
Müzakere sürecinde kadınların nasıl yer alacağı ve sürecin kadın iradesi ve bakış açısıyla nasıl yürütüleceğini tartışmak amacıyla çalıştay yapıldı. "Kadın özgürlük sorununun tanımı", "Kadın özgürlüğünün yasal-anayasal ifadeye kavuşturulması", "Sisteme eşit ve örgütlü yaklaşım" ile "Kadının ailede eşitlik ve özgürlük sorunu" başlıkları altında tartışmaların yürütüldüğü çalıştayda, kalıcı barışın yol ve yöntem mekanizmaları belirlendi.
Kongreya Jinên Azad (KJA) öncülüğünde düzenlenen Demokratik Çözüm ve Müzakere Sürecinde Kadın Özgürlük Çalıştayı'na Türkiye'nin birçok yerinden kadın örgütleri ve tanınmış şahsiyetler katıldı.
Çalıştayda ilk olarak KJA üyesi İmralı Heyeti'nden Ceylan Bağrıyanık konuştu. Kürt sorununun çözümü noktasında gelinen aşamayı değerlendiren Bağrıyanık, müzakere sürecinin devlet ve hükümetin yaklaşımları nedeniyle durdurulduğunu belirtti.
'Dünya deneyimlerinden farkımız var'
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile toplumsal hakikatin ortaya çıkarılması ve geçmişle yüzleşilmesi konusunda çok ciddi tartışmalar yürüttüklerini aktaran Bağrıyanık, Kürt sorununun çözümü konusunda Dolmabahçe'de açıklanan 10 maddenin Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından hayati önem taşıdığına vurgu yaptı.
Çözüm sürecinde kadınlara büyük görevlerin düştüğünü dile getiren Bağrıyanık, sözlerine şöyle devam etti: "Dünya deneyimlerinde kadınların müzakere süreçlerine katılımı neredeyse sıfır oranındadır. Bu nedenle müzakere süreçleri gerçek bir müzakere sürecine dönüşmemiştir. Öcalan'ın tavır ve tutumu sonucu kadınların bu sürecin başlangıcında yer almasını sağlamıştır. Bu nedenle dünya deneyimlerinden önemli bir farkımız var. Bizim çok ciddi kadın özgürlük hareketimiz var."
Kadınsız barış olmaz
İmralı Heyeti'nde KJA olarak bulunduklarını ancak tüm Türkiyeli kadınlar adına orada olduklarını belirten Bağrıyanık, "Biz kadınların eşit düzeyde katılımını sağlamak, tüm Türkiye'deki kadınların temsiliyetini geliştirmek için bir irade içerisindeyiz. Bu süreç tabii ki kadınlar olmazsa gelişe
mez. Kadının olmadığı bir barış, gerçek bir barış olarak tanımlanamaz. Gerçek anlaşmalar ve müzakere olsa da hayatta ve toplumda karşılığını bulmaz. Biz kadınlar olarak kendi barışımızı nasıl geliştireceğimiz tartışabiliriz. Burada çıkacak sonuçlar ve deneyimimizi çok güçlü bir biçimde geliştirebiliriz" dedi.
Ortak irade beyanı
Kadın deneyimlerinin geliştirilebileceği zeminlerin daha fazla artırılması gerektiğini kaydeden Bağrıyanık, sözlerini"Sürecin tıkanıklığının aşılması açısından bir irade beyanını ortaya koymaya ihtiyaç var. Biz KJA olarak bu deneyimimizi sizlerle paylaşarak, bundan sonraki süreci ortak çalışmalarla yürütmek konusunda irademizi burada beyan ediyoruz. Üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek zorundayız. Sürecin ilerlemesi açısından fiilen durdurulan İmralı görüşmelerinin hızla başlatılması, izleme heyetlerinin oluşturulması, parlamentodan ve sivil toplum örgütlerinden yarı yarıya kadın katılımının sağlanması açısından hakikat komisyonlarının oluşturulmasına ihtiyaç var. Tüm kadın arkadaşlarımız şahsında bu sürecin bir kadın iradesi olarak yürütülmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. Kadın perspektifinden bir barış deneyiminin nasıl gelişeceğini tüm Ortadoğu'ya hep birlikte göstereceğiz" diyerek sonlandırdı.
Süreçten kadınlar güçlü çıkacak
Bağrıyanık'ın ardından konuşan HDP Milletvekili Pervin Buldan, verilen mücadele ile önemli kazanımların elde edildiğine işaret ederek, "Çatışma süreçlerinde kadınlar olarak büyük bedeller verdik, gözyaşı döktük. İki yıllık süreçte 'Önce kadınları vurun' dediler. Sakineleri vurdular. Bizler Kürt kadın hareketi olarak sürecin barışa evrilmesi için mücadele yürüttük. Sayın Abdullah Öcalan kadınların içinde yer almadığı sürecin kendisi için geçerli bir süreç olmadığını belirterek, 'kadınların masada yer alması benim için çok önemli' dedi. Öcalan ile toplam 32 toplantı gerçekleştirdik. Her toplantının gündeminde kadın vardı. Sistemin kadına yaklaşımı vardı. Öcalan kadın temsiliyetinin önemine vurgu yaptı. Dolmabahçe Sarayı'nda Sayın Abdullah Öcalan'ın deklere edilen 10 maddesinin dördünde kadınlara değiniliyordu" diye konuştu.
Kadınların öncü gücüyle barış sürecinin örüleceğini dile getiren Buldan, "Kadınların sesleri gerçektir. Bu nedenle kadınlar süreçten güçlü çıkacaktır. Kadınların örgütlü gücüne olan inancımız çok. Şu anda tıkalı olan barış ve müzakere sürecinin önünün açılabilmesi gerek. 7 Haziran'dan sonra kadın temsiliyetiyle birlikte mecliste yer alıp müzakere sürecini götüreceğiz. Barış ve müzakere sürecinin daha sağlıklı ilerleyebileceği bir sürece gireceğiz. İzleme Kurulu'nun bir an önce oluşması gerekiyor" ifadesinde bulundu.
Süreç kadınla toplumsallaşır
Ardından Barış İçin Kadın Girişimi'nden akademisyen Nazan Üstündağ söz aldı. Girişim olarak "Barışa kadınlar nasıl katılabilir?" konusunda çalışmalar yaptıklarını dile getiren Üstündağ, "Barış süreçlerine kadınların katılmasını neden istiyoruz? Çünkü dünyanın her yerinde kadınların barış süreçlerine katılımını gördük, ancak kadınların barış süreçlerine katılmadığı durumlarda ise sürecin sekteye uğradığını da gördük. Kadınlar işin içine girince barış süreçleri toplumsallaşabiliyor" diye konuştu.
Müzakere sürecinde kadın meselesine ilişkin üç ana başlığın olduğundan söz eden Üstündağ, devamla "Birincisi anayasada eşitliğin sağlanması. İkincisi kadınların güvenliği. Bu maddede güvenlik güçlerinin muhakkak çekilmesi veya sayısının azaltılması gerekiyor. Gerilla çekilince kadınlar ve çocuklar güvenlik güçlerine karşı savunmasız kalıyor. Karşılıklı geri çekilmeler olmalı. Çocukların güvenliğini sağlayacak özel maddelerin anlaşmaya girmesi gerekiyor. Mayınlı bölgelerin temizlenmesi çok önemli. Bir diğeri ise hakikat meselesi. Geçmişle yüzleşilmesi gerekiyor" ifadesinde bulundu.
Nasıl dahil olunacak?
"Müzakere sürecine nasıl dahil olacağız?" diye soran Üstündağ, kadınların kendi aralarında geliştirdiği paralel görüşmeler, toplumsal cinsiyet derslerinin bu yollardan birisi olduğunu belirtti ve kadınların kendi sözlerini söyleyeceği mekanizmalar oluşturulması gerektiğini ifade etti. Çalıştayda da barışın öznesi olan kadınların sürece katılım mekanizmalarının ortaklaştırılması gerektiğini söyledi.
Türkiyeli kadınlarla ortaklaşılmalı
Kadın Özgürlük Çalıştayı Sekreteryası'nda yer alan KJA aktvisti Ayşe Berktay ise süreçte tıkanıklık yaşandığı bir dönemde kadınların böylesi bir çalıştay düzenlemesinin önemine vurgu yaptı. Berktay, şöyle devam etti: "Biz kadınlar olarak süreç konusunda çalışmalarımızı ortaklaştırmalıyız. Görüşme masasında kadınlar adına var olabilme imkanı yaratan bizlerin oradaki duruşu ve sözleri, Türkiyeli kadınların sözü ve duruşlarıyla ortaklaşmalıdır. Tüm bu nedenlerle bu çalıştaya ihtiyaç duyduk. Kalıcı barış için barışı ortadan kaldıran yapıya ilişkin çözümleme yapıp söz söylemek gerekir."
4 başlıklı atölye çalışması
Konuşmaların ardından çalıştay atölyelerle devam etti. Oluşturulan 4 atölyede bir araya gelen kadınlar "Kadın özgürlük sorununun tanımı", "Kadın özgürlüğünün yasal-anayasal ifadeye kavuşturulması", "Sisteme eşit ve örgütlü yaklaşım" ile "Kadının ailede eşitlik ve özgürlük sorunu" başlıkları altında tartışmalar yürüttü. Gün boyu devam eden tartışmalar sonucunda atölyelerin sonuçları değerlendirilerek, yol ve yöntem mekanizmaları konuşuldu. Çalıştay sonuç bildirgesinin baskıya girdiğimiz saatlerde (17:00) açıklanması bekleniyordu.
DİHA/İSTANBUL