Mücadeleye omuz veren gençler ak saçlı ihtiyarlar diyor bizim için. Başaramayan, yenik, yorgun ihtiyarlar. Başları yukarıda "Lenin der ki..." diye başlıyor cümleleri. "Biz…" diye devam ediyor. Gözleri yaşlı ak saçlı ana, "Dikkatli ol" derken, eski günlere dönüyor yeniden. Belinde kırmızı kuşağı, elinde kırmızı bayrak ileri, daha ileri saflarda yer alışını anımsıyor; sonra anasının da yaşlı gözlerle "Dikkatli ol" deyişini.
Ardından anımsadıkları hiç de güzel şeyler değil. İşkenceler, öldürülenler, darağaçları, sürgünler, açlık, yoksulluk, işsizlik, eve dönüş hikâyeleri… Mahpushane önünde bekleşen genç yaşlı kalabalıklar… Sürgünler… Gidilen ülkelerde yersiz yurtsuz, dönme umuduyla kurulan yaşantılar. Çok uluslu şirketlere, banka sermayelerine peşkeş çekilen zenginlikler. Sonradan görme, aç gözlü işbirlikçilerin pişkin gülüşleri. Yalan ve riya dolu, gelişmişlik, demokrasi, sivil yaşama dönüş sözleriyle başlayan cümleler.
Değişen, iyiye giden ne? Cezaevlerinde daha insanca bir düzen mi? Hukukun üstünlüğü mü? İşsiz gençlerin olmayışı mı? İfade ve örgütlenme özgürlüğü mü? Halkların kardeşliği mi? Anadilde eğitim mi? Kız çocuklarının okula gönderilme sayısı mı?
Hiç biri değil. Yaşam dünden daha ağır… 12 Eylül’ü oluşturan "24 Ocak Kararları" tek tek uygulanıyor. Ülke dikensiz bir gül bahçesi yapılmak istenerek siteleşse de, ak saçlı analar her gün biraz daha cesaretle anılarını yayımlamaya devam ediyor.
Kadın Yazarlar Derneği'nin 2010 yılında çıkardığı “Tanıklıklarla 12 Eylül- Kadınlar Anılarını Paylaşıyor” kitabı, aynı yıl Uçan Süpürge'nin “12 Eylül Mektupları sergisi” ve şimdi de Mamak’lı kadınların "Kaktüsler Susuz Yaşar" kitabı onlarca 12 Eylül kitabına eklendi.
Yapılan tüm baskı ve zulümlere, unutturma çabalarına karşı 12 Eylül’ün yüzü ve amaçları açıklanmaya devam edecek. Ta ki, kardeşçe, özgür yaşayacağımız günlere kadar...