
Rojava’da DAİŞ şahsında somutlaşan erkek terörü karşısında destansı bir direniş sergileyen YPJ, tüm dünyaya sadece Rojava direnişini duyurmakla kalmadı, dünya kadınlarında ve tüm toplumlarda kıpırdanmaya yol açtı. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Asya Abdullah, YPJ’nin gücünü, kadının tarih boyunca yarattığı değerlerden; mücadelesinden, örgütlülüğünden, özgürlüğü için harcadığı emeklerden, ödediği bedellerden aldığını belirtti. Abdullah ile şiddete karşı özsavunmanın önemi ve YPJ’nin rolüne ilişkin konuştuk.
Şiddete karşı öz savunma neden önemlidir?
Kadının bugünkü durumuna baktığımızda günlük olarak ağır bir şiddetle yüz yüze olduğunu görüyoruz. Kadının iradesi dışında yürütülen savaş ve çatışmalar, kadının iradesini, varlığını tanımayan, bizzat erkek eliyle inşa edilen sistemler, kanunlar, yaşamın her alanında erkeğin hakimiyeti söz konusu. Bu durum direkt kadının yaşamını tehdit ediyor.
Diğer yandan alanımızda da savaş en uç boyutuyla sürdürülüyor. Bu savaşın faturasını en ağır biçimiyle kadınlar ödüyor. Savaşlar sonucunda yüzbinlerce kadın göçertiliyor, yaşamın bütün zorluklarıyla yüzyüze kalıyor. Erkek kanunları sonucu kadın ölümleri yaşanıyor.
Diğer yandan kadına yönelik şiddeti sadece fiziki boyutuyla ele almıyoruz. Kültürel olarak da kadın katliamı söz konusu. Kadının iradesi kırılıyor, özgürlüğü elinden alınıyor. Yani bu sistem her şekilde kadın üzerinde ağır bir şiddet uyguluyor.
Evrensel düzeyde kadın kırımı sözkonusu. Özellikle Şengalli kadınlar soykırımın en ağır biçimini yaşadılar. Buna karşı özellikle Kürt kadınların mücadelelerini yükseltmeleri gerekiyor; çünkü kadınlar üzerinde çok büyük bir tehdit sözkonusu. Bir yandan sistemin, diğer yandan DAİŞ’in tehdidi var. DAİŞ bugün yaşamı katlediyor, toplumu katlediyor. Şiddete, sistemin adaletsizliğine, DAİŞ’in kadının varlığını, yaşamını, iradesini, kültürünü hedef alan saldırılarına karşı elbette kadının özsavunması acil bir durum arzediyor.
Sadece fikir düzeyinde değil, sadece siyaset, örgütlülük, toplumun eğitilmesi boyutunda değil, savunma alanında da en önde yer almak çok önemlidir. Bu bakımdan Kadın Savunma Güçleri YPJ, sadece Rojava’daki kadınların savunma gücü değil, tüm kadınların savunma gücüdür, kadının tarih boyunca yarattığı değerlerin, kadının ortak kültürünün savunma gücüdür. Kendisini savunamayan kadın, siyaset de yapamaz, örgütlenemez de. Toplumda bir rol sahibi de olamaz.
Rojava’daki durum kadının bilinçlenme düzeyiyle, felsefesiyle, kadın özgürlük düzeyiyle alakalıdır. Cephede savaşan, kendilerini tereddütsüz feda eden kadınlar, neye karşı savaştıklarının bilincindedirler. Bütün kadınlar üzerindeki tehlikeyi görüyorlar. Kadınlar fedai eylemliliklerle bu vahşi sisteme karşı durabiliyorsa, bunun arkasında kadının büyük örgütlü gücü, kazandığı irade, bilinç düzeyi vardır.
Kadın öz savunmasının gerekliliğini ilk olarak ne zaman hissettiniz?
Suriye rejiminin uzun yıllar boyunca halkımız üzerindeki baskı ve sömürüsü yoğundu. Toplumun en temel hakları ihlal ediliyordu, özellikle kadınlar üzerinde büyük bir adaletsizlik sözkonusuydu. Suriye’de mevcut çatışma ve kaos, kadın hakları anlamında büyük tehlikeler barındırıyordu.
Rejimin krizli durumunu, DAİŞ’in toplumumuz üzerindeki tehlikeyi gördüğümüz anda kadın öz savunmasını oluşturduk. Toplumun, yaşamın imhasını hedefleyen bu saldırılara karşı kadının en ön cephede yer alabileceğine, direnebileceğine, hem kadını hem de bütün toplumu savunabileceğine inandık. Kadının öncü rolünü tartışılmaz olarak ele aldık. Nitekim pratikte kanıtlanan da bu oldu. Bu anlamda Rojava’da oluşturduğumuz kadın savunma birlikleri, Ortadoğu’daki en örgütlü, en güçlü savunma gücüdür ve bir ilktir.
Öte yandan kadın tarihinden biliyoruz ki; binyıllardır erkek eliyle kurulan sistemler, kanunlar kadının varlığına özgürlüğüne, halkların özgürlüğüne karşı olmuştur. Kadının iradesinin olmadığı yerlerde kararların sadece belli zihniyetlere hizmet ettiğini, toplumun tümüne hizmet etmediğini biliyoruz. Yaşamın her alanında, savunmalarda yer alan kadın ise toplumun dönüştürücü gücü, kararların merkezi olmuştur. Bu açıdan toplumun dönüştürülmesinde, özgürleştirilmesinde, siyasetin demokratikleştirilmesinde, sorunların çözümünde kadının gücüne, iradesine inandığımız için de kadın savunmasını örgütledik. Çünkü kadın hakkındaki en doğru kararları, kadının kendisi verebilir. Kadını en iyi savunabilecek güç kadın gücüdür. Nitekim bugün Rojava Kürdistanı’nda demokratik özerkliğin merkezinde kadınlar yer almaktadır.
Bugün bütün dünyanın gündeminde Rojava, özelde ise YPJli kadınlar var. YPJ devrime neler kattı, neleri değiştirdi?
YPJ örgütlülüğüyle, iradesiyle, savaş cephesindeki direnişiyle, “kadın zayıftır, savaşamaz, sadece bazı alanlarda mücadele verebilir” diyen ya da kadını irade olarak görmeyen, rol biçmeyen bütün gerici zihniyetlere, kadının büyük bir güç ve irade olduğunu gösterdi. Kadın yaşamı kurabiliyorsa, topluma öncülük edebiliyorsa savaşabilir de. Bunu ispatladığından dolayı YPJ’den bütün kadınlar güç alıyor. Şu anda Rojava’da hiçbir kadın örgütsüz değil. Tüm kadınlar, kadının günlük olarak yaşadığı şiddete karşı her an mücadele halinde. Kadının varlığı, örgütlülüğü, hakları, özgürlüğü anlamında yaşamın her alanında çetin bir mücadele yürütüyor.
Dünyada en barbar güç DAİŞ’tir ama YPJ, Rojava’nın bütün kantonlarında en ön cephelerde yer alıyor. Yoketme eylemi karşısında yaşamı savunuyor. Toplumun, insanlığın, kadının özgürlüğü için savaşıyor. Cephede son mermisine kadar büyük bir moralle savaşan, DAİŞ’in eline geçmemek için son mermisini kendisine saklayan kadınlarımızın sayısı az değil. Kobanê cephesinde Arîn Mîrkan gibi onlarca kadın fedai eylemleri yaptı. Kadın yazarların, özelde Kobanê’de yaşanan kadın direnişinin romanını yazması gerekir. Bütün kadınlar bu görkemli direnişe sahip çıkmalı, yazmalı.
Honduras’tan Afganistan’a dünya kadınları, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nde Rojava’daki kadın direnişini sahiplenen eylemler yaptı. Direnen kadınlar nasıl bir mesaj verdi, nasıl oldu da dünyayı etkiledi?
Kobanê direnişi için yapılan bütün eylemler, tüm dünya kadınlarının YPJ direnişini sahiplendiğini gösteriyor. Özellikle demokratik, sosyalist, özerk kadın örgütleri dayanışma içerisinde oldular. Bu, yürütülen ortak kadın özgürlük mücadelesinin düzeyini de gösteriyor. Biz bundan güç alıyoruz.
Dünyanın neresinde olursak olalım, kültürümüz, dilimiz, kimliğimiz ne olursa olsun, biz kadınız ve sorunlarımız birdir. Kadın üzerinde sistemli olarak şiddet var, kadının hakları elinden alınıyor.
YPJ’nin direnişi elbette tüm dünya kadınlarında ve tüm toplumlarda bir kıpırdanış, duyarlılık yarattı. Tüm dünya kadınlarının seslerini duyurabilecekleri bir ruh yarattı. Erkek şiddetinin yarattığı mağduriyetlerin direniş ile aşılabileceğini gösterdi. YPJ gösterdi ki kadınlar nesne olmaktan ancak öz savunmayla kurtulabilirler.
Bu açıdan kadınların Kobanê’de direnen kadınlar için yaptıkları eylemlilikleri, mesajlarını, buluşmalarını önemli bir adım olarak görüyoruz. Ama bütün kadın örgütleri olarak, kadın özgürlüğü için çabalayan bütün kimlikler olarak çalışmalarımızı her zamankinden daha çok ileriye götürmeliyiz. Birlikteliklerimiz artmalı. Kadın özgürlük mücadelesinin yükünü paylaşalım.
Başta Arap kadınlar olmak üzere farklı halklardan kadınların YPJ’ye bakışı nasıl?
Ortadoğu’da da birçok kadın örgütü var. Ortaklaşmada yetersizlikler olsa da YPJ’nin direnişini ilgiyle takip etme var.
Suriye’de Suriye Kadın İnisiyatifi adlı bir örgüt var. Suriye ve Kürdistan’daki bütün kimliklerin içinde yer aldığı bir oluşumdur. Amacımız, Suriyeli kadınlar olarak ortak mücadele etmek, Demokratik Suriye’nin geleceği için söz ve güç sahibi olmaktır.
Ortadoğu’da mevcut bütün kadın örgütleriyle daha güçlü ilişkilerimizin olması gerekir, ancak bu yön eksik. Zira Ortadoğu’da kadın büyük zorluklarla karşı karşıya. Uzun zamandır süren kaos, çatışma ortamı, sistemsel sorunlar kadın üzerinde büyük etkiler yaratıyor. Suriye’de de 3 yıldır süren savaşta en büyük acıları çeken kadınlar oldu. Yüzbinlerce Suriyeli kadın başka ülkelere göç etti, kamp koşullarında yaşıyorlar. Çok zorda olduklarından haberdarız. Bu açıdan Ortadoğu’da kadın mücadelesi güçlendirilmeli. Ortak çalışmalarımızın olması gerekir, bütün kadınları örgütlememiz, eğitmemiz, güç haline getirmemiz gerekir.
Ortadoğulu kadınların, kadın örgütlerinin YPJ’ye bu desteği, DAİŞ somutunda erkek şiddetini geriletmede yeterli mi? Daha aktif bir mücadele nasıl yürütülebilir?
Çatışma ve şiddetin yoğun olduğu Ortadoğu gibi bir bölgede kadın örgütlülüğü yetersizdir. Ortak örgütlülük, ortak çalışma elzemdir. Kadın savunulması konusunda çalışma zemini mevcuttur, bu konuda birbirimize güç verebilecek tecrübemiz ve potansiyelimiz var. Her kadın örgütü tecrübe sahibidir elbette ama tecrübelerin bir araya gelmesi büyük bir gücün açığa çıkması demek olacaktır. Çatışmalı ortamlarda kadınların örgütsüz kalması, birbirini güçlendirmemesi, toplumda öncülük rolü oynamaması büyük tehlikeleri beraberinde getirecektir. Bu konuda çabalar olsa da yetersizdir. Çünkü bu durum karşısında bütün kadınların örgütlenmesi gerekir, kadınlar örgüt dışı kalmamalı. Kadının örgütlenmesi, kendi kararlarını kendisinin verebilmesi, üzerindeki katliam tehdidine karşı kendisini savunabilmesi, karar ve irade merkezi haline gelebilmesi anlamına gelir.
Bu konuda bir çağrınız var mı?
Kadın üzerinde katliam tehdidi, adaletsizlik, eşitsizlik devam ettiği sürece mücadelemiz de sürecektir. Günlük olarak tehdit altındayız; bu anlamda her günümüz dayanışma ve mücadele ile geçmeli. Bütün saldırılara cevabımız; günlük olarak kadının özgürlük mücadelesini yükseltmek, demokratik sistemi geliştirmek olmalıdır.
SOZDAR DÊRSIM/HABER MERKEZİ