Kadınlar, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın özgürlük tutkusunu çok iyi anlamışlardır. Bu nedenle bu önderliğin her sözünün, her adımının mutlaka özgürlükle ilişkili olduğunu biliyorlar. Özgürlük tutkusu derin olmayan birinin kadın özgürlüğü ile bu kadar ilgili olmayacağını kendi özgürlük karakteri ve potansiyeli içinde çok iyi anlamışlardır. Bu nedenle Kürt Halk Önderinin başlattığı demokratikleşme ve demokratik çözüm hamlesinin özgürlükçü karakterini ilk sahiplenenler olmuşlardır. Bu önderliğin kadın özgürlüğünü tüm özgürlüklerden daha değerli gördüğünü bildiklerinden attığı her adımın da kadın özgürlüğü ile bağı olacağından kuşku duymamaktadırlar.
Bu önderliğin kadın gerillalara herkes dağdan inse de siz özgürlük kazanılana kadar dağdan inmeyin diyerek her sözünün ve adımının özgürlükle bağı olduğunu göstermiştir. Bu açıdan kadın gerillaların da içinde olduğu gerillanın demokratik çözüm yürüyüşü bir özgürlük hamlesidir. En başta da kadının özgürleşmesine imkân ve fırsatı sonuna kadar açmaktadır. Bu süreçte kadının ilk harekete geçen olması bu gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koymuş bulunmaktadır.
Bu süreç sadece Kürdistan’ın değil, Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasının geleceğini belirleyecektir. Çünkü ilk defa gerçek anlamda bir demokratikleşme yaşanacaktır. İslam coğrafyasında Kürt sorununun çözümü temelinde radikal demokrasinin gelişmesi yeni bir çağ başlatacaktır. Bazılarının düşündüğü gibi bu süreç sadece Kürtleri ilgilendirmiyor. Türkiye bu süreç sonunda hem gerçek anlamda demokratikleşecek, hem de farklılıklar içinde birliğini pekiştirecektir. Türkiye Ortadoğu’nun örnek demokratik ülkesi haline gelecektir. Türkiye’de Kürt sorununun çözümü ile gerçekleşecek demokratik model tüm Ortadoğu’da sorunların çözümü açısından örnek teşkil edecektir. Belki ütopik gibi görünen bu proje kısa bir süre içinde gerçekleşecektir. Bu projenin gerçekleşmesinde Kürtlerin demokratik karakteri çok önemli rol oynayacaktır.
Böyle bir proje kadınların da Ortadoğu’da özgürleşme projesidir. Zaten kadınların özgürleşme projesi tüm ezilenlerin özgürlüğünün projesidir. Kadının özgürleşmesine el atmayan hiçbir siyasi proje Ortadoğu’nun demokratikleşmesi ve özgürleşmesinde rol oynayamaz. Kürt Halk Önderinin kadın özgürlüğüne neden bu kadar önem verdiği daha iyi anlaşılmaktadır. Ortadoğu kördüğümü bir yönüyle kadın sorunundaki kördüğümün sonucudur. Kadın kördüğümü bilindiğinden daha fazla diğer sorunların kaynağını teşkil etmektedir.
Kadınlar da sorunlarının çözümünde ve kendilerinin etkin olmasında sorunların demokratikleşme ortamında çözülmesinin büyük etkide bulunacağını düşünmektedirler. Çünkü sadece demokratik ortamlar kadının gücünü ortaya çıkarır, kadın sorununun çözümünü sağlar ve kadını etkin kılar. Bu yönüyle kadınların özgürlük sorunu ancak demokratikleşme stratejisiyle çözülebilir. Kadınların temel siyasal stratejisinin demokratikleşme olması gerektiği bu nedenle anlaşılırdır. Ortadoğu gibi despot ve otoriter rejimlerin ve zihniyetlerin hakim olduğu bir coğrafyada Kürtlerin temel stratejisi de demokratikleşme olmalıdır. Demokratikleşme stratejisi dışında hiçbir strateji Kürtler için doğru değildir. Kürtler varlıklarını ve özgürlüklerini bölgenin demokratikleşmesi dışında güvenceye alamazlar. Hiçbir devlet ya da hiçbir siyasi ilişki ve ittifak Kürtlerin güvencesi olamaz. Bunu anlamayan Kürtler ne Kürt sorununu ne de bölgenin durumunu anlamışlardır.
Bazı Kürtler “bize ne Türkiye’nin demokratikleşmesinden, bize ne İran ve Suriye’nin demokratikleşmesinden” diyebiliyormuş. Bu düşünce, Kürtlerin çıkarını düşünen bir düşünce değildir. Kürt dostu değildir. Kürtlerin varlığını ve özgürlüğünü en fazla tehdit eden düşünce budur. Bu milliyetçilik Kürtlerin varlığını tehlikeye atan bir düşünce biçimidir. Ortadoğu gerçeği düşünüldüğünde demokratikleşme yaşanmadığı sürece Kürtlerin varlığı tehlikededir. Hiçbir kazanım da güvence değildir; kalıcı olamaz. Bu açıdan Güney Kürdistan’daki kazanımlar da hala kalıcı değildir. Çünkü bölge ülkeleri demokratikleşmemiştir; Arap dünyası demokratikleşmemiştir.
Bu yaklaşımlara bakıldığında Ortadoğu’nun demokratikleşme stratejisinde Türkiye’nin konumu kilit durumdadır. Çünkü Türkiye hem Kürt sorununun çözümü hem de bölgenin diğer sorunlarında olumlu veya olumsuz, birinci dereceden role sahip olma karakterindedir. Bugüne kadar Kürt kültürel soykırımının ve buna dayalı gericiliğin merkeziydi. Bu nedenle tüm gericiliklerin esas kaynağıydı. Ortadoğu’daki tüm gericilikler kaynağını ve gücünü Türkiye’den alıyordu. Eğer Kürt sorunu çözülürse tüm gericilikler tuzla buz olacaktır. Diğer etnik ve dinsel topluluklara yönelik baskıcı, ötekileştirici ve yok edici anlayışlar son bulacaktır. Bu açıdan Kürt sorununun çözümü önemlidir.
Kadınlar eğer demokratik çözüm hamlesine güçlü sahip çıkıyorsa bunun nedeni Kürt sorununun çözümünün kendilerinin özgürlüğünü de sağlayacağını da bildiklerindendir. Daha doğrusu Kürt sorununun çözümü kadının özgürleşmesine ivme kazandıracaktır. Kuşkusuz Kürt sorununun çözümü kadın sorununu tümden ortadan kaldırmayacaktır. Çünkü kadın sorununun tüm diğer sorunlardan ayrı boyutları vardır; ya da tüm sorunların kaynağında kadının özgür olamamasının payı önemlidir.
Tüm bu gerçekler Kürt Halk Önderi Öcalan’ın kadın özgürleşmeden diğer özgürleşmeler tam gerçekleşemez” tezinin doğruluğu kadar, Kürt sorunu çözülmeden bölgede diğer demokratikleşme ve özgürleşme sorunları da çözülemez tezini de doğrulamaktadır. Tüm ezilen etnik ve inanç toplulukları da bu gerçeği görerek en az kadınlar kadar bu sürece sahip çıkarak kendi özgür ve demokratik yaşamlarını kurmada bir hamle yapmalıdırlar. Kuşkusuz bunu yağarken kendi özgür ve demokratik yaşam taleplerini de açıkça ortaya koymalı ve bunların gerçekleşmesi için de mücadelelerini geliştirmelidirler. Ancak kendi özgürlüklerinin Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamıyla iç içe geçtiğini görerek.