Yaresanların 11’inci yüzyıldaki lideri Şah Xoşîn, o dönemler yüzlerce tembûr çalgıcısı ile merasimler düzenliyormuş. Bunların arasında kadın tembûr çalgıcılarının olması neredeyse kaçınılmazmış. Kadın ve erkeklerin beraber oturup dini ezgiler söylemesi de yaygın karşılanan bir durum. Öyleyse, Nezrî seremonisinde kadınların katılımının olmaması İslam’ın etkisine bağlanabilir.

Zaranca BUYERE

İran’a ve özellikle de Doğu Kürdistan’a baktığımızda tembûr çalan kadınların istisna olmadığını görürüz. İran’ın en tanınmış müzik gruplarından ‘Shams Ensemble’nin 90’ların ortalarından itibaren tembûr çalan kadın üyeleri olmuştur.

Ancak bu durum İran Devrimi öncesi böyle değildi. Çünkü tembûr, oldukça eski geleneksel enstrüman olarak esasen Yaresan toplulukları arasında kendisini muhafaza etmiştir. Zaten  tembûr, bu topluluklar için herhangi bir enstrüman değil dini inançlarında ve ritüellerinde önemli bir yeri olan olgu niteliğindedir.

Elimizdeki bilgilere bakarsak, bu topluluk içinde kadınların belli ritüel ve performanslarında tembûr çalabildiğini ama esasen bunun hoş karşılanmadığını söyleyebiliriz. Kirmanşan’a bağlı Sehne ilçesinde bir kaynak, bana kadınların tembûr çalmasının en azından istenmeyen bir durum olduğunu anlattı.

Şu anda İstanbul’da yaşayan Shams Ensemble’in eski üyelerinden biri, tembûr çalan bir arkadaşım. Kendisinin tembûra ilgisinin Xaksar isimli bir derviş topluluğu ile tanışmasıyla başladığını anlatıyor. Kendisi bu dervişlerin cemhanesini farklı yerlerde ziyaret ediyor. İlk kez tembûru bu cemhanelerde görüyor. Ancak transa geçmek için ritüellerinde kullandıkları esas enstrüman, o zamanlar deftir.

Arkadaşım 15 yaşındayken Shams Ensemble’in kurucularından Keyxosro Pûrnazerî’den tembûr çalma dersi alıyor.

Grupta bir başka kadın daha var. Bu her iki kadın da Kürt değil ancak ustaları Pûrnazerî’den tembûr dersi alıyor.

Pûrnazerî, Kirmanşan Kürtlerinden. Belki belirtmekte fayda var. Pûrnazerîler Yaresan değiller. Burada belki önemli olan şu: İran’da kamuya açık bir şekilde tembûr çalan kadınların öncülerinden biriydi arkadaşım.

Kendi tecrübeleri, duydukları ve gördüklerinden yola çıkarak Yaresan topluluklarında kadınların eskiden beri tembûr çalıyor olmaları gerektiğini düşünüyor. Kendisi Shams Ensemble’nin sufî Kürt müziğini çaldığını ancak her zaman grupta Kürt olmayanların da bulunduğunu hatırlattıktan sonra şöyle diyor: “İranlı müzisyenler Kürt müziğini seviyor. Kürt giysilerini giymeyi seviyor. Ben de seviyorum. Kürt kültürünün bir parçası olmayı seviyorlar.”

Tembûru onun kaynağından sormak, kuşkusuz daha aydınlatıcı olacaktı. Bu yüzden tanınan müzisyen bir aileden, Kürt bir müzisyene tercüman aracılığıyla sordum. Kendisi Kirmanşan’a bağlı Sehne’den. Onun anlattıklarına göre eskiden kadının dini ritüellerde ve genel olarak da tembûr çalması kötü karşılanıyormuş.

Ancak büyük bir değişimin olduğu bir tarih mevcut. O da Sehne’ye 5 kilometre mesafedeki Ceyhûnabad’dan Ostad Elahî’nin (Nur Ali Elahî/Üstad Nûr Elî Îlahî) Paris’e göçmesi ile başlıyor. O, yeni kuralları oturtuyor. Bununla da eski geleneksel kuralları da bir şekilde aşıyor. En önemli değişimler Yaresanlıların sembolü olan bıyıkların traş edilmesi ve kadınların bir dini ritüel olan Nezrî’ye katılabilmeleri ve tembûr çalarak bir dilekte bulunabilmeleriydi.

Üstad Nûr Elî Îlahî’nin kız kardeşi Şêx Canî (Melek Can Nematî) bu değişimde büyük bir rol oynuyor. Zaten kendisi de tembûr çalmakta kadınlar arasında öncüdür. Bu değişiklikler Îlahî ailesi başta olmak üzere Ceyhûnabadlıların Fransa ilişkileri ile ilgilidir. Muhtemelen bu yüzden Sehne’deki diğer Yaresaniler onlara mektebî ya da derwêş demektedir (Îlahîlerin izindekiler anlamında).

Kaynağım şu anda tanınmış diğer tembûr çalan kadınların da olduğunu söylüyor. Sanırım bunlardan en tanınmışı Seyid Ezaat’ın eşi, Derwîş Şîrîn’dir. Kendisi Sehne ilçesindendir.

Her halükarda isminden de anlaşılacağı üzere kendisi önceleri mektebî (Yani üstad Nûr Elî Îlahî’nin iznindedir) sonra da yeniden Yaresan toplumunun içine gelir.

Bundan yola çıkarak Sehne’de kadınların tembûr çalmasında Ceyhunabad’ın dolayısıyla Üstad Nûr Elî Îlahî’nin büyük bir rolü olduğunu iddia edebiliriz. Yine de Nezrî seremonisi ve ritüellerine kadınların katılabilmesi konusunda halen mektebî ve mektebî olmayanlar arasında bir anlaşmazlık olduğu söylenebilir.

Bu değişimin etkisini de anlamak için kaynağım müzisyen, kendisinden önceki nesillerin, kadınların Nezrî ritüeline katılmalarının hoş karşılanmadığını, dedesinin ritüelnden sonra ritüele katilmayanlarla paylaşılan ritüel yemeğini, kadınlar katıldığı için paylaşmadığını söylüyor. Kendisi ise bugün ailenin genç fertlerinden biri olarak Şêx Canî’nin öncülük ettiği değişimi, onun Yaresaniler üzerindeki etkisini, özellikle de kadınların tembûr çalabilmesini hoş karşıladığını söylüyor. Ailesinden kadınlar tembûr çalmayı öğreniyor.  Annesi de iyi bir müzisyen olan babasından tembûr çalmayı öğreniyor.

Zaten kaynağımın dedesi de kadınların müzik yapmasına, tembûr çalmasına karşı değil ancak özel olarak Nezrî ritüeli esnasında dua ve niyazlarda bulunmasını reddediyor.

   

Hatta annesinin muzik yapması ve tembûr çalmasını destekliyor. Günümüzde artık Shirin Mohammadî (Şîrîn Muhemedî) gibi Yaresan kadın muzisyenler var. Kendisinin Mahoor Institute tarafından 2015 yılında yayınlanan ‘The dawn call’ isimli solo tembûr albümü de bir kadının yayınladığı ilk solo albüm olacaktı. (*) Bu albüm yayınlanmadan önce Şîrîn eşi  Yehya’yla beraber  Yaresanlıların en büyük piri Seyîd Nesredîn Heyderî’yi Tutşamî/Guran’da ziyaret edip, onun iznini istemişti. Onlar pirin izni olmadan böyle bir adım atılmayacağı kanısındaydı. İzin aldıktan sonra solo tembûr albümü yayınladılar. Bu örnekten de anlaşılıyor ki, Yaresani müzisyenler kendi topluluklarının yasalarına ve pirlerine saygılıdırlar.

En son sanırım Gûran bolgesinden olan görüşlere bakmak, yerinde olacaktır. Elî Ekber Mûradî ve yeğeni Üstad Kakî kendileri tembûr ustalarıdır ve Gûran bolgesindendir. Onlardan ders alan bir arkadaşıma göre Sehne’den daha iç alanlarda olan Gûran bölgesi gelenekleri daha kolay koruyabilmiş. Üstadlarından öğrendiğine göre, Gûran’da her zaman kadınlarından tembûr çalanlar mevcutmuş.

Zira Yaresanların 11’inci yüzyıldaki lideri Şah Xoşîn, o dönemler yüzlerce tembûr çalgıcısı ile merasimler düzenliyormuş. Bunların arasında kadın tembûr çalgıcılarının olması neredeyse kaçınılmazmış.

Kadın ve erkeklerin beraber oturup dini ezgiler söylemesi de yaygın karşılanan bir durum. Öyleyse, Nezrî seremonisinde kadınların katılımının olmaması İslam’ın etkisine bağlanabilir.

Zaten kaynaklarım da bunu destekleyen bilgiler verdi.

Genel kanıya göre İslami tesirin de bölgede 16. yüzyılda etkin olduğunu varsayarsak, bu tezimiz hakikate yakın duruyor.

Burada bu makaleyi belki Türkiye’de Kürtler arasında yaygınca izlenen bir video ile bağlamakta fayda var: İddiaya göre video Sehne, Babe Yadigar Mezarlığı’nda Mehrigan kutlamaları sırasında çekilmiş.

Burada çalınan parça Seyid Halil’e ait ve Mastur isimli bir müzik grubu tarafından çalınıyor. Bu anlamda karşımızda geleneksel bir ritüelden çok, bir konser veren müzik grubu duruyor.

* https://store.cdbaby.com/cd/shirinmohammadi