İhanet, nice zamandır tarihte hep yerini aldı. Yaratma, yaşama, güzelliğe ve kadına karşı hep olageldi. Binlerce yıldır erk zihniyet tarafından, kadınlara karşı çokça oyun ve hile reva görüldü. İhanet soğuk, buz gibi bir dünya oluştururken insanlar da bu ihanetle şekilleniyordu. Belki bundan bihaber olanlar da vardı. İnsanı soluksuz bırakan ihanetin en yamanı kadına yapılmıştı. Çünkü erk zihniyet yeni bir sistem, bir dünya oluşturmayı planlamıştı. Kadına kaybettiren bir yaşam onların çıkarına uyuyor, geleceklerini buna bağlıyorlardı.

Kıskançlık ve ihanet… Kıskançlığın ihaneti tetiklediği, çok sayıda tarihi örnekle de ispatlanmıştır. Nice tanrıçalar güzel, paylaşımın olduğu bir yaşamın peşindeyken ve bunu yaratmışken karşılarında onları nasıl bir oyunun beklediğini belki hiç tahmin etmemişlerdi. Kadının özünde kıskançlık, iktidar gibi özellikler olmadığı için herkesi böyle bildi. Fakat kadının bu özü, onu kötülüklere karşı savunmaya yetmedi. Kadının yarattığı güzelliklere göz koyan erkek tanrıların gölgeleri bir kara bulut gibi yaklaşıyordu.

Çok mücadele verildi. Gün geçtikçe tarih daha büyük çalıntılara tanıklık etti. Bu hırsızlık, yıllarca sürecek savaşların, ihanetlerin, korku dolu bir dünyanın da sebebi olacaktı. Sonrasında bu durum kabus olmaktan çıkıp, olağanlaştı, herkesçe kanıksanıp kabul gördü. Günümüzde tarihten bugüne süregelen bu çalıntıların sonuçlarını görmekteyiz.

Dünyanın neresinde, hangi zaman diliminde olursa olsun insana, doğaya ve kadına karşı devam eden bu kötülükler,  esasta erk zihniyetin bir sonucudur. Halen yüzlerce insanın, çocuklar ve kadınların yaşamını yitirdiği katliamlara tanık oluyoruz. İnsana karşıt yasalar, uygulamalar ve şiddet bugün de sürüyor.  Ezilenlere hiçbir yaşam alanı tanınmıyor. Güç olanlar mazlumların hak gaspını kendisine hak görerek kendisini yaşatıyor. En çok da kadına karşı olan bu sistem, tüm oyunlarını kadın üzerinden oynamayı başarıyor.

Elbette bu bir kader değildi ve başka bir dünya da mümkündü. Ve sonunda güneş, bir gün çok farklı biçimde doğdu. İlk başta Kürdistan’ı sonra Ortadoğu ve dünyayı aydınlattı. Dünyanın tüm kadınlarına cevap olabilecek bir mucize gibi… Binyıllardır kadın hiç bu kadar düşünülmemiş ve tarihin gerçekleri bu netlikte gün yüzüne çıkarılmamıştı. Urfa’da yükselen Güneş, tüm kadınların yüreğini ısıtacak ve onların hakikatle buluşması için yol açacaktı. Kürt halkının “Önderlik” olarak tanımladığı Abdullah Öcalan, kadının kendisini yeniden tanıması ve ondan çalınan özgürlüğüne kavuşması için çalışmalar yürüttü. Kadınla yoldaş olmayı seçti ve bu konuda hep emek verdi. Hiçbir zaman kadınları yalnız bırakmadı. Haktan yana, haklının yanında olmayı tercih etti. Hakikat yolundan gitti ve bundan taviz vermedi. Bu nedenle Kürt halkı O’nu önder olarak benimsedi. Her şeyini insanlığa adadı ve insan için yeni bir yaşamın inşasını amaç belledi.

Sonra O’nun fısıldadığı sihirli sözcükler, kadınların yüreğine, beynine ulaştı: Jin, jiyan, azadî!.. Bu sözler, dillerde slogan olmakla kalmadı, hayalini kurdukları yaşam tarzına dönüştü, adım adım inşa edildi. Kadın kendi gerçekliğini anlayıp ona göre mücadele edecekti. Kadınlar O’nun yoldaşlığı ve emeğine değer verip hakikatin izinde gitti.

Özgürlük sevdası kadını dağlara çekti. Önceleri sayıca az olan kadınlar her geçen gün arttı, gün oldu ordulaştı. Bu özgürlük aşkı sadece Kürt kadınlarını değil, diğer halklardan kadınların da yüreğini dağladı. Dağlardaki özgürlük çiçekleri rengarenk açtı. Ülkeye, umuda ve özgürlüğe uzanan eller pervasızlaştıkça, kararlılıkları ve tutkuları büyüdü. Özgürlük her zamankinden daha çok vazgeçilmez oldu. Hakikat izinde ilerleyen kadınlar, kendilerinden, insanlıktan çalınanları geri almak için canını siper edip, kıyasıya mücadele veriyor. Beritan, Zilan, Sema ve Saraların açtığı özgürlük yolunda artık onbinler yürüyor.

Kadınlar, Önderlerinin ortaya koyduğu paradigmayı, bugün özgür yaşamı inşa ederek pratikleştiriyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası düzeyde gerçekleştirilen komplo da bu yaşama karşı değil miydi? Bu paradigmayı pratikleştirip, özgürlük çıtasını yükselten kadınlar komploculardan, tarihten bugüne insanlığa karşı yapılan ihanetlerden en büyük intikamı alırken, insanlığa da alternatif yaşamın yolunu sunuyor. Dağda, şehirde, cephede, cezaevinde, dünyanın neresinde olursa olsun özgürlük adına atılan her adım bu yaşama katkı sunup, yakınlaştırıyor.