
1,3 milyar nüfuslu Hindistan’da taciz ve tecavüzler kadınlara yönelik işlenen suçların başında gelirken, son yıllarda giderek daha fazla gündeme oturmuştu. Polisin açıkça ‘tecavüzcü erkeklerden’ yana tavır takındığı ülkede kadınlara kendi kendilerini savunmak dışında seçenek bırakılmıyor.
Cinsel suç oranı yansıyandan daha fazla
2012 yılında başkent Yeni Delhi’de genç bir öğrenci kadının toplu tecavüze uğraması ve sonrasında yaşamını yitirmesi ardından ülke genelinde büyük protesto gösterileri düzenlenmişti. Vahşi olaydan sonra ülke genelinde kadınların yaptığı taciz ve tecavüz şikayetlerinde ciddi artışlar yaşanırken, bunun o tarihe kadar kadınların şikayet etmekten korkmasının etkili olduğu sanılıyor.
2015 yılında Ulusal Kriminal Suçlar Bürosu’nca kaydedilen tecavüz vakalarının sayısı 34 bin 600’ü aşarken, gerçek rakamın ise çok daha yüksek olduğu bilinen bir gerçek. Yine resmi rakamlara yansıdığı kadarıyla cinsel suçlar 82 binin üzerindeydi.
Dalitler şikayetten çekiniyor
Her yıl on binlerce tecavüz vakasının kadınların intikam veya toplum içinde hakaret görme korkusu nedeniyle gizli kaldığı bilinirken, kast sistemi nedeniyle özellikle Dalit (Dokunulmazlar) sınıfına mensup kadınların çaresiz kaldıkları tahmin ediliyor.
Diğer kastlara mensup erkeklerin tecavüz etmesi durumunda Dalit kadınlarının polise gitmekten çekindiği sanılıyor. Buna neden olarak ise polislerin “Bu mümkün değil. Üst kastlardan birinin size dokunması onu kirletir” şeklindeki tepkilerinin neden olduğu oldukça yaygın bir gerçeklik.
Budist rahibeler öğretiyor
Taciz ve tecavüzün hem kadınları hem de onlar üzerinden eşleri veya ailelerine ‘hakaret’ amacıyla kullanıldığı ülkede kadınlar için en önemli seçenek ise, ‘kendi kendilerini savunmak’.
2012 yılında Yeni Delhi’de yaşanan ve ülke genelinde kadınları ayağa kaldıran toplu tecavüz olayından sonra birçok kadının dövüş sporlarına yöneldiği medyaya yansırken, bunlardan en önemlisi de Himalayalar’da Budist rahibeler tarafından Kung-Fu eğitimi verilen Ladakh’da yaşanıyor.
Kendileri de rahiplere göre ‘daha düşük’ kabul edilen rahibeler, kadınlara verdikleri Kung-Fu eğitimiyle onlara erkeklere karşı kendilerini korumayı öğretiyor.
Sıkı disiplinli eğitim
Her yıl binin üzerinde kadının Kung-Fu eğitimi aldığı Naro Photang adlı bir Budist tapınağındaki eğitimlere sadece Ağustos ayı içinde 100 civarında kadın katılmış. Kung-Fu öğrenenlerin yaşları 13 ila 28 arasında değişirken, sıkı disiplinli eğitimler gün boyu sürüyor.
Kadınlara dövüş tekniklerinin yanı sıra tecavüz olaylarının nasıl yaşandığı ve olası saldırı durumunda nasıl reaksiyon gösterileceğine dair gösteriler ve tartışmalar da yapılıyor.
Kendini güvende hissetmenin aracı
Komşu ülke Nepal’in başkenti Katmandu’da ise, Druk Gawa Khilwa rahibe manastırında yüzlerce genç rahibe Kung-Fu öğreniyor.
Sayıları 350 civarında olan rahibelerin birçoğunun siyah kemeri dahi bulunurken, bu sporu aynı zamanda ‘kendini güvende hissetmenin’ de aracı olarak görüyorlar.
Rahibeler, Nepal’in yanı sıra Hindistan ile Pakistan arasında çatışmaların sürdüğü Keşmir ve diğer bölgelere gittiklerinde ise bu dövüş sporunu kadınlara anlatıyor.
Tabii kadınların kendilerine olan güveni arttırmaları ve güvende hissedebilmeleri için Kung-Fu gibi karşıdaki bir saldırganı etkisiz hale getirecek bir dövüş sanatının öneminin de bilincindeler.
ANF/HABER MERKEZİ