Ancak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından devreye konulan Şiddet Önleme Merkezleri (ŞÖNİM), belediyelerin ve kadın örgütlerinin kadına yönelik şiddetin önlenmesi için açtığı kurumların çalışmalarını sekteye uğratan bir uygulama. Kadın örgütleri ve ilgili belediye kadın danışmanlık merkezleri; ŞÖMİN’lerin kadın danışmanlık merkezleri ile sığınma evlerinin yok sayıldığına dikkat çekiyor.


AKP kadını yok sayıyor

BDP’li belediyelerin kadınlara yönelik çalışmalarını ve ŞÖMİN’leri değerlendiren AMİDA Kadın Merkezi Sosyoloğu Evin Gülekar, bölgede kadın kurumlarının güçlenmesi anlamında BDP’li belediyelerin önemli olduğunu söyledi. Uzun yıllar devam eden çatışmalı süreçten kaynaklı ciddi toplumsal travmaların yaşandığını belirten Gülekar, çatışmalı sürecin travmasını en çok kadın ve çocukların yaşadığına dikkat çekti. Gülekar, “Devletin baskısı ile yerlerinden göç etmek zorunda kalan insanlar, devletin baskısı ve yeni hayata entegre olma sorunları ile karşı karşıya kaldı. Tam da bu noktada kadına yönelik böylesi savaş süreçlerinde her dönem ciddi bir cins ayrımı, kadına dönük baskı, toplumsal yaşamın tamamen kadınlardan izole edilmesini birebir görüyoruz. AKP, geliştirdiği politikalar ile kadınları hedef haline getirdi. Kadını yok sayan bir tutum içindedir” diye konuştu. 


Direnen kadın ‘yoldan çıkmış’ görülüyor
Gülekar, tarihi Sur ilçesi sınırları içerisinde bulunan mahallelerde yaşayanların, ağırlıkta 90’lı yıllarda köyleri yakılıp yıkıldığı için göç eden ve diğer yandan fuhuşa, uyuşturucuya ve her türlü yozlaşma ile karşı karşıya bırakılan kesim olduğunu belirtti. Gülekar, “Bizim misyonumuz, burada yaşayan kadınlara sosyal, fiziksel, hukuksal, ekonomik destek sunmak. Bu konuda onları yönlendirici ve eğitici bilgiler vermektir. Nüfusu 50 bini geçen tüm belediyeler, kadın danışma merkezi ile sığınma evi açmalıdır. Türkiye’de bu anlamda harekete geçmeyen yüzlerce belediye var. Bugün AKP, eril iktidarın vücut bulmuş halidir. Kadınlar, adının geçtiği her yerde birer birer siliniyor ve yerine aile konuluyor. Kadının kadın olmaktan kaynaklı sosyal ve hukuki hakları lağvedildi. Kadına sadece aile içinde bir birey olarak özgün hakları tanınıyor. Sokaklarda direnen ve mücadele eden kadınlar ise, birer tehdit ve yoldan çıkmış kadınlar olarak görülüyor.

Kadına yönelik şiddet takip edilemeyecek

Devlet tarafından Şiddet Önleme Merkezleri (ŞÖNİM) adı altında merkezlerin açıldığını hatırlatan Gülekar, bu kurumla birlikte belediyelere bağlı kadın danışmanlık merkezi ile sığınma evlerinin yok sayıldığını ifade etti. Bu şekilde deneyimli, örgütlü kadın mücadele alanlarının ve kadın hareketlerinin kadınlarla dayanışmalarının önüne geçtiğine dikkat çeken Gülekar, özellikle kadın merkezlerinin hassasiyetle üzerinde durduğu şiddet, taciz, tecavüz vakalarının ŞÖNİM nedeniyle artık takip edilemeyeceğine işaret etti.

Örgütlü mücadeleye devam
Gülekar, “Dolayısıyla bizim buradaki varlık amacımız, neredeyse sıfıra inecek. Kadın örgütlerinin buna dönük ciddi tepkileri var. Kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor. Şiddet katlanarak artıyor. Kadın cinayetleri, taciz, tecavüz vakaları devlet raporlarında sadece birer istatistiksel veri olarak yer alıyor” diye konuştu.
Kadın katliamlarına dönük caydırıcı düzenlemelerin yapılmadığını vurgulayan Gülekar, “Erkek hukukun, erkek devletin ve erkek hakimlerin verdiği kararlar hala önümüzde duruyor. Buna dönük ciddi bir örgütlenme ve mücadele-politika alanı ağı geliştirmek durumundayız. Tam da bu noktada kadın kurumlarının varlığını çok önemsiyoruz. Kadına yönelik şiddetle, taciz ve tecavüzle mücadele alanı olarak görüyoruz. Tüm bu politikaların karşısında örgütlü olarak mücadele edeceğimizi söylüyoruz” diye kaydetti.


ZEYNEP KURİŞ/DİHA/AMED