Üç gün boyunca devam eden ve önceki gün sona eren Jineoloji Konferansı’nın dördüncü ve son oturumunda ‘’Jineoloji: Bilimin Yeniden İnşası ve Komünal Özgür Yaşama Doğru’’ konulu sunumlar yapılarak, dünyaki kadın hareketlerinin tecrübeleri ve mücadeleleri anlatıldı. Oturumlarda Filipin, Katalonya, Avusturya’daki kadın hareketleri temsilcilerinin yanı sıra, Rojava, Kuzey Kürdistan ve Avrupa’daki Kürt kadın aktivistleri de söz aldı.

Jineoloji Konferansı’nın 2 Mart Pazar günü gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Sandra Kreil yaptığı dördüncü oturumun ilk bölümünde ‘’Jineoloji: Bilimin Yeniden İnşası ve Komünal Özgür Yaşama Doğru’’ konusu tartışıldı. İlk sunumu yapan Uluslararası Kürt Kadın Temsilciliği’nden Gönül Kaya, ‘Neden Jineoloji’ sorusuna cevap verdi.
Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinde jineolojinin bir ‘kadın paradigması oluşumu’ olarak ifadeye kavuşturulduğunu belirten Kaya, bunun yeni bir evre anlamına geldiğini belirtti. Kaya, sınıfsal ve cinsiyetçi bir temelde inşa edilen bilimlerin kadın aleyhine ortaya çıkardığı sonuçları hatırlatarak, “İşte burada karşımıza Jineoloji önerisi çıkmaktadır. Mevcut egemenlikli bilim alanı sisteminin aşılarak, alternatif bilimler sisteminin inşa edilmesine ihtiyaç var. Mevcut sosyal bilimler alanı iktidar ve toplumsal cinsiyetçilikten kurtarılarak özgürleştirilmeli” diye konuştu.  
Jineolojinin kelime olarak ‘kadın bilimi’ anlamı taşıdığını belirten Kaya, kelimenin kökeninin Kürtçe’de kadın anlamına gelen ‘Jin’ ile Yunanca’da bilim anlamına gelen ‘loji’den geldiğini ifade etti.

Jineolojinin amaçları

Kaya, Kürdistan Özgür Kadın Hareketi’nin jineolojiyi, kadın zihniyet dünyasının inşa edilmesine dönük bir yöntem önermesi olarak geliştirdiğini belirterek, jineolojinin amaçlarını şu sözlerle ortaya koydu: “Burada egemen erkek zihniyetine ve paradigmasına radikal bir müdahale önerisi vardır. Kadının ve toplumun,  egemenlerin elinde olan bilgiye ve bilim alanına, bunların doğasına ve kaynağına doğrudan ulaşmasını amaçlamaktadır. Hakikatinden koparılmış kadını ve toplumu köklerine, kimliğine ulaştırmayı amaçlamaktadır. Kadının kendi öz bilim disiplinlerini oluşturması, yorum ve anlamlara ulaşması ve bunları sadece kadına değil, tüm topluma sunması amaçlanmaktadır.” Kaya, jineolojiyle bilgi ve özgürlük arasında koparılan bağların tekrar kurulmasının sağlanacağını söyledi.

Hakikat devrimi

‘Yeni Metodolojinin Özgünlükleri’ başlıklı sunumu ise Demokratik Alevi Federasyonu Temsilcisi Rojda Yıldırım yaptı. Konuşmasına yazılı tarihi eleştirerek başlayan Yıldırım, günümüzde bilimin ahlakla olan bağını kopardığı için her tür savaşın ve yıkıcı araç icadının temeli haline geldiğini belirtti. Jineolojide uygulanabilecek yöntemleri de dile getiren Yıldırım, hakikat devrimi olarak adlandırdığı jineolojiyi için “Hakikat savaşı yaşamın her anında, tüm toplumsal alanlarda, komünalist ekonomik ve ekolojik birimlerde, demokratik kentlerde, yerel, bölgesel, ulusal ve ulus-ötesi mekanlarda yürütüldükçe anlam ve başarı kazanır’’ değerlendirmesi yaptı.

Yeni metodoloji tartışmaları
‘Jineolojinin Araç ve Kurumları’na ilişkin sunumu ise Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürdistan’a Barış İnisiyatifi’nden Havin Güneşer yaptı. Güneşer,
Güneşer, genel olarak kadın hareketlerinin kazanç ve başarılarını kalıcı ve sürekli bir yapıya dönüştürmeleri, kendilerini sürekli olarak yenilemeleri açısından kadın hareketlerinin yetersizliklerini değerlendirdi.
Yeni bir metodolojiyi daha da geliştirmek ve tartışmak açısından değişik pratiklerden çıkarılan dersleri değerlendiren Güneşer, Kürt Kadın Hareketi yaklaşımını şu sözlerle ifade etti: “Kürt Kadın Hareketi ve Abdullah Öcalan, kendi analizlerini ‘ahlaki ve politik topluma’ dayandırır. Bu, özgürlük-ahlak, ile özgürlük-politika arasındaki bağdan kaynaklıdır. Özgürlük alanımızı genişletecek yapıları geliştirmek için Öcalan, ahlakı toplumun kollektif vicdanı, politikayı ise onun ortak aklı olarak tanımlar. Onları ayağa kaldırma ve fonksiyonel olmalarını sağlama gereği vardır.’’
Güneşer, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü toplumu ortaya çıkaracak yapılanmalara ihtiyaç olduğunu belirterek, bunu başarmak için ilk etapta sömürgeleştirilme tarihinin deşifre edilmesi, bilim, bilgi ve entellektüellerin resmi kurumlara kapatılmaması gerektiğini ifade etti. “Kadının da salt kadınlardan oluşan öz-savunma birimleri de olmalıdır” diyen Güneşer, bunun somut örneğinin Rojava ve Kürt Kadın Hareketinde varolan bir durum olduğunu dile getirdi.

Alternatifler ilerletir

Güneşer, Kürt Özgürlük Hareketi tarafından pratikleştirilmekte olan Demokratik Konfederalizmin de çerçevesini de çizerek “Demokratik otonomi, radikal demokrasidir ve bu da en temelde kadının organizeli katılımı ve karar alması ile beraber toplumun tüm kesimlerinin kendilerini organize etmesi ve direkt karar alma mekanizmalarına katılarak kendilerini direkt veya dolaylı ilgilendiren konularda karar almasıdır. Bu şu an Kürt Kadın Hareketi’nde pratikleştirilmektedir” dedi.
Son olarak Güneşer, bu deneyimlerin yaşanırken sorunların yaşanabileceğini, ancak bahsedilen tüm alanlarda örgütlü ve bağımsız olunduğu taktirde problemlerin tartışılabileceğini, alternatiflerin keşfedilebileceğini, ataerkil ve ataerkil kapitalist mentalitenin aşılması noktasında bir ilerlemenin de garantilenmiş olacağını belirtti.
Oturum aralarında PAJK Jineoloji Komitesi ve Sosyalist Kadınlar Birliği’nin de yer aldığı kadın kurumlarının mesajları da okundu.

Kadının sesi duyurulmalı

Konferansın öğleden sonraki oturumunda ise kadın hareketlerinin mücadele deneyimleri paylaşıldı. Demokrasi ve Barış için Dullar Örgütü (WPD) Başkanı Margaret Owen konuşmasında, uzun yıllar Kürt sorunuyla ile ilgili çalışmalar yürüttüğünü belirterek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın mücadelesindeki rolüne dikkat çekti. Kadın özgürlük mücadelesine de değinen Owen,’’Eğer biz bu farklılıkların sesini duyuramazsak o zaman kazanamayız. Korumasız olan, saklı kalan kadınların seslerini duyuramazsak kazanamayız’’ dedi.
Owen konuşmasının devamında Aralık ayında gittiği Rojava’daki izlenimlerini de anlatarak, şöyle özetledi: ‘’Her kurumda, her yapıda eşbaşkanlık var. Her yerleşim yerinde kadın merkezleri var. Ama bu sadece kadınların ‘kadın işi’ yaptığı anlamına gelmiyor. Kadınlar erkeklerin, erkekler kadınların işlerini yapıyor. Yani tümüyle ortaklaşa yapılıyor tüm çalışmalar… Rojava idaresi cinsiyet ve inanç özgürlüğüne dayanıyor. Kadın akademilerini gördüm. YPG’lileri gördüm. Onlar inanılmazdı. Dört gözle yine Rojava’ya gitmeyi bekliyorum.”

Eşbaşkanlık mücadelenin kazanımı
Ardından BDP Bingöl Eşbaşkan Adayı Zarife Karasungur, ‘’Kuzey Kürdistan’daki Kadın Hareketinin Tecrübeleri’’ başlıklı sunumu yaptı. Kürt kadınlarının mücadelesinde önemli kazanımlar elde ettiğini vurgulayan Karasungur, “Kadının yok sayıldığı bir sistemden eşbaşkanlık modeliyle yaşamın her alanında temsilini bulan bir sisteme geldik” dedi.
Karasungur, 2014 yerel seçimlerinin Kürtler açısından önemine değinerek, demokratik özerklik modeliyle kadını ve toplumun tüm kesimlerini yönetime katmak istediklerini söyledi. 


Filipin ve Katalonya deneyimleri
Filipin Kadın hareketi Gabriela’nın deneyimlerini ise Consie Lozano anlattı. Gabriela Kadın Örgütü’nün 44 kadın tarafından 1984’te İspanya sömürüsüne karşı kurulan bir kadın örgütü olduğunu belirten Lozano, 90’lı yıllarda ABD’nin baskılarına karşı ulusal ve uluslararası düzeyde mücadele yürüttüklerini, ayrıca eğitim ve sosyal medya yoluyla mümkün olduğunca çok kadına ulaşarak, kadına karşı şiddete maruz kalan kadınlara destek olmayı hedeflediklerini söyledi.
Katalonya’daki Gatamaula Kadın Hareketi’nin mücadelesini Maria Rodo anlattı. Politik hedeflerinin Fransa ve İspanya sömürüsü altında yaşayan 14 milyon insanın yaşadığı coğrafyayı özgür kılmak olduğunu belirten Rodo, sivil toplum örgütlerinin devletin büyük baskılarına maruz kaldığını ifade etti. Gençlik, sendika ve öğrenci gruplarından oluşan bir organizasyona sahip olduklarını belirten Rodo, Barcelona ve Katalonya’da birçok feminist grupla birlikte mücadele yürüttüklerini söyledi.
Gatamaula üyesi Marta Jorba ise kadına yönelik bütün baskılara karşı mücadele yürüttüklerini ve feodal tutumlardan kaynaklı şiddet ve ölümlerin önüne geçmek istediklerini söyledi. Jorba konuşmasında enternasyonal kadın dayanışmasının önemine de dikkat çekti.

Rojava’da kadın devrimi

PYD Avrupa temsilcisi Dr. Arya İsa ise, Rojava’daki özgürlük mücadelesine değinerek, toplumsal devrim ile birlikte kadın devriminin yaşandığını belirtti. Demokratik özerkliği inşa çalışmasının yürütüldüğünü söyleyen İsa, devrimin süreklilik arzeden yönü nedeniyle kadınların, ekonomi, siyaset ve savunma alanlarında yaygın kurumlaşmalara giderek kendi sistemlerini oluşturduklarını dile getirdi. İsa, konuşmasında şu çağrıyı yaptı: “Bütün dünya kadınlarının Rojava hakkında bilgi edinmelerini ve destek olmalarını bekliyoruz. Feminist kadın örgütleri olarak birbirimizle dayanışmayı sürdürmeliyiz.”

Feminist savunma
Ardından, Avusturya Kadın Grubu’ndan Lisa Kevstin Sigi, feminist savunma hakkında bilgilendirdi. Feminist savunmanın erkeğin şiddetine, cinsel sömürüsüne karşı mücadeleyi hedef aldığını belirten Sigi, kurulduğu 70’li yılların sonundan beri neo faşistlere karşı kendilerini savunmak zorunda kaldıklarını anlattı. “Amacımmız mağdur kadından mücadeleci bir kadın yaratmaktır” diyen Sigi, Kürt Kadın Hareketi’nden çok şey öğrendiklerini, bu toplum için çalışmalar yürütmenin değerli olduğunu söyledi.
Oturum ardından Feminist Özsavunma Grubu, meşru savunma tekniklerini gösterdi. Grup üyesi üç kadının yarım saat boyunca verdiği ders ilgiyle karşılandı.

‘Konferans arayışı ifade ediyor’
Konferansın kapanış konuşmasını ise Uluslararası Özgür Kadın Vakfı Temsilcisi Zîlan Diyar yaptı. Konferansla jineolojinin çerçevesini genişletmek istediklerini dile getiren Diyar, “Kadının paradigmasını inşa etmeyi hedefledik. Kadınların araştırmalarını, düşüncelerini paylaşması çok önemliydi. Güney Afrika, Katalonya, Filipinler, Kürdistan’ın parçalarında yürütülen deneyimler bize çok şey öğretti. Konferansımız, her açıdan bir arayışı ifade ediyor. Diğer yandan ortaya çıkan düşüncelerle bugüne kadar kadın mücadelesi uğruna bedel vermiş kadınlara sahip  çıktığımızı gösterdik’’ dedi.
Konferans, ‘’Jin jiyan azadî’ sloganlarıyla sona erdi.


SOZDAR UMUT/KÖLN