80 siyasi cinayetin apartheid rejimi tarafından işlendiğini hatırlatan Derens, "Dulcie suikasti ve devamında yaşanan katliamlar için Fransa’nın seçilmesi de şaşırtıcı değil. Çünkü Fransa siyasi cinayetler için güvenilir bir tercih. Fransa’nın September’in katledilmesi ile siyasi bağlantısı gözardı edilemez. Güney Afrika servisleri eğer bu cinayetin emrini verdiyse, Fransa servisleri neden buna izin verdi? Bunu bir gün öğrenmek gerekiyor” diyerek, yaşanan katliamlarda Fransa'nın rolüne dikkat çekti. 

‘Bu cezasızlığı reddediyoruz’

Sylvie Jan, "Dulcie dönemini yaşayan biri olarak, bu olaydan sonra yeniden böyle bir katliam yaşayacağımızı düşünmemiştim. Ama yaşadık" diyerek sözlerine başladı. France-Kürdistan Derneği'nin Paris Katliamı karşısında duydukları öfkenin örgütlülük hali olduğunu ifade eden Jan, "Yolumuz uzun ama mücadele edeceğiz. Kadın kırımına karşı uluslararası mücadeleyi büyüteceğiz" dedi. Üç devrimcinin, kadın, Kürt ve ‘çok büyük bir tehdit olarak görüldükleri’ için Türk gizli servisleri tarafından özel olarak hedeflendiğini vurgulayan Jan, Kürtlerin Fransız otoritelerine öfkesinin anlaşılır olduğunu belirtti. 

Devlet aklı adına nihai bir kader olarak dayatılan cezasızlığı reddettiklerini söyleyen Jan, “Bunu kabul etmek, kaybetmektir. Biz kaybetmeyi reddediyoruz. Bu cezasızlığı reddediyoruz. Fransa’yı kolay, erişilebilir, risksiz suçların yeri haline getirilmesini kabul edebilir miyiz? Yolumuz uzun ve zorludur bunu biliyoruz. Mücadele için yeni ve etkili bir yol bulmak hepimizin sorumluluğudur. Bize dayatılan güçsüzlük hissini kabul etmiyorum. Birlik olmak tek çözümümüzdür. Bir gün güçler dengesini değiştirebiliriz. Fransa’nın Türkiye ile ilişki biçimini değiştirebiliriz. Gelişmeler tersine dönebilir. Tarih, kaybetmenin kader olmadığını gösterdi. Mücadeleyi elden bırakmamamız gerekiyor, tarihi yazmak bizim elimizde, kazanabiliriz” diyerek konuşmasını sonlandırdı. 

9 Ocak siyasi cinayetlerle mücadele günü

Dünya Kadın Yürüyüşü Avrupa Koordinasyonu üyesi Vania Martins ise, Yürüyüş etrafındaki mücadeleyi anlattıktan sonra Kürt kadınları ile yaptıkları ortak çalışmadan bahsetti. Geçtiğimiz yıl Türk çetelerince Silopî’de katledilen Sêvê Demir, Fatma Uyar ve Pakize Nayır’ın 2015 yılındaki karavana eyleminde kendilerini karşılayan kadınlar arasında olduğunu hatırlatan Martins, Dünya Kadın Yürüyüşü olarak 9 Ocak'ın devrimci kadınlara dönük katliamlara karşı uluslararası gün olarak ilan edilmesi yönünde Kürt kadınlarından gelen önerinin kabul edildiğini söyledi. Martins, önümüzdeki yıl dünyanın bütün ülkelerinde siyasi cinayetlere karşı eylemler düzenleneceğini söyledi.

Siyasi cinayetler devlet terörüdür

Konferansın son bölümü "kadın kırımına karşı stratejiler ve mücadele" başlığıyla gerçekleştirildi. Kobanê Kadınları ile Dayanışma Kolektifi'nden Elsa Meunier başkanlık yaptığı oturumda ilk sözü Kürt Kadın Hareketi adına Songül Ömürcan aldı.

Paris’te bugüne kaar 25 siyasi cinayetin işlendiğini ve hiçbirinin aydınlığa kavuşturulmadığını hatırlatan Ömürcan, "Bu bir tesadüf olamaz" dedi. Paris Katliamı davasının yargı önüne getirilmesinin, işlenen diğer cinayetlerin aydınlatılması için de büyük önem taşıdığını vurgulayan Ömürcan, devlet terörünün yargılanması gerektiğini söyledi. Ömürcan, kadın kırımına karşı süreklileşen bir mücadele verilmesi gerektiğinin altını çizerek, katliamın aydınlatılması için dört yıldır her çarşamba günü Kürt kadınlarının eylemde olduklarını hatırlattı. 

Ömürcan, konuşmasının devamında  Erdoğan iktidarı ile birlikte Türkiye ve Kürdistan’da kadınlara yönelik artan şiddet ve baskıcı politikaları ve kadınların yoğunlaştırılmış eril şiddetin temsilcisi DAİŞ’in uygulamalarından bahsederek, milliyetçilik, cinsiyetçilik ve kadın kırımına karşı uluslararası mücadelenin önemine dikkat çekti. 

“Kadınlar için mücadeleyi büyütmek bir zorunluluktur. Başarmama lüksümüz yok. Bunun için dünya kadın deneyimlerinden de yararlanarak, Kürdistan’daki kadın mücadelesini yükselteceğiz” şeklinde konuşan Ömürcan, siyasi cinayetlere karşı kadın dayanışma ağının büyütülmesi çağrısını yaptı. 

Kadın kırımı kavramı halen literatüre girmedi

Clara Dergisi Yazı İşleri Müdürü ve aynı zamanda Femmes Solidaires üyesi Carine Delahaie ise, kadın kırımının toplumsal bir sorun olarak tanınmasının çok zaman aldığını söyledi. Bu konuda toplumun eğitim ihtiyacına değinen Delahaie, kadınların da ortak mücadele etmesi gerektiğini ancak henüz bu düzeyde olmadığı eleştirisinde bulundu. Mücadeleye rağmen henüz kavramsal olarak bile günlük yaşamın diline dahil edilemediğini ifade eden Delahaie, medya, hukuk ve benzeri alanlarda mücadelenin her yönlü yürütülmesi gerektiğini ifade etti. 

Konferans, katılımcıların da değerlendirmeleri ardından saat 19.00'da sona  erdi.