Faşist Trujillo diktatörlüğüne karşı direnen Dominikli Mirabel kızkardeşler tecavüz edilerek katledildi. Kadınlar bütün haklarını büyük direniş ve bedeller ödeyerek kazanıyor. Mirabel kardeşlerin mücadelesi sonucu hem diktatörlük bir kez daha deşifre oldu hem de böylesi bir gün şunu tekrardan açığa çıkardı, kadınlar haklarını elde etmek için büyük bedelleri göze aldılar. Tüm kadınlar bugünü, kadına karşı şiddeti protesto etmek ve verilen bu bedellere layık olmak için sokağa çıkıp kapkara faşizmin cinsiyetçi politikalarını deşifre ediyor.
Artık gezegenimiz kapitalist politikalarının çirkefliğini taşıyamaz hale geldi. Onun için her an yanı başımızda tehlike çanları çalıyor. Elbette bu tehlikenin en somut örneği kadın cinsi üzerinde yaşanılmaktadır. Kapitalist sistemin yaydığı her türden şiddet felaketler getirmekte yaşamı yaşanılmaz kılmaktadır. Feministler, ekolojistler, solcular özcesi tüm sistem karşıtı güçler bu sistemin artık hiçbir şekilde kaldırılamazlığına işaret etmektedir. Bugün dünya halkları ve kadınlar Rojava Kürdistanındaki haksız ve adil olmayan saldırıları gün gün izlediler. Bunun karşısında başta kadınlar olmak üzere tüm duyarlı kesimler hem direnişe sahip çıktı hem de protesto eylemleri gelişti. Çünkü bu coğrafya da yaşanılan gerçeklik hegemon güçlerin süper güç olma emelleridir. Bu gaye uğruna her yeri ve her şeyi tuzla bu edecek kadar onursuzlaşmışlardır.
Şiddetten en fazla zarar gören ve en çok direnen kadınlardır. Toprak, kültür, değer, işgalinin adı ne zaman sınır güvenliği oldu diye sormak gerekiyor. Havanlarla toplarla uçaklarla bombalanan her karış toprak demokratik toplum değerlerinin ve kültürünün bombalanmasıdır. Kadın kültürünün ve yaratımlarının bombalanmasıdır. Çünkü kadın ve toprak kadın ve yurtseverlik vazgeçilmez ikiz kavramlar gibidir. Kadınlar ve halklar binyıllar boyunca bu topraklar üzerinde insanlık için en yaşanılır ve adil yaşamı inşa ettiler. Kadınlar şahsında Reber Apo’nun sistemine darbe vuruluyor. Çünkü bu sistemde kadına yer var hak var değer var bilinç var. İşte bu yüzden kadınlar ölümüne sahip çıkıyor ve direniyor. Kadın direndikçe şiddet politikaları artıyor.
Faşizmin zehirli düşünceleri
Dün faşist Trijello’ya karşı direnen Mirabel kardeşler bugün insanlığın yüz karası faşizmin yönetmenleri Trump, Putin ve Erdoğan iktidarına karşı dünyanın her yerinde mücadele eden bir kadın gerçeği var. Toplumu zehirli düşünceleriyle yöneten bu diktaların paranoyak ruhları donmuş akılları yüzünden tüm dünya, Suriye Gelecek Partisinin temsilcisi Hevrîn Xelef ve Amara Renasın şahsında Serêkaniyê’de yaşanan cinayetlere tanıklık etti. Tüm dünya ya bu ruh hastası egemenlerin yaptıklarını kendi kamerasıyla yayınlamak isteyen gazeteci Dilovan Gever bu şiddet sarmalını yansıtmak için kendini feda etti. Sahte ve yalancı Türk medyasının çirkin haber tarzına karşı özgür basın geleneğinin en direngen ruhunu yansıttı. Bir kez daha kadına şiddet gününde kapitalist zihniyetin kadınlar ve çocuklar şahsında topluma gözünü kırpmadan neleri yapacağına tanıklık ediyoruz.
Faşist şef Erdoğan’ın ülkesinde yaşanılan kadın cinayetlere karşı hiçbir açıklaması ve koruyan yasası yoktur. Tüm Türkiye yakın tarihte boşanan kocası tarafından öldürülen ve “ölmek istemiyorum” çığlıklarını atan Emine Bulut’un çığlığına tanıklık etti. Münever Karabulut hafızalardan silinmedi. Çocuklarının gözü önünde 20 yerinden bıçaklanarak öldürülen Tuba Erkol ve daha sayamayacağımız vahşice işlenen kadın cinayetleri. Toprakları kültürü ve değerleri için savaşan QSD savaşçılarına her gün terörist diyen kan taciri Erdoğan aslında kendi saldırgan kişiliğiyle toplumunu da saldırganlaştırıyor ve teröristleştiriyor. Hevrîn Xelef’e önce işkence eden sonra katleden zihniyet ile Tuba Erkol’u bıçaklayan zihniyet arasında hiçbir fark yoktur. Her iki zihniyette toplumu zehirleyen düşünceler üretmektedir. Zehirli düşünce, hastalıklı militarist ve cinnet geçiren bir toplum ve birey yaratmaktadır. Bu düşünceden sağlıklı bir birey ve toplum çıkmasını beklemek çok zordur. Çıksa çıksa ya bıçakçı ya hırsız yada katil çıkar. Boşuna atalarımız dememiş “Ne ekersen onu biçersin!”
Toplum egemen zihniyet tarafından katileştiriliyor. Buna artık dur demenin zamanı geliyor geçiyor kaybedecek zaman yok. Herkes bu kadın kırımına toplum kırımına dur demeli ve büyük bedelleri göze almalı. Çünkü özgürlük ve varlık ancak büyük bedelleri göze alarak elde edilir. Kendin için toplum için adalet için halklar için sende ayağa kalk sende diren!
Artık hiçbir kadın sessiz değil
Rojava Kürdistanında şu anda direnen felsefe bin yıllardır kadın özgürlük ruhu ve değerlerinin örüldüğü fikirdir. Serêkaniyê, Qamişlo, Derik, Efrîn, Kobanê’nin köy ve şehirleri birer kadın yerleşkeleridir. Neolitik Kültürle kadınlar yaşamı güzel ve yaşanılır kıldı yaşam kültürü canlandı. Şimdilerde ise kurutulmak istenen bu yaşama karşı QSD savaşçıları şahsında tüm kadınlar büyük bedeller vererek fedakarlık örneği sergileyerek direnç gösteriyor. Bu direniş seli tüm dünya kadınları arasında ortak ve vazgeçilmez bir bağ oluşturdu. Kadınlar arasında gelişen bu ortak ruh dengesiz Trump ve kan taciri Erdoğan’a verilmesi gereken en iyi cevabı veriyor. Modern Mardukların şiddeti kadınların ortaklığını demokratik mücadelesini hiçbir zaman engellemeyecek. Tam aksine şiddet arttıkça ortak bağ daha çok güçleniyor. Irk, din, dil, düşünce fark etmeksizin birlikte güçlüyüz gerçeği daha çok açığa çıkıyor.
Artık kadınlar hiçbir yerde şiddete karşı sessiz ve çığlıksız değil. Kadınların kimliği, eylemi, dili, savunması direniştir. Tüm dünyada artık kadınlar şiddet sarmalının çemberini yarıyor ortaklaşıyor. Ortak ve demokratik yaşama karşı dayatılan ideolojik ve fiziki şiddete karşı direnen kadın kimliği şimdilerde Rojava Kürdistanında cereyan etmektedir. Nasıl ki Ortadoğu coğrafyası insanlığın doğuşuna beşiklik etmişse yine aynı şekilde büyük kadın özgürlüğüne de öncülük edecek ve yaşam pınarları akacak.