
Kadın ve 'deli' olma
Oyun hikayeleri dünyanın herhangi bir yerinden olabilir. Kadın olmak ve deli olmak neredeyse dünyanın her yerinde aynıdır. Oyunun belirli bir hikayesi yok, hikayeleri var. Hikayeden ziyade kadın olma ve deli olma durumu üzerine ilerliyor oyun. Belli bir zaman dili yok, en vahşi haliyle kapitalizmin hüküm sürdüğü kent ya da feodalizmin hüküm sürdüğü bir köy, bir savaş cephesi, bodrum katında bir nezarethane... Oyunun dekoru da buna göre yapılmış, Antik Yunan mimarisini andıran sütunlar, bir Kürt köy evinin kapısı, istasyonda bir bank ve sokak lambası...
Savaşta en çok kadınlar kaybediyor
Batı'da bir kadın mevcut olanın dışına çıktığında genelde psikiyatriye, Doğu da ise içine cin girdi diye din adamlarına götürülür. Verili olanın dışına çıkan bir kadının 'Deli' ya da tıp dilinde 'Şizofren' diye psikiyatriye -modern görünse de- götürülmesi öz itibariyle 'cin' çıkarmadan pek farkı yoktur. Bunun yanında katledilir, kaybedilir ya da gözaltına alınabilir. Kadının başına gelen bu durum savaşın hüküm sürdüğü herhangi bir yer olabilir. Curzio Malaparte'nın "Kadınlar da Savaşı Yitirdi" oyununda olduğu gibi savaşta asıl kaybedenler cephede ölenlerden ziyade cephe gerisindekilerdir. Kürdistan'da köyleri boşaltılan ve şehirlere göç etmek zorunda kalan insanların dramında en büyük kaybeden kadındır.
Özgürlük açılan kapıda
Kadın, işsizdir. İş arar. İş ararken kadınların karşılaştığı zorlukları görürüz oyunda. Kadınlıktan kurtulup erkek gibi yaşamaya başlar. Kahveye gider, maç seyreder. Kahvede kimlik kontrolü yapılır. Kadın olduğu anlaşılmasın diye erkek kardeşinin kimlik bilgilerini verir, ancak kardeşi asker kaçağıdır. Askere götürülür. Kadının, erkekleri taklit edebilmesi askere kadardır. Askerlik en 'erkek' kurumlardan biridir. Kadının 'erkekliği' buraya kadar... Kadın, kurtuluşu açılan kapıdan gelen ışıkta bulur. Dışa açılan kapının birçok yorumu olabilir, ama biz özgürlük diye biliyoruz.
'Delilik' ve ilkler
Zihni anlamda bir delilik durumu yoksa deli diye nitelendirilen herkes mevcut olanın dışına çıkanlardır. İlk devrim hareketleri, ilk buluşlar, ilk keşifler, ilk fikirler hep delilik ve çılgınlıkla sıfatlandırılmıştır. Mevcut olanın dışına çıkan kadın da toplum gözünde 'Deli'dir. Oyunun ismi de buradan gelir. Aslından mevcut olanın dışına çıktığı için 'Deli' denilmiştir, yani sözde (tırnak içinde ) bir deliliktir. Kadınlık da en az delilik kadar 'kötü' bir durumdur. Çok az erkek keşke erkek doğmasaydım der ama hemen hemen kadınların çoğu 'keşke erkek doğsaydım' der. Erkeklik 'özgürlüktür', erkek olunca daha fazla kendisi olabilecektir.
Edith Piaf iyi bir seçim
Pelda Bal'ın asıl oyunculuğu Edit Piaf'ın şansonunu söylerken daha belirginleşti. Her rolün hakkını verdi. Şanson ilk bakışta 'gereksiz' veya 'öylesine' gibi durabilir ama oyunun bütünlüğü açısından yerinde bir seçim olmuş. Edith Piaf, Doğulu kadınlar için Batılı bir sembol. Kadınlık açısından ise hayatı ve mücadelesiyle 'iyi' bir örnek... Sokaklardan ve yoksulluktan gelip yükselmesi kolay olmamıştır Edith Piaf için. Savaşı, yoksulluğu, erkek şiddetini, kadın olmanın zorluklarını yaşamıştır. Bu açıdan Edith Piaf'ın seçilmesi oyunun bütünlüğünü pekiştirmiştir.
AVAŞİN YORULMAZ