8 Mart bu yıl da kadınlar tarafından coşkuyla kutlanıyor. Kadınların her yıl dünyada siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik yaşamda etkinliği artmaktadır. Erkek egemenlikçi devletçi iktidarcı sistemin dünyada sorunları ağırlaştırmasıyla birlikte kadın özgürlükçü demokratik sistemin alternatif olma gerçeği daha da güçlenmektedir. Önder Apo’nun vurguladığı gibi 21. yüzyıl kadın özgürlüğü yüzyılı olacaktır. Kadının siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel yaşama damgasını vurduğu yüzyıl olacaktır. Kadın özgürlük mücadelesinin önünde duran her siyasi güç de kaybetmeye mahkum olacaktır. Hangi siyasi güç kadın özgürlük çizgisini esas alırsa o kazanacaktır. 21. yüzyılda siyasi olarak kazanmanın diyalektiği de kanunu da budur. 

Kuşkusuz kadın hakları ve kadın özgürlüğü için 19. ve 20. yüzyılda önemli mücadeleler verilmiştir. Tüm eksik, yetersiz ve yanlış yaklaşımlara rağmen sosyalistler kadın hakları ve özgürlüğü için önemli mücadele vermişler; kadın hakları ve özgürlüğünü insanlığın gündemine koymuşlardır. Feministlerin de kadın haklarının ve kadın özgürlüğünün gündemleşmesi konusunda katkıları olmuştur. Ancak ciddi eksiklikler ve yetersizlikler taşıdıkları için kadın özgürlüğü hak ettiği düzeyde gündemleşmemiştir. Önder Apo feminist hareket için sosyalizmin reel sosyalist pratiği kadar da bir etkisi olmamıştır diyerek taşıdıkları eksikliklere dikkat çekmiştir. 

Kadın özgürlüğü ve kadın haklarını tarihsel toplumu çözümleme temelinde ideolojik, teorik bir temele oturtan ilk düşünce adamı, siyasetçi ve önderi Önder Apo olmuştur. Bir kere bunun hiçbir kaygıya kapılmadan yüksek sesle dile getirilmesi gerekir. Bir erkektir diye kadın özgürlüğü ve hakları konusundaki bu rolünü ortaya koymamak ne ahlaki, ne vicdani, ne de adaletli olur. “Yiğidi öldür, hakkını yeme” derler. Bu Önderliğin bir kadın özgürlük çizgisi ve mücadelesi önderliği olduğu görülmelidir. Bu Önderlik “kendimde erkeği öldürdüm” diyerek bu gerçeği ortaya koymaktadır. Önder Apo kuşkusuz kadın özgürlük mücadelesini, kadınların örgütlemesini ve kadınların önderlik yapmasını istemektedir. Kendisinin yaptığını, kadın özgürlük mücadelesine hizmet etmek ve onun militanlığını yapmak olduğunu ifade etmektedir. 

Önder Apo, kadın sorununun, kadın özgürlüğünün ve kadın haklarının sadece kadını ilgilendiren bir sorun olmadığını, tüm toplumun sorunu olduğunu vurgulamıştır. Zaten insanlık açısından ilk toplumsal sorun kadın üzerindeki ataerkillikle başlamıştır. İnsanlığın yaşadığı tüm toplumsal ve siyasal sorunların temelinde kadının egemenlik altına alınma gerçekliği vardır. İnsanlığın tüm sorunlarının kök hücresi de, çözümünü sağlatacak olan da kadınların köleliği ve özgürlüğü sorunudur. Sadece kadınlara eşit haklar verilsin, kadınlar yasalar karşısında eşit hale getirilsin diyerek ne kadın sorunu çözülür, ne kadınlar özgürleşir, ne de toplumlar gerçek anlamda özgür ve demokratik yaşama kavuşabilir. Toplumda cinsiyetçiliği ortadan kaldıracak olan kadın özgürlük çizgisine dayalı bir demokratikleşme ve bir toplum gerçekleştiğinde kadınla birlikte tüm toplum da özgür ve demokratik yaşama kavuşacaktır. Bu bir istek, iyi niyet ve ahlaki yaklaşım gereği değildir; tarihsel toplum gerçekliğinin gerektirdiği bir durumdur. 


Kendini tanımayanlar geleceklerine yön veremezler

Sıkça tekrarladığımız gibi ilk toplumsallığı, dolayısıyla insanlığı ve insanlık kültürünü kadın öncülüğü ve kadının etkinliği sağlamıştır. İlk toplumsallığın yaratılmasındaki damga çok önemlidir. Kaldı ki bu damga binlerce yıl sürmüştür. Böylece toplumsallığın, insanlığın ve kültürün kök hücresi kadın damgalı olmuştur. Bunu küçümsemek, bir zaman var olmuş, aşılmış bir durum gibi ele almak bir cehalet ve yanılgı olur. En başta da köksüzlük olur; kökünden kopma olur ve kendini tanımama olur. Kendini tanımayanlar da geleceklerine yön veremezler. Var olan eksiklik, yetersizlik ve sorunlardan kurtulamazlar. Bir daha vurgulayalım, nasıl ki tıp tüm hastalıkların tedavisini çocuğun anasıyla bağı olan kordondaki kanda bulunan kök hücrede arıyorsa, insanlık da tüm toplumsal sorunların iyileşmesini kadın özgürlüğüne dayalı tarihinde ve kadın eksenli toplumsal genlerinde bulacaktır. Bunun dışında insanlığın sorunlarına çözüm bulmak mümkün değildir. İnsanlığın bir fıtratından söz edilecekse gerçeklik budur. 

Kadın hakları ve kadın özgürlüğü yasalarla sağlanamaz. Kuşkusuz erkek egemenlikli bir siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik yaşamın var olduğu bilinerek pozitif ayırımcılık yapmak; özgürlükçü ve demokratik olmanın gereğidir. Ahlak, vicdan ve adalet bunu gerektirir. Ancak bu pozitif ayrımcılık esas olarak kadın örgütlenmesini, örgütlü toplum gücüyle siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik yaşama müdahale gücü haline gelmesini sağlamak için yapılmalıdır. Kadın; özgün örgütlenip örgütlü demokratik kadın toplumu gerçekliği haline gelip siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik yaşama kendi rengini verip damgasını vurmadan, kadın özgürlüğüne dayalı bir toplumsal yaşam ortaya çıkarılamaz. Bu açıdan kadının özgün örgütlenmesi, bu örgütlenmesini siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik yaşamın her alanına taşıması, yedirmesi ve bu çalışmalara kendi rengini vermesi önemlidir. Sadece kadın çalışmalarında değil, tüm çalışma alanlarında kendi etkisini gösterdiğinde işte o zaman binlerce yıllık erkek egemenliğine dayalı cinsiyetçi toplum aşılacak, kadın özgürlüğüne dayalı özgür ve demokratik toplum gerçekliğine ulaşılacaktır.

Şunu vurgulamak gerekir ki, kadınlar toplumsal özgürlük mücadelesi vermeden, kadın toplumsal olarak örgütlü güce ulaşıp özgürlük mücadelesi geliştirmeden hiçbir kadın birey olarak özgürlük kazanamaz. Özgür duruşlu kadınlar olunabilir; ancak örgütlü topluma dayalı özgürlük mücadelesi verilmeden özgürlük sağlanamaz. Erkek egemenlikli bir toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik gerçeklik altında ben özgürüm demenin kendini kandırmaktan başka bir anlamı olamaz. 

Önder Apo’nun genel özgürlük ve demokrasi konusunda, dolayısıyla kadın özgürlüğü konusunda ortaya koyduğu önemli bir gerçeklik ise, kadının örgütlü toplum gerçeğiyle birlikte kendisini de toplumu da özgür ve demokratik yaşama kavuşturacağıdır.  Birey toplumsuz güç olamaz; kadın toplumsuz hiçbir biçimde güç olamaz. Erkek egemenlikli dünyada kadının en temel güç kaynağı toplumsallık yaratan karakteridir; toplumcu güç olma avantajlarıdır. Bireysel özgürlük yanılgısına düşmek kendini kölelikten kurtarmama yaklaşımıdır. Kadının kendini örgütlemesini birinci görev olarak görmesi çok önemlidir. Bu açıdan özgün örgütlenme kadın için esastır. Kadın özgün örgütlemesi önündeki her engel kadını erkek egemenlikçi sistem altında tutmaktan başka bir anlama gelmez. 

Önder Apo’nun kadın özgürlük mücadelesinde tarihi bir rol oynamasının en önemli bir nedeni de kadının özgün örgütlenmesini sağlamasıdır. Örgüt ve toplumda kadının özgür örgütlenmesi önündeki engelleri kaldırmasıdır. Bu engelleri kaldırarak, kadını örgütlü güç haline getirerek kadını hem örgüt, hem de toplum içinde varlığı ve etkisi olan ideolojik ve siyasi güç yapmıştır. Kadın özgürlük çizgisi örgüt ve toplum içinde dikkate alınır hale gelmiştir. Önder Apo, kadını örgütlü güç, örgütlü toplum haline getirerek kadını kendi ayakları üzerinde duran, erkek egemenliğinin etkisiyle hareket etmeyen, erkeğe dayanmayan bir özgürlük ve demokrasi gücü haline getirmiştir. Öte yandan kadının örgütlü bir toplum haline gelmesi, ideolojik ve siyasi olarak doğru bir çizgi ve tutum takınmasını da sağlamıştır. Böylece kurnaz erkek yönlendirmeleri ve etkilerine karşı da kendini donanımlı hale getirmiştir. Önder Apo’nun örgütlü kadını hem parti içinde, hem gerilla içinde, hem de toplum içinde güç yapması kadın özgürlük anlayışına önemli ufuklar kazandırmıştır. Bireysel özgürlük yanılgılarının aşılması konusunda önemli rol oynamıştır. Ancak örgütlü kadınların, mücadele eden kadınların özgürlük mücadelesini geliştirebileceği, kendisiyle birlikte toplumu değiştirip dönüştürüp özgür ve demokratik yaşam doğrultusunda ilerleteceği kanıtlanmıştır. Kanıt, Kürt kadınında ve Kürt toplumunda yaşanan değişimlerdir. 


Kürt kadını dünya kadın özgürlük mücadelesinin en önündedir

Bugün Kürt kadını Kürdistan özgürlük mücadelesinin temel öncü güçlerinden olduğu gibi, Ortadoğu’daki özgürlük ve demokrasi mücadelesinin gelişmesinde de çok önemli rol oynamaktadır. Kürt kadını bugün Ortadoğu’daki kadın özgürlük mücadelesinin en etkin gücüdür. Kürt kadını Ortadoğu’daki tüm kadınları da ayağa kaldıracak bir güce ve etkiye ulaşmıştır. Tarihte kadının toplumsal yaşamda en etkili rolü oynadığı Ortadoğu coğrafyasında kadın köklerine dayanarak yeniden ayağa kalkmaktadır. Bugün sadece Ortadoğu’da değil, tüm dünyada kadın özgürlüğü ve kadın hakları önemli gündem haline gelmişse, bunda Kürt kadınının özgürlük mücadelesinin etkisini görmek gerekir. Kürt kadını şu anda dünya kadın özgürlük mücadelesinin en önündedir. İdeolojik, teorik karakteriyle, siyasi anlayışıyla, örgütlü karakteriyle bu öncülüğü yapmaktadır. Kadın örgütlerinin yüzünü döndüğü yer artık Ortadoğu ve Kürdistan’dır. Bu 8 Mart’ta bu gerçekliğin her bakımdan irdelenmesi ve ortaya konması gerekmektedir. Çünkü Kürdistan’daki kadın özgürlük çizgisi ve mücadelesi tüm dünya kadınlarının kazanımıdır. Tüm dünya kadınları bu deneyim ve kazanımlarla 21. yüzyılı kadın yüzyılı haline getirip erkek egemenlikçi siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik yaşama son vereceklerdir.