2010 yılında kurulan Van Belediyesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (VAKASUM) Koordinatörü Emine Bozkurt, "Kadın sığınma evi olmadığı için, bize başvuran kadınları başka illerde bulunan sığınma evlerine güvenli biçimde yönlendirmede çoğu zaman ciddi sıkıntılar çekiyoruz" dedi.
Çok fazla sıkıntı var
Kendilerine başvuran kadınların kendilerine "kurtarıcı" gözüyle baktığını aktaran Bozkurt, şunları dile getirdi: "Bir başvurucu geldiğinde onun psikolojisini anlıyoruz. Kadınlar geldiklerinde bizlere kurtarıcı gözüyle baktıkları için bir an önce kendilerine yardım edilmesi için sabırsız bekleyişleri devam edince, kadının bize güveni de zedeleniyor. Bundan dolayı bizler beklerken, travma geçiren kadın için bu bekleyiş işkenceye dönüşüyor. Kadın kurumları olarak bizler başvurucuya eşlik ettiğimizde ya ailesi görürse, ya eşi görürse ya aşireti görürse, kendimizi de kadını da koruyabilecek miyiz korkusu yaşıyoruz. Karakola dahi başvursak, karakolun birebir o başvurucuyu takip etmemesi, güvenlik görevlisinin başvurucuya eşlik etmemesi bizim açımızdan sıkıntıdır. Çok sayıda başvurucumuza kendimiz eşlik ediyoruz. Tecavüze uğrayan kadınların anne karnında DNA testinin yapılmaması ciddi bir sıkıntıdır. Tecavüz mağduru sonucu hamile olan başvurucularımız var. Bunların kürtajlarının yapılması için yasal düzenlemenin henüz genişletilmemiş olmasından dolayı çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz."
Emine Bozkurt, AKP Hükümeti'nin şiddet mağduru kadınlara dönük bir takım politikala yürüttüğünü; ancak bunların genelde "konuşma" ile sınırlı kaldığını belirtti.
'Nereye başvuracaklarını bilmiyorlar'
Van Kadın Derneği (VAKAD) üyesi Sema Bağış da, "Van'da bir kadın danışma merkezinin kurulmasını düşündük. Van'da kadına yönelik şiddete karşı duracak bir dernek yok, onun için bir araya gelerek bir dernek kurduk. Yasalara dönüp baktığımızda her şey çok açık; ama şiddet gören kadın nereye başvuracağını bilmiyor. Ya da diyelim ki başvurdu, sonrasında sorunlarla karşılaşıyor. Polis ya da yetkililer tarafından sorunlarla karşılaşıyor" dedi.
'Tehditlere maruz kalıyoruz'
"Kadınlarla dayanışma içerisinde bulunurken, birçok noktada tehditler de alabiliyoruz" diyen Bağış, "Özellikle aşiretlerin halen yoğun olduğu bölgelerde ailelerin tepkilerine, tehditlerine çok maruz kalıyoruz. Bugüne kadar takip ettiğimiz birçok kadın cinayetinde, tehditlerle karşılaştık. Çünkü karışmamamız gerektiği söyleniyor. Şiddeti genelde 'bizleri rezil ettin' diye uyguluyorlar. Rezil olduk. Duyulmazsa sıkıntı olmayacak. Çözümsüzlük noktasında can güvenliği tehlikesi varsa duyurmaya çalışıyoruz. Kadının can güvenliği yoksa ve bunun için neler gerekiyorsa bizler yapmaya hazırlanıyoruz. Kimsenin evladının derdine düştüğü yok. Herkes 'bizi rezil ettin' derdine düşüyor" şeklinde konuştu.
'Çabalarımız yetersiz'
Mavi Göl Kadın Derneği Üyesi Nihari Aşan ise, "Mahallelerde kadınlara eğitim çalışmaları veriyoruz. Mahallelerde yaşayan kadınların kentte kadın olarak yaşama ve kadın hakları konusunda bilinçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizler ne kadar çabalasak da artık yetersiz kalıyor. Kadınlar için evlerine kadar eğitime gidiyoruz ama oraya bile gelmiyorlar. Ailelerinden baskı görüyorlar. Kadınlar gelmek istiyor; ama eşleri, ağabeyleri, kardeşleri nedeniyle sürekli kaçışma var. Bize şiddet konusunda başvuran kadınlara gereken desteği vermeye çalışıyoruz. Hukuk desteği isteyen kadınları ise Van Barosu'na yönlendiriyoruz" dedi.
ŞERMİN SOYDAN / DİHA/VAN