
Aynada sadece kendisi için kendine bakan kadınlar, Kürdistan'ın en güzel varlıklarıdır. Çünkü aynaya kendisi için bakan kadınların ruhu özgürdür. Başkasının değil, kendinin olan kadın gerçeğinin tek ve değişmez aidiyeti özgürlüktür. "Xwebûn" olan, kendi olan, varlığının farkına varan kadın, evrenin etik, estetik ve özgürlük bilinci kazanmış halidir.
Kendi varlığının farkına varan ve özgürlük bilinci kazanmış tek bir kadın, uğruna dövüşülen nice ülkelere bedeldir. Kendi benliğine saygı duyduğu için kendini her gün yeniden yaratan kadınlar ile hayat akışına anlam katar. Her sabah bir devrim yapma coşkusuyla uyanan ve uyandıran kadınların temel bazı özellikleri var ki hayatın devinimini sağlayan bu özelliklerdir. Mesela her türlü mücadeleye sıkı sıkıya sarılırlar. Her şeyi ama herşeyi ciddiye alırlar, sevgiyi, acıyı, yaşamı ve ölümü. Tanrıya mahsus olan yaratma eylemi, kadında somut bir hal kazandığından aslında kadın özü itibariyle kendine güvenle dolu bir varlıktır. Evet, burada kimyası bozunuma uğramayan, vahşi eril sistemin verili kodlamalarına maruz kalmayan veya bu kod dayatmalarına karşı direnen kadın özünden söz ediyoruz. ÖZ! Hiçbir ideolojinin değiştiremediği genetik öz. Xwedayî ve Xwebûn (Kendini yaratan ve kendinin) olan öz. Bu yüzden olsa gerek Kürdistan özgürlük hareketi "Kadını özgür olmayan toplumun kendisi de özgür olamaz ve özgür kadın özgür ülkedir" düsturunu mücadelesinin merkezine koymuştur.
Her devrimci-sosyalist hareketin ve özgürlük mücadelesinin ortaya çıkardığı bir kadın profili, kişiliği ve imajı vardır. Bu gerçeklik Kurdistan özgürlük hareketinde dünyada olan devrimci hareketlerinkinden çok farklı bir diyalektik ile işledi. Kadına eşitliği değil, özgürlüğü layık gördü. En arka sırada olan kadını en ön sıraya getirip onun çizdiği yolda yürümek dünyada bir ilkti ve bu ilki Kurdistan özgürlük hareketi başardı. Belki bugün dünyanın kibirli egemenleri bu gerçeği kabul etme konusunda zorlanıyor ama Kurdistan da yeşeren kadın özgürlük çizgisi, bütün zorba egemenlerin hesabını alt üst etti, ediyor. Bunu bir gün itiraf edecekler. Zira Kürt kadının mücadelesinin bütün dünya kadınlarına ilham verdiğini biliyorlar.
Bu özgür ruhlu kadın gerçekliğini paradigma olarak belirleyip mücadele felsefesini bu öze göre yaşamsallaştırıp hedef olmamak mümkün değil. Egemenlerin bütün çıkarlarını tehdit eden özgürlük ideolojisi karşısında boş duracağını düşünmek saflık olur. Elbetteki saldırır ve saldırılarının merkezine kadını koyar. Ve kadını kadın gerçekliğini tersyüz ederek vurur. Çünkü eril aklın zirveye çıktığı kapitalizm herşeyi karşıtına çevirmekte ustadır. Bu sebeple yaratılmak istenen kadın profili amaçtan uzak, özgürlükten uzak... Etik estetikten kopuktur. Yaratılan kadın profili zaman içinde topluma da sirayet eder ve istenen kıvama gelinceye kadar da zihinsel bombardımana devam eder. Ölüm bile yakamızı bırakır ama kapitalizm bırakmaz. Çünkü kapitalizm hakiki özü manipüle ederek yaşar.
Kapitalizmin ideolojisi olan liberalizmin masum sözcüklerinin altında hep gaddar bir bireycilik ve toplum ahlakını kırımdan geçirmek isteyen bir tuzak var. "Yapacak bir şey yok" gibi, "Geçmiş geçmişte kaldı" gibi... Aslında yapacak o kadar çok şey var ki saymakla bitmez, bir ömür adasan yine de az kalacak özgürlük ve insanlık çalışması var. Ve aslında hiç bir şey geçmişte kalmıyor, dün, bugünümüzü doğuran bir ana gibidir.
Kadın özünün karşıtlığı üzerinden söylem ve eylemler geliştirmek, karşıtlık işe yaramıyorsa var olan özü çarpıtmak, eril zihniyetin en klişe davranışıdır. Liberalizm hiçbir şeyi öylesine söylemez, her söylemin ideolojik bir alt yapısı var. Her görselin altında inceltilmiş bir saldırı var.
Kapitalizmin çok bilinçli argümanlarla kadınlara yöneldiği artık ispat gerektirmeyen bir gerçek, kendini bilinçsizliğin koynuna bırakmayan her insan bunu anlayabilir.
İşte bu yüzden eşbaşkanlık sistemi bu kadar hedef alınıp kadın belediye başkanların yerine kayyum atandı. Siyasette aktif olan bütün kadınlar tutsak edildi. Tecavüz en çok kadın bedenini ve ruhunu hedef aldı.
Peki ne yapmalı?
İlk elden eril yargının karşısında kadın adaleti inşa edilmeli. Ve herşeyden önce erkek yargı kadın adaletiyle yargılanmalı. Kadına hayatı zehir eden bütün erkek sistem icatları kadınların vicdanıyla yargılanmalı. Mesela Meksika'da 25 yaşındaki Ingrid Escamilla'nın bir erkek tarafından işkence edilerek katledilmesinin ardından kadınlar Anayasa Mahkemesini ateşe verdi. Bu eylem örnek alınıcak ideolojik bir eylemdir. Dünyanın her yerinde görülmek istenmeyen bir kadın uyanışı var. Görülmek istenmiyorsan kendini eylemlerinle görünür kılacaksın...
Sevgi kalpten gelir, nefret ise bir tercihtir. Madem tercih edilmiş eril bir kötülük var o zaman tercih edilesi kadın özsavunması kaçınılmazdır.