Geçtiğimiz Haziran ayında Türkiye siyaseti ve kadınlar açısından önemli bir gelişme yaşandı. Bir kadın partisi kuruldu. Türkiye’de yaşanan bu ilk, kadınların siyasette etkili olması anlamında önemli bir fırsat. Sadece bir ‘kadın partisi’ olarak kalmaması da temennimizdir. O yüzden kadın partisinin kadın özgünlüğü olmalı.


Yaşamın en iyi örgütleyicisi kadındır

Siyaseti, halkların kendi yaşamları hakkında kendilerinin karar vermesi, kendi kendilerini örgütlemesi ve yaşamsal ihtiyaçlarını kendilerinin belirlemesi ve uygulama gücüne dönüştürmesi olarak tanımlayabiliriz. Siyaset, bir kesimin halkları sömürmesi üzerinden gelişen söylem ve pratikler değildir. Hele de kadının siyasetten anlamadığı yalanını öne sürüp, yönetim dışına itilmesi hiç değildir. Yaşamın en iyi örgütleyicileri kadınlar olduğuna göre, en iyi siyaseti yapanlar da kadınlardır. Kürt kadınlarının bugün siyasete katılımlarından bunu çok iyi görebiliyoruz.

Kadın özüyle siyaset yapmak önemli

Kürt kadınlar kendi yaşamlarını örgütleyebilmek için gece gündüz demeden çalışarak, özgün örgütlenmelerini yarattılar. Devletlere, toplumsal baskılara rağmen üzerine üzerine yürüdüler. Bir yandan egemen erkek zihniyetine karşı savaşırken, geleneksel kadın duruşuna karşı da savaştılar. Toplumun her alanında söz sahibi olmak için amansız mücadele yürüttüler. Çünkü yaşanan zorluklar, kadın siyasetiyle aşılabilirdi. Kadının kendi özüyle siyaset yapması bu açıdan önemlidir.

Özgürlükte ısrar cesaret veriyor

Kürt kadınının özgürlükteki ısrarından cesaret alan birçok kesim, bugün bu güvenle siyaset meydanına çıkmaktadır. Bugüne kadar siyasetin içinde olan kadınlar, devlet odaklı siyaset yaptıkları için kadınlara büyük acılar yaşanmasına neden olabilmişlerdir.
Demokratik siyasetin geliştirilmesinde önemli rol oynayacak olan HDP, Türkiye siyasetini de kadınlar lehine etkileyecektir. Bugün Türkiye’de kadın partisi kuruluyorsa, aslında yaşanan bu gelişmelerle bağlantılıdır. Türkiye siyasetine yön veren partilerde de kadının rolü her zamankinden daha belirleyici olacaktır.
Kadınların yaşamın tüm alanlarında örgütlenerek, eşbaşkanlık sistemiyle eşit temsilini yaratmaları önemlidir. Kadının siyasete eşit ve aktif katılımını bir yaşam tarzı haline getirmek gerekir. Sırf bazı mekanlarla ya da bireylerle sınırlı kalmamalı, tüm kadınları kapsamına almalıdır. Toplumun yaşadığı sorunları iyi tespit edip çözüm gücü olması, kadın siyasetinin özü olmaktadır.

Ekonomiye yabancılaşma aşılmalıdır

Kadınların ve toplumun yaşadığı sorunların biri de kendini idame ettirme sorunudur. Toplumun yaşadığı ekonomik sorunları aşma yönünde projelerin geliştirilmesi, siyasetçi kadınların öncelikli görevi olmalıdır. Her ikisinin geliştirilmesi ve yaşamsallaştırılmasında kadınlar etkiliyken, bugün her ikisine de yabancılaştırılmıştır. Kadınların ekonomik alandaki örgütlülüğü, bu yabancılaşmayı da ortadan kaldıracaktır. Bir halk ne kadar kendi kendisine yetebiliyor, başkalarına muhtaç olmuyorsa en iyi siyaseti yapıyor demektir.

Şiddete karşı örgütlü güç olmalı

Bugün Türkiye ve Kürdistan’da kadına karşı şiddetin engellenememesi kadının siyasette bıraktığı boşluklardan kaynaklıdır. Buna karşı kadınların örgütlülüklerini daha geniş alanlara ulaştırması, etkili ve kitlesel eylemselliklerle yaptırım gücü olması, yaşanan bu sorunların önünü alabilir.
Kadınların kendilerini koruyabilecekleri mekanların sağlanması önemli olmakla birlikte, köklü bir çözüm değildir. Sığınmaevleri gibi dar bir alana sıkıştırılmış mekanlardan ziyade, kadınların kendilerini daha rahat ifade edebileceği, kendilerini eğiteceği, ihtiyaçlarını karşılayabileceği özgür ve güvenli ortamların oluşturulması, kadınların yaşama aktif katılmalarının önünü açacaktır. Sürekli korunmaya muhtaç psikolojisinden çıkıp, işlevli bir duruma gelmeleri, oluşturulan özgürlük mekanlarının işleviyle bağlantılı gelişecektir. Bu, her zamankinden daha mümkün hale gelmiştir.
Türkiye’de kadının özgürlük mücadelesini bir adım daha ileriye götüren bu adımı destekliyoruz. Dileriz Kadın Partisi Türkiye siyasetini zenginleştirir, dominant politikasını yumuşatma yoluna koyar, daha insani boyutlara getirir. 


ZÎLAN FIRAT




‘Rojava’yı örnek alıyoruz’


Türkiye siyaset arenasına kadın partisi adıyla giren kadınlar, siyasette kadın erkek eşitliğini sağlamak için çalışmalar yürütüyor. “Kadın Partisi Girişimi” olarak yola çıkan kadınlar, 25 Haziran’da resmi başvurularını yaparak, Kadın Partisi’ni kurdu. Kadın Partisi İzmir İl Başkanı Emel Düzgün Denizaslanı, 4 yıldır ciddi bir çalışma yürüttüklerini ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini göz önünde bulundurarak, 25 Haziran’da partiyi resmen ilan ettiklerini ifade etti.

‘Mücadelemiz uzun soluklu’

Düzgün, toplumdaki her türlü ayrımcılık, adaletsizlik, yoksulluk ve hukuksuzluğa karşı mücadele eden bir parti olduklarını ifade ederek, “Bizim için çözüm, kadınların örgütlenerek kendi haklarına sahip çıkmaları ve sağlam bir irade sergilemelerinde yatmaktadır. Kadınların haklarını alacakları ana kadar mücadeleye kararlı olduklarının, işin peşini bırakmayacaklarının siyasete ve topluma doğru anlatılması gerekiyor. Mücadelemiz uzun soluklu olacaktır” diye konuştu.
İl yönetiminde yer alan Hülya Sevtekin ise Kadın Partisi’nden neden bulunduğunu şöyle açıkladı: “Siyasette bir çıkış yolu arıyordum. Hep düşündüğüm bir şeydi; neden bir kadın partisi yok? Kadınsız demokrasi olamayacağını düşündüğüm için bu partideyim. Her türlü ayrımcılığına karşı olduğum için bu partideyim. Bu şekilde büyük bir eksiğin kapanacağını düşünüyorum.”

‘Rojava’da kadın çok başarılı’

Türkiye’de kadın bakış açısının hiçbir alanda yer almadığını vurgulayan parti üyesi Pembe Emül ise, Rojava’daki kadın devrimine dikkat çekti. “Rojava’daki kadın hareketini çok beğendik. Çok başarılı buluyoruz” diyen Emül şöyle devam etti: “Rojava’yı örnek alıyoruz. Kısa vadede Meclis’te çokça kadın olarak daha yumuşak daha hassas ve radikal çözümler bulmak için yola çıktık. Kadınlar olarak birbirimize sarılarak birçok coğrafyadaki kadını kucaklayacağız ya da o coğrafyadaki kadınlar bizi kucaklayacak” dedi.


HANDAN TUFAN / JINHA/İZMİR