
Kürdistan Özgür Kadın Partisi (PAJK) Koordinasyon Üyesi Zilar Sterk, kadın katliamları ve şiddete karşı yapılması gerekenleri anlattı. Toplumun cinsiyetçilikten arındırılması ve kadın özgürlüğü çerçevesinde bilinçlendirilmesi, kadına karşı suçlarda karar vericinin kadınların olması, örgütlenme ve öz savunma başlıklarındaki çözüm önerilerini sıraladı.
Toplum cinsiyetçilikten arındırılmalı
Yapılacaklar listesinin ilk maddesinde ataerkil zihniyete göre şekillenen toplumun cinsiyetçilikten arındırılması mücadelesinin geldiğini vurgulayan Sterk, özellikle eğitim sistemindeki cinsiyetçiliğe dikkat çekti. Sterk, doyurucu cezaların uygulanmasına paralel olarak, yeni suçlu adaylarının yetişmesini engellemek ve sınırlamak için de okullarda öğretilen erkeci aklı vermeyi bırakmak gerektiğini, devletin eğitim bakanlığı da çocukları, gençleri aynen Cumhurbaşkanının çok açık ele verdiği zihniyetle zehirlediklerini söyledi. Zilar, erkeği ‘sahip olan’ özne olan konumunda, kadını ise ‘sahip olunan’ nesne konumunda gösteren algıya sahip yeni kuşakları yetiştiren eğitimin içeriğinin bir an önce değiştirmek gerektiğini vurguladı. Zilar, “Çocuklarımızın gençlerimizin eğitim materyalleri bilimsel denetimden, kadın bilim denetiminden geçmelidir. Toplumsal cinsiyet üretmeyen bir zihniyet bakışının denetiminden geçmelidir. Bu denetimi yapabilecek olanlar da erkekler olmaktan çıkmalıdır. Bu alanda örgütlü kadın yapıları var. Daha da geliştirilmeli ve temel otorite olarak kabul görmeleri sağlanmalıdır. Daha ana okullarından başlayarak okutulan çocuk masal ve hikayelerindeki, sonraki yılların ders kitaplarında yer alan ana metinlerdeki cinsiyetçi mantığı ortadan kaldırmak gerekmektedir. Tüm okullardaki ders materyallerinin, kadın aleyhine cinsiyetçilik üreten içerikleri değiştirilmelidir. Bu konuda yeni bir zihniyet oluşturacak, yeni içerikler hazırlamak gerekmektedir” değerlendirmelerinde bulundu.
Hükmü kadının kendisi vermeli
Yapılması gereken listesinde yer alabilecek ikinci önemli konuya da değinen Sterk, hali hazır suçluların cezalandırması olayı olduğunu dile getirerek, özgür ve demokratik toplumun kendi kendini ve birbirini denetleyebilen bir toplum olduğunu vurguladı. Sterk, “Böyle bir toplumda herkes birbirine karşı sorumlu yaklaşır. Demokratik toplumda, toplumun kendi yaşamına dair kararlar, devletlere iktidarlara bırakılmaz. Demokratik Toplum, kendi yaşamına dair kararlarını kendisi verir. Bu bakımdan kadınlar, toplumun oluşturucu ve geliştirici öğeleri olarak, doğurucu anaları olarak, öncüleri olarak kendilerine yapılan zulme karşılık gelen cezalara da, kendileri karar vermelidir. Neden özel kadın mahkemeleri olmasın ki… Taciz ve tecavüz başta olmak üzere, kadına uygulanan şiddetle mücadele konusunda söz ve karar sahibi, buna maruz kalan kadınlar olmalıdır. Çünkü bunun tüm boyutlardaki acısını onlar çekmektedir. Her kadın, uğradığı taciz ve tecavüzle adeta ölümlere gidip gelmektedir. Bunu erkeklerin bilmesi, his etmesi ve ona göre davranması ve karar vermesi pek mümkün değildir. Bu bakımdan özellikle de taciz ve tecavüzcüleri, kadınlar yargılamalı ve cezalarına karar vermelidir. Erkeklerin denetimindeki mahkemeler, durumu erkek lehine hafifleten nedenler buluyorlar. Kararları erkek lehine mutlaka bir şekilde törpülüyorlar. Hatta kadınları tahrik unsuru olarak görüyorlar. Bu asla kabul edilemez bir yaklaşımdır. Kadını tahrik unsuru olarak görmenin kendisi bir suçtur ve yargılamalıktır” dedi.
Örgütlenme
Yapılması gereken üçüncü bir konuyu da kadının örgütlü duruşu olarak ifade eden Sterk,”bu denli canavarlaşan örgütlü bir erkek dünyası ile savaşımda; küçük, birbirinden kopuk, parçalı, sinerjiye dönüşmeyen zayıf enerjiler halinde bulunan kadın kurumlaşma tarzı ile büyük başarılar sağlamak mümkün değildir. Daha bütünlüklü, daha sinerjik, büyük ortak örgütlenmelere gitmeye ihtiyaç vardır” diye konuştu.
Öz savunma
Dördüncü ve en can alıcı konu olarak öz savunmayı dile getiren Sterk, toplumun en savunmasız kesiminin kadın olduğunu söyledi: “Ne maddi silahları ne manevi silahları yoktur. Ancak bütün silahlar da ona doğrultulmuştur. Ve karşısında savunmasız yaşamaya çalışıyor. Devletin de toplumun da içinden, erkekliğin bütün silahları maalesef büyük bir ittifak halinde kendisine doğrultulmuştur. Bu kadar savunmasız olması, ona dayatılanlara teslim olmak veya isyan etmek dışında bir çare bırakmamaktadır. Kadınların kendisini bedensel olarak koruyabilmeleri ve savunabilmeleri gerekiyor. Maruz kaldıkları her saldırı karşısında, neden başkalarını imdata çağıran muhtaç bir konumda olsunlar ki…