
Türkiye'de kız ve erkek çocukları arasındaki dil öğrenme farklılığı konusunda çeşitli araştırmalarda bulunan ve araştırmalarını daha çok Mersin'deki Kürt kadınlarının anadili yaşatması üzerinde gerçekleştiren Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Nükhet Sirman, yaptığı saha çalışmasını değerlendirdi. "Kız çocukları Kürtçeyi daha çabuk unuturlarsa ne olur?" sorusu üzerinden yola çıkarak çeşitli araştırmalarda bulunduğunu belirten Sirman, Mersin'de Türkçe bilmeyen kadınların veya Türkçe bilse bile evde Türkçe konuşmayı yasaklayan kadınların ne yaptığı üzerinde durduğunu kaydetti.
Ev kadının Kürtleşme alanı
Kürt kadınlarının kendilerini ve evi bir Kürtleşme alanı olarak oluşturduklarına dikkat çeken Sirman, Kürt çocuklarının gittikleri okullarda Türkçe öğrendiğini belirterek, "Mesele, sadece ben pencereye 'pencere' diyorum, Kürtçe'de 'pace' deniliyor meselesi değildir. Dünyayı başka türlü algılama meselesidir. Çocuklar için dünya bir Kürt ve Türk dünyası oluyor. Dışarıda Türk, içeride Kürt olunuyor. Bu noktada kadınların yaptığı şey de, Türk dünyasının Kürt çocukları üzerinde bir tekel olmasını engellemektir. Kadınlar Kürt dünya görüşünün, Kürt deneyiminin ve Kürt geçmişinin bir sonraki kuşaklara duygu dolu bir biçimde aktarılmasını sağlıyorlar" dedi. Anadil'in genellikle çocukluğun dili geçmişin dili olarak ele alındığını, Kürtlerin tekil bir devleti olmadığı için devlet dili olamamış bir dil olarak ele alındığını ifade eden Sirman, "Kürtçe her zaman ikincil, önemsiz, uluslar arası olmadığı için devlet dili olmamış bir dil olarak görülüyor. Dolayısı ile o dil dünyayı anlatmıyormuş ya da az anlatıyormuş gibi algılanıyor" diye belirtti.
Erkek ezenin dilini eve getiriyor
Hayatta tek gerçeğin kitaplarda yer alan gerçeklermiş gibi zannedildiğini ancak kitaplarda olmayan gerçeklerin daha çok öneminin olduğunu kaydeden Sirman, Kürt kadınlarının bu gerçekleri anlattığını dile getirdi. Buna "Midenle bilmek" denildiğini aktaran Sirman şunları aktardı: "Midenle bildiğin bilgi seni harekete geçirir. Sana duygu yükler. O bilgiye senin daha ciddi bakmanı sağlar. İşte kadınlar tam da bunu yapıyor. Erkekler ise Türkçe konuşuyorlar. Eve ezenin dilini getiriyorlar. Bu durumda kadınlar Kürtlüğü devam ettiren varlıklar haline geliyorlar. Ama bunu yaparken evin içi kadınlaşmıyor. Kadınlar kadınlığı farklı bir şekilde tanımlamış, kadınlığı dönüştürmüş oluyorlar. Bu kadınlar okula giden, okuyan kadınlar değil. Hayatın dayatması ile bunu yaptıkları için böyle bir güçlenme halleri var. Mersin'deki Kürt kadınlarında bunu gördüm."
Kadın ve erkeğin dili aynı değil
Toplumsal cinsiyet ile anadil arasındaki bağı değerlendiren Sirman, kadınlar ana dili aktardığı ölçüde toplumsal cinsiyetin dilin duygusallaşmasını ve unutulmamasını beraberinde getirdiğini kaydetti. Kişiyle dil arasında başka bir bağı oluşturduğunu belirten Sirman, "Kadınların dili ile erkeklerin dili ile aynı değil. Kadınların deneyimi erkeklerin deneyimi ile aynı değil. Kadınlar genel ve siyasi konuşma yapmaktan hoşlanmazlar. Kadınlar çok daha fazla olgular üzerine konuşurlar, tasvir ederler. Daha somut konuşurlar" diye belirtti.
DİHA/AMED