25 Kasım Kadına yönelik şiddetle MÜCADELE GÜNÜ 2. BÖLÜM


Kadına karşı suçlar Toplumsal Sözleşme’ye (Anayasa) dahil edilen Kadın Kanunu ile yaptırımla karşılık buluyor. Yekîtiya Star Koordinasyonu’ndan Dilan Engizek, kadının yaşadığı sorunların hukuk alanında nasıl çözümlendiğini, çözüm alanı olarak görülen kurum ve mekanizmaları anlattı. 


Rojava genelinde kadın sorunları söz konusu olduğunda hukuki sistem nasıl işliyor? Kadın sorunlarıyla ilgili davalar nasıl görülüyor? 

Sulh Komitelerimiz var. Kadınla ilgili sorunlar, davalar olduğu zaman ilk olarak bu komitelere geliniyor. Bu komitemiz ilk olarak tarafları bir araya getirir, her iki tarafla da ayrı ayrı konuşur. Yani ilk olarak hukuki ve yasal yollardan ziyade toplumsal çözüm yöntemleri esas alınır. Buna göre adaletli bir yaklaşım sergilenmeye çalışılır. Daha çok ahlaki boyutu, adalet boyutunu öne çıkaran bir tutum içindeyiz. Toplumsal kadın platformumuz var, halkla birlikte çözeriz. Halkın doğrudan katıldığı bir platform daha çözümleyici. Ancak bu komiteler girişimlerinden sonuç alamıyorsa o zaman sorun mahkemeye sevk edilir. Sulh Komitelerinde de, mahkemelerde de zaten mutlak kadın temsiliyeti vardır. Mahkeme yargılama sonucunda kararını verir. 


Somut örneklerle anlatabilir misiniz? Mesela bir kız çocuğu erken yaşta evlendirilmek istenirse ne yapılır, koca eşini dövmüşse ne olur, tecavüz-taciz gibi durumlarda bu kanuna göre ne tür cezalar söz konusu?

Erken evlilik durumuna kesinlikle karşıyız ve bu yasalarda da yer alıyor. Başta da belirttiğim gibi erken evlilik bize göre o çocukların öldürülmesi, katledilmesidir. Bir insanlık suçudur. Yaptırımlarımızın başında sosyal tecrit ve teşhir geliyor. Öyle olur ki bunu yapan kişi o toplumda yaşayamayacak bir duruma gelir. Kadına şiddet uygulamak da aynı biçimde... 

Rojava Devrimi bir kadın devrimi diyoruz; bu kadar değerin yaratıldığı bir yerde hala insanları katlediyor, şiddet uyguluyorsa bunun savaştığımız düşmandan hiçbir farkı yoktur. Bu egemen zihniyet çok tehlikelidir. Zaten Kürt kadın hareketi olarak bu zihniyete karşı savaşıyoruz, DAİŞ’e karşı savaşıyoruz. Daha önce de söylediğim gibi DAİŞ, erkek egemenlikli zihniyetin zirveleştiği en son noktadır. İşte biz böyle bir zihniyete karşı savaşırken, içimizde kadını katleden böyle bir zihniyeti nasıl kabul edebiliriz? Bunun ne farkı var DAİŞ’ten? Belki bazılarına ağır gelebilir bu yorum ama bu zihniyet oraya varır. Onun için bunlara karşı tavrımız nettir. Tecavüz, tacize karşı tavrımız nettir.


Kadın asayiş güçlerinin kadınların hak ve hukukunu korumada ne tür bir işlevi var?

Kadın asayişi daha çok suç işleyenlerin zararsız bir konumda tutulmasını sağlar. Kadına karşı suç işleyen, kadına yönelik baskı ve şiddet uygulayanlara karşı özgün kadın asayiş birimleri var. Hak ve hukuk eğitiminden geçen kadın asayişlerimiz, toplumun güvenliğini sağlıyor. Trafikten tutalım yaşamın her boyutunda güvenliği, düzeni sağlamaya çalışıyorlar. 


3 kantonda 28 Kadın Evi


Kadını şiddete karşı korumada aldığınız tedbirleri yeterli görüyor musunuz? Kadın Evleri (Mala Jin) nasıl bir işlev görüyor?

Aldığımız tedbirler yeterli değil. Biz halen yeni yeni sistemimizi inşa eden bir hareketiz. Halen yoğun bir savaş içinde yaşıyoruz, yaşamımızı savaşa göre örgütlemek zorundayız. Kadınların çok ciddi ekonomik sıkıntıları ortaya çıkıyor. Şiddet gören kadınlara ilişkin kadın evlerimiz var. Kadınları oralara yerleştiriyoruz ancak bu kadınları topluma yeniden kazandırmak için de ekonomik ihtiyaçlarını giderecek ve sosyal etkinliklerini oluşturacak bir ortam yaratmamız gerekiyor. Savaş ortamında bunu yaratabilmenin zorluklarını yaşıyoruz. Bununla birlikte şiddet gören kadınları özgürlük evlerine aldığımız zaman bu kadınların güvenliğini de sağlamamız gerekiyor. Bir yandan dışarıdan bu kadar düşman saldırısı varken, ailenin de bu yönlü baskısı olduğu zaman zorlanmalar yaşanıyor.

Kadın evleri, kadının hukukla haklarını savunan evler oluyor. Bugün kadına karşı şiddet, çok eşlilik, küçük yaşta evlilik, taciz, tecavüz gibi durumlar karşısında Mala Jin dediğimiz kurumuz devreye giriyor. Mala Jin bizim sistemimizde en önemli kurumlarımızdan birisidir. Bu kurumları yürüten de yine toplumdaki kadınlardır. Yıllarca yaşadıkları sorunlara devrim ardından kendi oluşturdukları kurumlarla çözüm üretiyorlar. Birçok erkek de Mala Jin’e başvuruyor. Ailesel, toplumsal sorunlarını buraya taşıyor. Barış komiteleri, hukuk komiteleri ile işbirliği çerçevesinde bu sorunlar çözüme kavuşturuluyor. Bu nedenle önemli bir misyona sahip. 

Kadına karşı şiddeti sadece aile içi şiddet olarak ele almıyoruz. Bugün zaten en yoğun şiddet savaş eksenlidir. Rojava’da, Suriye’de çok sert bir savaş var ve kadınlar katlediliyor. YPJ bir öz savunma gücüdür, ama bu yetmiyor. Toplum içindeki kadınların da savunmasını alması gerekiyor. İşte Cizirê Kantonu’nda kurulan HPC (Hezên Parastina Civakî) bu misyona sahip. Onun için biz kadınların kendisini savunma eksenli, silah öğrenmesinden tutalım sistemini inşa etmesine kadar kadını mutlaka eğitmeye ve bu eksende örgütlemeye çalışıyoruz. Şiddet azaldı diyebilir miyiz? Örneğin; erken yaşta evlilik aşılmadı ama azaldı. Bunların tümden aşılması için mücadele gerekiyor. İstatistiksel olarak yarı yarıya azaldı diyebiliriz. Örgütlenmemizin güçlü olduğu yerlerde az, ama örgütlenmemizin zayıf olduğu yerlerde daha çok rastlanıyor. 


Kantonlarda ne kadar kadın evi var? Buralarda ne kadar kadın kalıyor? Eldeki verilere göre kimler bu kadınlar? Hangi halklardan, inançlardan, yaş ve eğitim grubundan... Kadınlara ne tür bir destek sunuluyor, bu kadınlar tekrar normal yaşama nasıl dönebiliyor?

Efrîn Kantonu’nda biri merkezde, 7 ilçenin de her birinde bir olmak üzere toplam 8 Kadın Evi var. Girkê Legê’de biri merkezde, biri Çilaxa, biri Til Koçer ve biri Rimêlan’da olmak üzere 4; Qamişlo’nun 7 mahallesinin her birinde bir tane olmak üzere toplam 7; Hesekê’de 2; Derik’te biri merkezde biri de  Dicle kenarındaki Berav bölgesini temsilen Zihêriyê Köyü’nde olmak üzere 2; Serêkaniyê’de 1, Dirbêsiyê’de 1, Til Temir’de 1, Tirbespiyê’de 1, Amudê’de 1’er kadın merkezi olmak üzere Cizîrê Kantonu’nda 20 kadın evi var. Kobanê’de uzun bir süre savaştan kaynaklı oluşturulamadı. Ancak şu anda bir Kadın Evi açıldı. Yavaş yavaş bunları çoğaltmaya çalışıyoruz. 

Bu kadınlardan Kürt olanlar da var, Arap olanlar da. Hangi etnik kökenden kadın olursa olsun sahip çıkıyoruz. Kadın evlerinde kalan kadınlara her anlamda destek veriyoruz; psikolojik destek veriyoruz, aynı zamanda ekonomik olarak ihtiyaçlarını karşılıyor, yaşama yeniden katılımı için yalnız olmadığı hissini yaratıyoruz. Böyle bir süreçten sonra kendi yaşamını idame ettirme amacıyla bizim komünlerimizde, kurumlarımızda yer alıyor. Artık başka insanlara başka kadınlara destek oluyorlar. O kadınlara en büyük desteğimiz örgütlenmeleri aslında.  


Hem bu kadın evlerine başvuran kadınların hem de toplumsal yaşama daha aktif katılmak isteyen kadınların yükümlülüğündeki çocuklar için kreş gibi kurumlarınız var mı? Veya yetim çocuklar için...

Kreşlerimiz var. Özgür Kadın Vakfı, belediyeler ve hükümetler bünyesinde birçok kreş açıldı. Bizim en temel çalışmalarımızdan birisi de çocukların eğitimidir. Çocukları topluma kazandırmak, eğitmek yeni bir toplum inşasının başta gelen görevlerinden. Özellikle kimsesiz çocuklar için de evlerimiz, kreşlerimiz var. Birçok çocuk savaşta ailesini kaybetmiş. Bu çocuklar için Yekîtiya Star olarak yer açtık, evler açtık. Direkt bu çocukların eğitimiyle, yaşamıyla ilgileniyoruz.


Kadın örgütlerine çağrı: İlgiyi pratikle somutlaştırmalıyız


Bu çalışmalara dışarıdan destek bulabiliyor musunuz?

Biz savaş içinde bir yandan da sistemimizi inşa etmeye çalışıyoruz.  Hem kendimizi savunacağız hem de sistemimizi inşa edeceğiz. Kürt kadını, bu çete örgütüne en ağır şekilde darbe vurdu ve büyük bir irade savaşı yürüttü.

Fakat Türkiyeli, Güney Kürdistanlı veya Avrupa’daki tüm kadınların ve kadın örgütlerinin de Rojava’daki kadın çalışmalarını desteklemesi gerekiyor. Maddi, manevi her boyutuyla kadın örgütlerinin mücadele yürüten bu kadınları sahiplenmesi gerekiyor. Bir ilgi var, etkilenme var ama bununla kalınıyor, pratik adım atılmıyor. Burada kadınların onuru için bir savaş yürütülüyor. Bugün özgür kadın modeli burada yaratılıyor. Özgürlük zemini burada atılıyor. Madem bu kadar umut, hayranlık varsa bu hayranlıkla sınırlı kalmamalı. Projelerimiz var, onlara destek verin, yapılabilecek çok sayıda çalışma var, bunlara destek verin, tanıtın. El ele vermek, ortaklaşmak gerekiyor. Kadına karşı katliama, şiddete dur demek için hepimizin el ele vermesi gerekiyor ve bu devrime destek vermesi gerekiyor. Bu mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. 


30 maddelik Rojava Kadın Kanunu


Rojava Toplumsal Sözleşmesi’nde yer alan Kadın Kanunu, Kadın Bakanı Emine Umer’in imzasıyla 22 Ekim 2014 tarihinde Rojava yönetimine sunuldu, 2015 yılının başında yasalaştı. Kanunun gerekçe bölümünde, kadın hak ve özgürlüklerin sağlanmasının Demokratik Özerk yönetimin temel amaçlarından biri olduğu vurgusu yapılıyor. Zaten kanunun ilk maddesinde de, “Erkek egemen mantığa karşı mücadele, Demokratik Özerk Rojava’daki bütün bireylerin omuzlarındaki sorumluluktur” deniliyor. 

Devrimde ilkesel olarak reddedilen “erken yaşta evlilik”, “çok eşlilik” ve “berdel” bu kanunla yasaklanırken, kadın katliamları ve kadına yönelik şiddet gibi kadınlara karşı işlenen suçlar için yaptırım ve cezalar öngörülüyor. 

“Kadına dair temel ilkeler ve genel hükümler” başlığıyla yayınlanan 30 maddelik kanun hükümleri şöyle:

1- Erkek egemen mantığa karşı mücadele, Demokratik Özerk Rojava’daki bütün bireylerin omuzlarındaki sorumluluktur.

2- Yaşamın tüm alanlarında kadın erkek eşitliği (genel/özel) sağlanmalıdır.

3- Seçme-seçilme, aday gösterilme ve yöneticilik her alanda ve her düzeyde kadının hakkıdır.

4- Tüm kurumlar ortak yönetim ilkelerini esas alır.

5- Politik, ekonomik, kültürel kurumları oluşturmak; Toplumsal Sözleşme ile çelişmeyecek her türlü örgütlülüğü yaratmak kadınlar için bir haktır. 

6- Yasama kurumu, yasal düzenlemeleri tartıştığı oturumlara kadın ve insan hakları örgütleri temsilcilerini dahil etmekle yükümlüdür. 

7- Kadına dair yasalar, kadının iradesi göz önünde bulundurularak yapılır.

8- Kadın erkek eşitliği çalışma hayatında da esastır. Ücret eşitliği de bu anlayışla sağlanır. 

9- Mahkemelerde tanıklık konusunda da kadın erkek eşitliği esastır. (Rojava Devrimi öncesinde bir kadının tanıklığı erkekle eşit sayılmıyordu)

10- Zorla evlilik, kadının rızasının olmadığı evlilik yasaktır. 

11- Kadını “meta” gören “başlık parası” kaldırılır. Ortak yaşamı kadın ve erkek birlikte kurar. 

12- Evlilik belgesi sivil mahkemelerde verilir.

13- Çok eşlilik yasaktır.

14- Boşanmak her iki tarafın hakkı olup her iki tarafın onayı ile gerçekleşir.

15- Kadın erkek mirasta eşit paya sahiptir.

16- Berdel ve kan davası gibi nedenlerden kaynaklı evlendirmeler yasaktır.

17- Kadının yaşam hakkına “namus” adı altında kast eden suçludur. Bu suçu işleyen kişi, “kasten insan öldürmekten” yargılanıp cezalandırılacaktır.

18- Eşler, ihanet durumunda eşit düzeyde cezalandırılacaktır.

19- Kadın ve çocuk ticareti (cinsel baskı, insan organı ticareti ile çocuk istismarı) suçtur. Bu suça bulaşan kişi en ağır şekilde cezalandırılacaktır.

20- Kadına şiddet ve cinsiyetçilik yasaktır. Cinsiyetçilik yasalara göre suçtur. Demokratik Özerk Yönetim şiddet ve cinsiyetçiliğin her çeşidine karşı çıkar, buna göre yasalar hazırlar ve şiddete uğrayan kişileri korumakla yükümlüdür. 

21- Demokratik Özerk Yönetim çocuk haklarını güvence altına alır, çocukları her türlü şiddetten korur.

22- Kadın-erkek, yurttaşlık yasasında eşit hakka sahiptir.

23- Özgür ve onurlu bir yaşam için sağlık ve temel ihtiyaçların sağlanması, dul kadın ve yaşlı kadınların korunması demokratik özerk yönetimin görevlerindendir.

24- Erken yaşta evlilik, kadının 18 yaşından önce evlendirilmesi yasaktır.

25- Boşanma durumunda çocuğun velayeti 15 yaşına kadar ister evlenmiş, ister evlenmemiş olsun anneye aittir. 15 yaşından sonra çocuk anne ya da babası arasında tercih etme hakkına sahiptir. Çocukların yetiştirilmesi anne ve babanın sorumluluğu altındadır.

26- Çocuğun bir yerlere yolculuğu, anne ve babanın onayını gerektirir.

27- Kadın veya aileye özgü davalarda Kadın Merkezleri’nden bir temsilcinin mahkemede hazır bulunması zorunluluktur. Söz konusu temsilcinin görüşü, danışmanlık düzeyindedir.

28- Yılda 3 defa maaşlı annelik izni, her memur kadının hakkıdır.

29- Boşanma durumunda, evlilik başında alınmış olan altın gibi değerli eşyalar kadına iade edilir. Eğer bunlar satılmış ise aynı değerde para verilmelidir.

30- Demokratik Özerk Yönetim, hamile ve çocuk emziren kadın mahkumlara kadın ve çocuğunun durumunu gözeterek merkez oluşturma ile yükümlüdür.



Kadına karşı suçlara özel ceza yasası


“Esad rejimi döneminde evlenme, boşanma ve kısmen de miras paylaşımı “Şahsi Meseleler Kanunu”na göre düzenleniyordu. Bu kanunun özeti, ilgili kişinin mezhebine göre uygulama yapmaktı. Müslüman erkekler çok eşli olabiliyordu. Başka bir ifadeyle erkeklerin çok eşliliği yasaldı. Kadınlar için evlenme yaşı 17’ydi ancak mahkeme kararıyla bu sınır 13’e çekilebiliyordu. Kadınların pasaport alması, eğitimi, çalışması erkek vasilerinin iznine tabiydi. “Namus” adına işlenen kadın cinayetlerinin neredeyse tamamı cezasız kalıyordu. Rojava Devrimi’nin, kadınlar için yaptıklarından biri, erkeğin istediği kadar kadınla ya da kız çocuğu ile evlenmesinin hem kültürel hem de yasal bir hak olarak tanındığı topraklarda, “erken yaşta evlilik”, “çok eşlilik” ve “berdel”i yasaklamak oldu. 

Devrim kadınları erkeğin cinsel şiddetinden korumak için başka adımlar da attı. Rojava Devrimi, kadınların can güvenliğini sağlamak ve kadınlara karşı işlenen suçları önlemek için özel bir ceza yasası da çıkardı. Devrimin topraklarında müebbet hapis cezası bulunmazken, kadın katillerine müebbet hapis cezası verilmesi yasa hükmüne bağlandı. Çok eşlilik yasaklandığı için hem erkeğe hem de kadına bir yıl hapis cezası ile 500 Suriye Lirası para cezası veriliyor. Ayrıca haklarında hüküm kesinleşen bu kişilerin, devrimin herhangi bir kurumunda çalışması da yasaklanıyor.

Yasaların yanı sıra Rojava Toplumsal Sözleşmesi de (Rojava Anayasası) kadınların haklarını anayasal güvence altına aldı. Toplumsal Sözleşme’nin 27. maddesinde “Kadınların siyasi, toplumsal, ekonomik, kültürel ve her türlü yaşam hakkı vardır” denilirken 28. madde, “Kadınlar, öz savunma ve her türlü cinsiyet ayrımını kaldırma, reddetme hakkına sahiptir” diyerek, öz savunmayı ve cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyi, anayasal bir hak olarak tanımladı.  Gazeteci Arzu Demir’in ‘Devrimin Rojava Hali’ kitabından



 KADIN HABERLERİ SERVİSİ