TJK-E sözcüsü, Avrupa’da artan kadın katliamlarına yönelik bir kampanya yürüteceklerini duyurdu ve kadına yönelik şiddetin durdurulmasına dair görüşlerini paylaştı.

Avrupa’da son yıllarda kadına katliamları artıyor ve kadına yönelik şiddetin önü alınamıyor. TJK-E’nin bu soruna yönelik ne gibi hedefleri var?

Türkiye ve Ortadoğu’da ülkemize yönelik yükselen faşizme karşı gerçekleştirdiğimiz yoğun eylemliliklerden dolayı yapısal ve zihinsel sorunlarımıza yeterince eğilmediğimiz tespiti kurultayımızda yapıldı. Keza kadına karşı geliştirilen şiddet ve katliamların da yoğun pratik ve eylemlerin gölgesinde kaldığı ve bu konuda yeterince çözüm olamadığımız eleştirisi de yapıldı. Savaşlar ve eril anlayışlar sonucu bütün dünyada ve Kürdistan’da kadına karşı hem aile hem de devlet şiddeti artmıştır. Eril, militarist, milliyetçi ve cinsiyetçi söylemler devlet eliyle halkın günlük yaşamına sokularak, kadına ve çocuklara yönelik şiddet derinleştiriliyor, normalleştiriliyor. Dünyada artan faşizm, milliyetçilik ve kadına uygulanan şiddet arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Evet kadınlar şiddete uğruyor, erkek şiddet uyguluyor. Ancak burada kazanan yok; her iki cins de kaybediyor. Çocuklar zarar görüyor. Bu büyük bir toplumsal sorun. O yüzden aile içi ya da eşler arası bir sorun gözüyle bakamayız. Bir bütün toplum olarak bunu yapanlara dur demeliyiz, gerekirse bu kişileri izole etmeliyiz, toplumsal cezalar vermeliyiz. Şiddetin olduğu yerde, hak, özgürlük, adalet yoktur. Çocuklarımıza şiddetsiz, özgür bir toplum bırakmak istiyorsak, çocuklarımızın kendilerine özgüveni olan, katılımcı, üretken bireyler olmasını istiyorsak şiddet uygulayanlara tepkimizi koymalıyız. Kadın kurumlarımızdan şiddeti durdurmak için kadınlarımız ve erkeklerimiz yardım isteyebilirler. Bu desteği verecek konumda ve güçteyiz.

Var mı kadın katliamlarını durdurmaya yönelik projeleriniz?

Kadın katliamlarını durdurmaya yönelik kongremizde önemli bir tartışma düzeyi yakalandı ve kadın katliamlarına karşı bir kampanya başlatma kararı aldık. ‘İçimizden Biri Daha Eksilmesin, Jin Jiyan Azadî’ şiarıyla yapılacak olan bu kampanyanın biçimi ve içeriğini belirlemek için bir komite kuruldu, çalışmaları devam ediyor. 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nde kampanyanın ilanını yapacağız.

Bununla beraber kadına yönelik şiddet ve katliamların teşhiri ve önlenmesi için yıl boyunca toplantı, seminer ve eğitimler yapılacak. Eğitim ve seminerlerle toplumumuzda zihniyet değişimi, erkek egemen yaklaşımları kırma, aile ve sosyal sorunlarda dönüşüm sağlanması hedeflenecek. Bu sağlanırsa katliamları durdurabiliriz.

Şunu belirtmek istiyorum. Kadın katliamları dünyanın her yerindeki kadınların yaşadığı bir tehlike. Şiddet ve katliamları durdurmanın tek yolu kadınların kendi öz örgütlerini, öz savunmalarını oluşturmalarıdır. Kürt kadınlarının bu konuda dünya kadınlarına örnek olabilecek deneyim, tecrübe ve başarıları var. Bize dayatılan soykırıma karşı tek güvencemiz daha çok örgütlenmektir. Çünkü 5 bin yıldır kadına, gerçekte ise tüm topluma dayatılan eşitsizlik, sömürü, haksızlık, şiddet, savaş ve katliamları birey olarak aşma şansımız yok.

Avrupa ortamında kadının kısmi olarak ekonomik bağımsızlığının olması, kısmi bireysel haklarının olması onu şiddet ve katliamlardan koruyamıyor. Kadın özgürlük ideolojisinin içselleştirilmediği yerde kadına şiddet durdurulamıyor. Bu nedenle örgütlülük ve öz savunma diyoruz.