Kuzey Reqa’nın özgürleştirilmesi için uzun süredir hazırlıkları yapılan operasyon, dün üç koldan başlatıldı. Ehrar El Reqa ve Liwa Tahrir öncülüğündeki QSD, Uluslararası Koalisyon’un desteğiyle başlattığı hamlenin, öncelikle Reqa merkezinin kuşatılmasını hedeflediklerini duyurdu. 

Demokratik Suriye Güçleri (QSD), Reqalı Arap gençlerden oluşan Ehrar El Reqa ve Liwa Tahrir öncülüğünde “Reqa’nın kuzeyini özgürleştirme” hamlesi başlattı. DAİŞ çetesinin başkent olarak ilan ettiği, eğitim ve lojistik desteği sağladığı, anakarargah olarak kullandığı Reqa’nın kuşatılacağı hamle, 3 koldan ilerleyecek:

*  Eyn Îsa’dan

*  Nexîl’den

* 93. Tugay’dan.


Basın açıklaması yapıldı

QSD Komuntanlığı, dün operasyonun başlatıldığını basın açıklamasıyla duyurdu. Açıklama QSD savaşçılarının katılımıyla Şagragê Buğday Depoları’nda yapıldı. İlk olarak Kürtçe konuşan QSD komutanlarında Rojda Felat, “Bu hamleyi Kuzey Reqa’yı özgürleştirmek amacıyla başlatıyoruz. Yine Ehrar El Reqa ve Liwa Tehrir öncü bileşenlerdendir. Uluslararası Koalisyon’un savaş uçakları da destek veriyor. Bu hamle aynı zamanda Cizîrê, Girê Sipî ve Kobanê’deki halkımız üzerindeki her türlü saldırının önüne geçmek içindi. Herkese, bütün demokratik güçlere ve bölge halklarına çağrımız bu operasyona destek vermeleridir” dedi.

Arapça konuşan QSD komutanlarından Ebû Feyad ise şunları belirtti: “QSD çatısı altındaki tüm taburlar ile Uluslararası Koalisyon birlikteyiz. Amacımız bölge halkını DAİŞ çetesinin zulmünden kurtarmaktır. Bu hamle ile kuzey Reqa’yı özgürleştireceğiz.”

Açıklama “Yaşasın QSD” sloganı ile son buldu.


Öncü bombardıman

Hamle kapsamında Uluslararası Kolisyon uçakları Hişê köyünü bombardımana tuttu. Hadriyat köyü ve çevresinde QSD savaşçıları ilerledi. QSD komutanlarından Rojda Felat da “Koalisyon’un hava desteği ve önemli oranda bir gücümüzle zafere ulaşacağız” dedi.


Uzun hazırlıklar yapıldı

DAİŞ çetesinin 2014 Ocak ayından beridir işgal ettiği ve başkent olarak kabul ettiği Suriye’nin Halep kentine 200 kilometre uzaklıktaki Reqa’nın özgürleştirilmesi için uzun zamandır hazırlık yapılıyordu. 2015 yılında kurulan ve Girê Spî, Şeddadê, Hol, Teşrin operasyonlarını düzenleyerek binlerce kilometrelik alanı DAİŞ çetesinden arındıran Demokratik Suriye Güçleri (QSD), hazırlıkların son aşamasını Ulusalarası Koalisyon’a öncülük eden ABD ile geçtiği hafta masaya yatırmıştı. 

Havadan verilecek bu desteğin yanı sıra operasyonda yer alacak ABD Deniz Kuvvetleri’ne bağlı 250 profesyonel asker ve komandonun da önceki gece Suriye’ye ulaştığı kaydedilmişti.

Geçtiğimiz günlerde uçaklarının attığı el ilanları sonrası bazı Reqalıların kentin doğu ve kuzeyine doğru göç ettiği belirtilirken, DAİŞ çetesinin sivilleri kendisine kalkan yapmak için kentin giriş ve çıkışlarını kapattığı bildiriliyor.


Suriye’nin 3. büyükkenti

Suriye’nin kuzeyinde Fırat Nehri üzerinde yer alan bir şehir olan Reqa, Halep’in 160 km batısına düşüyor. 2004 resmi nüfus sayımına göre, kentin nüfusu 220 bin 488. 2008 nüfus sayımına göre ise 191 bin 784 kişi. Ancak Suriye iç savaşının başlaması ile hem göç aldı hem de göç verdi.

2011–2014 dönemlerinde Suriye Ulusal Koalisyonu’na bağlı çete gruplarının işgali altına giren Reqa, 2014’te el değiştirdi. DAİŞ çetesi 2014’ten beri kenti işgal altında tutuyor.


Stratejik bir düğüm

Suriye’nin kuzeydoğusunda; büyük şehirleri ile Irak’ın Musul, Bağdat gibi batı şehirleri arasındaki ticaret yollarının birbirine bağlayan stratejik bir nokta konumunda. Suriye’nin her tarafına açılan büyük yolların da birbirleri ile kesiştiği noktada bulunuyor. Yarısı çöl olan kentin doğu kısmından da Irak’a rahat bir şekilde geçiliyor. DAİŞ çetesinin burayı sözde başkentleri olarak seçmesinin sebebi bu konumundan kaynaklanıyor.


70’lerde kaderi değişti

1970’lerde Fırat Nehri yakınlarında devasa bir hidroelektrik barajı inşa edildi. Bölgedeki büyük tarım projeleri, Suriye’nin diğer kentlerinden yeni fırsatlar arayan on binlerce kişiyi Reqa’ya çekti. Bu durum kentin ve bölgenin demografisini değiştirmeye başladı. 


DAİŞ öncesi yaşam

Suriye’de iç savaş başlamadan önce Reqa’da özel bir üniversite ve devlet okulları mevcuttu. Kentte yaşam diğer Arap ülkelerine görece farklıydı. Kent halkı yaz aylarında gece geç saatlere kadar sokaklarda kalır, parkları ziyaret eder, cafelere gider, akşam yemeklerini kadınlarla erkeklerin beraber gittiği restoranlarda yerlerdi. Eğlence mekanlarına kadın ve erkek beraber gidilirdi. Hatta dikkat edildiyse Esad rejimine karşı gösterilere kadınlar ve erkekler beraber katılırdı.


Çetelerin hakimiyeti

Ancak Reqa’nın 2011’de başlayan iç savaş sonrasında Suriye Ulusal Koalisyonu’na bağlı çete gruplarının işgali altına girmesiyle durum değişti. 2011 – 2014 dönemleri arasında kent ‘şeriat kanunlarının’ hakim olduğu bir konuma geriledi.

2014 yılında faşist DAİŞ çetesinin kentin kontrolünü ele geçirmesinden sonra durum giderek değişti ve ‘radikal İslamcı’ bir karakter kazandı. Kent tüm dünya için artık bir tehdit konumuna gelirken, dünyadaki cihatçı akımların ve çetelerin ‘Hac’ı mertebesi verildi

DAİŞ, kenti tamamen ele geçirip işgal ettikten sonra yerel halk ve hükümetin eski çalışanlarıyla kendince bir sistem oluşturdu. DAİŞ, bu sistem çerçevesinde şeriat yasaları getirip mahkemeler kurdu.


Dehşet rejimi

DAİŞ’in uygulamalarına direnmek veya bu uygulamaları protesto etmek imkânsız. DAİŞ yasaları uyarınca suç sayılan eylemlerinden ötürü cezalandırılanların listesi hayli uzun. Halkın gözü önünde kafa kesme, işkence, recm, idamlar vb. bir çok uygulaması mevcut.

Bu nedenle kentte kalanlar güvenlik, bir çeşit hukuk, hizmet ve gıdaya erişim olduğu için uyum sağladı. 


Denge bozuldu

Fakat son dönemde ABD ve Rusya’nın hava bombardımanın yoğunlaşması nedeniyle enerji ve su tedarikleri de yok edildi ve hayat siviller için giderek zorlaştı. Örneğin petrol tesisleri ile rafinerilerin çoğu bombalandığı için yakıt sıkıntısı yaşanıyor.


Kadınlara reva görülen

Genç kızlar ve kadınların, yanlarında yetişkin bir erkek akrabaları (genellikle babaları, ağabeyleri veya eşleri) olmadıkça evlerinden çıkmalarına izin verilmiyor. Kadınlar, başlarından ayak bileklerine kadar tüm vücutlarını örten peçe ve siyah çarşaf kullanmak zorunda. Kadınların kılık kıyafetini denetleyen ve yalnızca kadınlardan oluşturduğu El Hansa Tugayı adında sözde bir asayiş birimi var. Bu tugayda görevli kadınların çoğu DAİŞ üyelerinin eşleri. Bu tugayın görevi kılık kıyafetleri yasalara uymayanları cezalandırmak ve kadın tutuklulara işkence yapmak.

Kadınlar, bütün bunlardan ve çete üyeleri ile evlendirilmeye zorlanmamak için sokakta olmak yerine evlerinde kalıyor.


Ölenin eşi diğerine

Öldürülen DAİŞ çetesi üyelerinin eşleri başka bir DAİŞ üyesi ile evlendiriliyor. Evlilikler uzun sürmediği için çocuk yapılması da pek gündeme gelmiyor. Daha çok cinsel açlığı gidermek için kadınları sex kölesi haline getiriyorlar.


Sigara yok kırbaç çok

Sokaklarda, erkeklerin de kılık kıyafetlerini denetleyen ve kanunların uygulanmasını sağlayan özel bir devriye ekibi dolaşıyor. Sigara içmek yasak. Sigara içenler, DAİŞ birimi tarafından yakalanırsa kırbaç cezası ile karşı karşıya kalıyor. Ayrıca tüm erkekler gün içinde namaz saatlerinde camiye gitmek zorunda.

DAİŞ, cep telefonunda kadın fotoğrafı bulunanlara da 30 kırbaç cezası veriyor. Futbol maçı izlemek de yasak olduğu gibi futbol maçlarını yayınlayanların öldürülme riski var. 



 ANHA/ANF/DİHA/KOBANÊ