Katil zanlısı olarak yakalanan Ömer Güney’in Türkiye ile ilişkileri olduğu da netleşmiş bulunuyor. En son Devrimci Karargah’a sızdırılan ajanın söyledikleri de durumu daha da netleştirmiştir. Türk basını bu cinayeti işleyen odaklar tarafından yönlendirilip PKK ilişkisinden söz etseler de bu tür yalanlara artık kimse inanmıyor. Zaten kendileri de inanmadan yazdıkları için yazıp geçiyorlar. Söyledikleri gibi bir şey olsaydı her gün konuya değinirler, hiçbir zaman gündemden düşürmezlerdi. Dolayısıyla kendileri de masa başında ürettikleri bu haberlere inanmıyorlar. Bu haberlerin gerçek suçluları, yani AKP’yi gizlemek için yapıldığını bugün herkes biliyor. Zaten bu tür haberler yapan gazetelerin çoğunluğu AKP yandaşıdır.
Bu olayın faili AKP’dir. AKP’nin izlediği Kürt politikasıdır. AKP’nin entegre tasfiye politikasıdır. Bugün AKP hiçbir TC hükümetinin başvurmadığı kadar psikolojik savaşa başvuruyor. PKK yönetimi ve kadrolarını tasfiye etmek için en fazla uğraşan da bu hükümettir. Dağa elleri uzanamıyor ya da dağa gönderdikleri kısa sürede yakalanıyor veya kontrol altına alınıyor. Bu nedenle zayıf halka gördükleri Avrupa’da saldırmışlardır. Çünkü onlar da demokratik işleyiş içinde olan ve herkesin rahatlıkla girip çıktığı yeri seçmişlerdir. Özellikle ilk olunca bu daha da kolay oluyor. Avrupa’da bunun gibi bir saldırıya ilk defa şahit olunuyor. Her ne kadar Türk devleti Almanya’da da bu gibi olaylar olur dese de, Kürt kurumlarının bu olaydan sonra daha fazla tedbir aldıkları kesindir. Kaldı ki Türk devletinin bu tür saldırıları Avrupa’da bir Türk-Kürt savaşı yürütmek anlamına gelir ki, buna da Avrupa ülkeleri kendi çıkarları için göz yumamazlar.
Kuşkusuz bu katliamın peşini başta Kürt kadınları olmak üzere tüm kadınlar bırakmayacaktır. Kürtler bu olayın açığa çıkması için ne gerekiyorsa onu yapacaklardır. Bu olay kesinlikle açığa çıkartılacaktır. Çünkü bu katliamı açığa çıkartmak isteyen bir kadın hareketi ve özgürlüğü için mücadele eden bir Kürt halkı var.
Bu cinayeti gerçekleştirenler amacına ulaşamadılar. Bu saldırıyla Kürt halkı ve demokrasi güçleri daha fazla birlik oldu. Bırakalım Kürt halkını ürkütmeyi, Kürt halkının özgürlük isteğini daha fazla biledi. Kadın Özgürlük Hareketi ise bu katliamla yeni bir aşamaya geçmiştir. Dünya kadınlarıyla buluşmuş ve dünya kadınlarına öncülük yapma gerçeği bu katliam sonrası yaşanan gelişmelerle netleşmiştir. Tam da Sara’nın özlemlerine uygun bir tablo ortaya çıkmıştır. O, dünya kadınlarının birliğini çok isterdi. Türkiyeli demokrasi güçlerinin ortak hareket etmelerinden de büyük mutluluk duyardı. Sara’nın bu isteklerinin gerçekleşmesi konusunda önemli gelişmeler görülmüştür. Cenaze töreni buna vesile olmuştur. Bu da katliamların amacına ulaşamadığını göstermektedir.
Kürt kadın hareketi 9 Ocak 2013 tarihinden itibaren daha da güçlenmiş, özgürlük ruhu derinleşmiş ve daha da kenetlenmiş bir hareket haline gelmiştir. Kadın özgürlük çizgisinin başarılı olduğu bu katliam vesilesiyle görülmüştür. Kürt kadın hareketine, dolayısıyla Türkiye’deki kadın hareketine eskisi gibi bakamayız. Kadın hareketi her siyasi gücün dikkate alacağı kadar güçlenmiş ve evrenselleşmiştir. Kürt kadın hareketi için yeni bir dönem başlamıştır. Öncülük yapma ve dünyadaki kadın hareketlerini yan yana getirme sorumluluğu da Kürt kadınlarının üzerindedir.
Kürt Halk Önderinin on yıllardır özgür kadın hareketi yaratma ve Kürt kadınını özgürleştirme çabası ve mücadelesi önemli sonuç vermiştir. Dünyada hiçbir siyasi liderin yapamadığı kadar kadınlarla ilgilenen ve kadının özgürlük mücadelesi vermesi için büyük katkı sunan tek lider Kürt Halk Önderidir. İdeolojik ve siyasi mücadelesinin önemli bir bölümünü kadını özgürleştirmeye adamıştır. “Destansı ve kutsal çalışmam” dediği kadın özgürlük mücadelesi bugün toplumsal ayakları üzerine önemli düzeyde oturmuştur. Artık geriye çektirilmeyecek bir Kadın Özgürlük Hareketi ve kazanımları ortaya çıkmıştır. Bunu Sara’nın ve katledilen devrimcilerin cenaze törenlerinde de net olarak gördük.
Sara (Sakine Cansız), kadın özgürlük yaklaşımını PKK’de gördüğü gibi, Sara da PKK’nin kadın özgürlük çizgisine büyük katkı sunmuştur. Özgürlük duruşuyla tüm Kürt kadınlarına örnek olmuştur. Kürt Halk Önderinin kadın özgürlük çizgisi, Sara gibi özgür kadın hareketi önderleri ve kadroları tarafından önemli bir aşamaya getirilmiştir. 9 Ocak’tan sonra da bu özgürlük çizgisinin geriye dönüş yapmayacak kadar kökleştiği görülmüştür.
Bugün Kürt kadın hareketi kimliğini ve rüştünü ispatlamış bir güçtür. Bunu tarafsız ve karşı çıkanlar dahi kabul etmektedir. Çünkü inkar edilemez düzeyde kadın özgürlüğü gündemleştirilmiş ve önemli gelişmeler sağlatılmıştır. Bu sonuç tüm dünya kadınlarının gözünü Kürdistan kadınları üzerine çekmiştir. Artık Kürt kadınlarının Özgürlük Hareketi dünya kadın özgürlük hareketlerinin mayası olacaktır. Böylece bütünlüklü bir kadın özgürlük çizgisi ortaya çıkacaktır. Artık Kürt kadınlarının özgürlük çizgisi şahsında dünyadaki kadın özgürlük çizgisi daha da güçlenmiş durumdadır.
Artık kadın özgürlüğüne bakış da köklü değişmiştir. Klasik küçük burjuva yaklaşım bir tarafa bırakılacaktır. Reel sosyalizmin kadın özgürlüğü anlayışı da geride kalmış ve aşılmıştır. Kadınların özgürlüğü açısından esas olarak ideolojik ve psikolojik etkenler daha önemlidir. Sadece ekonomik özgürlükle kadın özgürlüğü mümkün değildir. Bu netleşmiştir. Bu açıdan Kürt Halk Önderinin “kadın özgürlüğü ulusal ve sınıfsal özgürlükten daha değerlidir” sözü daha fazla anlam kazanmıştır.
Bundan sonra Kürt kadın hareketi daha yakından takip edilecektir. Kürt kadın hareketi bunu da görerek kadın özgürlüğünü Türkiye ve dünyada geliştirmek için daha fazla çaba göstereceklerdir.
Kadın özgürlük mücadelesinde yeni bir aşama