Öz yönetim bölgelerinde kadın direnişini değerlendiren HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, sadece Kürdistanlı kadınlar değil, Türkiye’deki bütün kadınların devlet kuşatması altında olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye ve Kürdistan kadınları arasında yalnızca bir fark var. Türkiye cephesindeki kadınların bu kuşatma yoluyla büyük anlamda teslim alındığı ve felç edildiğini söyleyebiliriz. Batı cephesindeki kadınlar, bu kuşatmaya karşı barikat kurmuyor ama Kürt kadınlar, öz yönetimlerini ilan ederek sahip çıkıyorlar” şeklinde konuştu.
Barikatlar kadının evi
Yüksekdağ, öz yönetim mücadelesinin verildiği alanlarda kadın ve çocukların hatta doğmamış çocukların tesadüfen değil, bilinçli olarak katledildiğinin altını çizdi. Kadınların saldırı ve katliamlara rağmen yaşam alanlarını terk etmediklerini belirten Eşbaşkan, kadınların erkeklere oranla daha dirençli ve yaşam alanlarına bağlı olduklarını söyledi. Nisêbîn’de direnen bir kadın örneğini veren Yüksekdağ, şöyle konuştu: “Orada bir kadının bombalar nedeniyle yıkılan evinin duvarlarından topladığı taşları üst üste koyarak barikat oluşturması ve barikatın arkasına geçmesi çok önemlidir. Kadınlar tanklar ile yıkılan evlerinin taşlarından bir barikat yapıyorsa, o barikatı evi gibi biliyor demektir. Kadınlar o taş yığınlarını, o barikatları evi sayıyor ve koruyor.”
‘Ses olmamız lazım’
Yaşanan çatışmalı süreci Türkiye halklarının kaderini belirleyecek bir an olarak niteleyen Eşbaşkan, geleceğin kadınların görkemli direnişiyle kazanılacağını vurguladı. Yüksekdağ sözlerine şöyle devam etti: “Bu tarihi zamanlarda tüm Kürtlerin, hatta Kürt olmayanların ve demokrasi güçlerinin bu direnişe sahip çıkması ve ses olması gerekiyor. Bu sistem kadınların daha doğmamış çocuklarını bile öldürmeye başladıysa, kadınlar çok daha büyük bir irade ile değerlerine ve topraklarına sahip çıkarak direnmeye devam edeceklerdir. Benim gördüğüm, bildiğim tek gerçek budur. Kadınların canının içerisindeki canı bile katlediyorlarsa, bu kadınların direnişinden ve mücadelesinden kurtulamayacaklardır. Kadın ve çocuk katliamları, devletin ve saray iktidarının bittiği noktadır. Yürütülen onurlu mücadelenin de yakında başarılı sonuçlar ortaya çıkaracağına inanıyorum.”
HÜLYA OKALİN / JINHA/WAN
AKP’nin DAİŞ ile bağı var
Devlet terörünün sürdüğü Amed ile Şirnex’in Cizîr ve Silopî ilçelerini ziyaret eden feminist aktivist Hatice Erbay, Kürt kadınlarının süren teröre karşı çıkıp mücadele ettiği için hedef alındığını söyledi. Kürt halkına açılan savaşın, artık tüm Türkiye’yi sardığını dile getiren Erbay, “AKP’ye ve devlete karşı kadınlar katlediliyor. Mesela Yeliz Erbay çok yakın mesafeden 5 kurşunun hedefi olmuş. Yine Şirin’in bedenine 10 kurşun yakın mesafeden isabet etmiş. Direkt bir katliam. Ama asıl acı olan, devletin bu ölü bedenlerden intikam ve kin alma duygusudur. Şirin’in vajinasına 2 el ateş edilmiş. Bu da bir kez daha devletin kadın bedenine olan öfkesini gösteriyor” dedi.
Uygulamaları DAİŞ tarzı
AKP ile DAİŞ’in uygulamaları arasındaki bağlantıya dikkat çeken Erbay, AKP’nin IŞİD ile olan bağını kadınlara karşı yaptığı katliam ve infazlarda görebiliyoruz. Yapılanlar direkt bir IŞİD tarzı olarak da karşımıza çıkıyor. Bunun da maalesef en büyük mağduru yine kadınlar oluyor. Savaşın şiddetlenmesiyle AKP’nin politikaları ve uygulamaları IŞİD ile özdeş hale geldi. Bu da kadınlar için çok büyük bir tehdit” diye konuştu. Türkiye’de artık bir insanlık yitiminin yaşandığını söyleyen Erbay, “Bunu en çok da kadın bedenine yapılan IŞİD’çi kinden görüyoruz. Bunun adı savaş değil, direkt kadınlara karşı yapılan bir katliamdır” dedi.
Devlet kadınların devleti değil
Savaşa karşı en çok kadınların ses çıkardığını belirten Erbay, devamla “Bu nedenle AKP ve onun tüm sistemi bundan çok rahatsız. Yapılan bu katliamlar bunun açık göstergesidir. Ölü bir bedene eziyet eden, kadınları katleden bir devlet, devlet olamayacağı gibi hiç kimsenin de devleti olamaz. Bu devlet kadınların da devleti değildir artık” diye konuştu.
Kadının direnişi umut verici
Kürdistan’da direnen kadınlarla, İstanbul’da infaz edilen kadınların mücadelesinin ortak olduğuna işaret eden Erbay, “Şiddet nasıl bir bütünse kadınların da mücadelesi bir bütündür” dedi. Sokağa çıkma yasaklarının olduğu illerde birçok kadınla görüştüğünü anlatan Erbay, “Şundan çok emin olmak gerekir ki kadınlar bu mücadeleyi bırakmayacak. Orada çoluğu çocuğuyla, kendi yöntemleriyle ses çıkararak bir direniş kültürü oluşturmuşlar. Kadınlar direnişin ön cephesindeler. Geri adım atmayacaklarını kendi gözlerimizle gördük. Kürt kadınlarının direnişi çok umut verici ve büyük bir mücadele alanı yaratıyor” diye konuştu.
DİHA/ANKARA