Seminer açılışını yapan Kürt Toplumu grubundan Rosa Helin Burç, seminerin geçtiğimiz sene Paris'te katledilen üç Kürt kadın siyasetçiye adandığını aktardı. Seminerde konuşmacılar arasında Cambridge Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Doktora Öğrencisi Dilar Dirik ile Westminister Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve aynı zamanda Avukat Radha D'Souza katıldı. Seminer, D'Souza'nın konuşmasıyla başladı. Hindistan'daki kadınlara yönelik devlet ve ordu şiddeti üzerine konuşan D'Souza, konuşmasına geçmişten günümüze Hindistan'ın bağımsızlığı ve refahı için savaşan Hintli kadın kahramanlara tek tek değinerek başladı. İngiltere mandasından kurtulup bağımsız bir ülke haline gelmesine rağmen Hintli kadınların halen esaret altında olup, bizzat devlet ve ordu eliyle şiddete, tacize, tecavüze ve katliamlara maruz kaldığını belirtti. Polislerin özellikle Müslüman Hintli kadınlara yönelik zulüm ve katliam uygulamalarına rağmen, cezalandırılmak yerine devlet tarafından mükafatlandırıldıklarını aktardı. Hindistan'da geçtiğimiz sene öldürülen Batılı bir kadın için batı medyası kolları sıvarken, her yıl öldürülen yüzlerce Hintli kadının haber bile olmadığının altını çizerek, etnik kökene göre yapılan ayrımcılığa da dikkatleri çekti.


Üç fidan anıldı

D'Souza'nın ardından sözü Kürt Kadın Hareketi üzerine konuşmasını gerçekleştirmek üzere Dilar Dirik aldı. Dirik konuşmasına Paris'te suikast sonucu hayatını kaybeden Kürt kadın devrimciler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'i anarak başladı. Kürt Kadın Hareketi'nin uzun yıllardır Kürdistan'ın dört parçasında varolduğunu belirterek konuşmasına başlayan Dirik, Kürt ulusal mücadelesinin kadını ve erkeği eşit konumlara getirmesini sağladığını aktardı.
Dirik, diğer Kürt ulusal mücadelelerinden ve liderlerinden farklı olarak Abdullah Öcalan'ın kadının özgürleşmesini, Kürt mücadelesinin merkezine oturtmasının, Kürt kadınının özgürleşmesine çok büyük katkıları olduğunun altını çizdi. Üç kanton bölgede özerkliğini ilan eden Rojava'daki Kürt mücadelesi ile birlikte Kürt kadınların mücadelesine değinen Dirik, Rojava'daki mevcut yönetim şeklinin Güney Kürdistan'daki Kürdistan Federe Bölgesi'nden çok daha ileride olduğunu belirtti. Özerk yönetimin, Kürt, Arap, Asuri-Süryani, Çeçen ve Ermenilerin temsilcisi olma yönünde gibi çoğulculuğu bir politika izlerken, kadın-erkek eşitliği için örnek bir portre çizdiğini söyledi.
Dirik, YPG'de erkeklerle yan yana savaşan Kürt kadınlara yönelik ise şunları söyledi: "Kadınların silah kullanmalarını eleştiriyor olabilirsiniz ama unutmayınız ki Kürt kadınları kendi evlerini ve topraklarını korumak için savaşmak zorunda kalıyorlar. Çünkü toprakları işgal altında." Dirik, Suriye'nin geleceğinin tartışıldığı Cenevre 2'ye Kürt temsilcilerin davet edilmemesini de ayrıca sert bir dille eleştirdi.
Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nde yer alan kadınlara Türk devleti ve askerleri tarafından daha büyük bir şiddetin ve zulmün uygulandığını belirten Dirik, yaklaşımların arkasında milliyetçiliğin yanı sıra erkek egemen ideolojinin baskın olmasından kaynaklı olduğunu aktardı. Kürt ulusal ve kimlik mücadelesinin Kürt kadınını özgürleştirdiğini ifade eden Dirik, konuşmasının sonunda LGBT Hevî grubuna mensup kişilerin cinsel tercihlerini, Kürt ve Alevi kimlikleri ile birlikte savunmalarını olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Dirik'in konuşmasının ardından Kürt müzisyen Ayşe Gül ve ekibi, farklı yörelere ait kadın temalı Kürtçe şarkıları seslendirdi.

Frankfurt’ta 8 Mart paneli

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Frankfurt Hoctaunus Alevi Kültür Derneği'nde bir panel düzenlendi.
Yaklaşık 150 kişinin katıldığı panelde konuşmacı olarak Avrupa Kürt Kadın Hareketi'nden Nupel Munzur ve Avrupa Demokratik Kadın Hareketi'nden Dilan Aslan yer aldı. İlk olarak Dilan Aslan, 8 Mart'ı kutlayarak konuşmasına başladı. Aslan "Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayan biz kadınlar, sistemin devamlı bizi küçük görmesine karşı en büyük cevabı verdik. Özellikle de Alevi kadınlar, kendini her alanda sorumlu hissetmelidir. Artık kendisini sadece evin içiyle sınırlı tutmamalıdır.  Kendini bütün toplumsal alanlara katmalı ki, bize karşı yürütülen kirli politikalara karşı cevap verebilelim" dedi.
Diğer panelist, Nupel Munzur ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınları Günü'nün 150 yıllık bir geçmişi olduğunu vurguladı. Munzur şunları söyledi: "Amerika'da kadınların başlatmış olduğu direniş sayesinde bugünlere kadar gelindi. Tarihe baktığımızda kendimize örnek alacağımız çok sayıda kadın önder var. Roza, Sara, Clara… Bunlar dünyada bütün kadınlara örnek önderliklerdir. Bugün Kürdistan, Türkiye, Avrupa ve dünyanın diğer ülkelerinde kadınlar kendi dili ve değerleri ile alanlara çıkıyor. Biz Avrupa'da da olsak Kürt kadınları olarak kendi kurduğumuz meclislerimizde kendi irademizle kararlar alıyor ve bu irade doğrultusunda çalışıyoruz. Kendi kendimizi örgütlüyoruz. Özellikle Alevi olan kadın arkadaşlarımız da gelip bu meclislerde yer alabilirler. Özellikle sistem kadınlar üzerinde, kadın kırımını geliştirmek istiyor. Buna karşı biz kendi örgütlülüğümüzü oluşturmalıyız."
Nupel Munzur, Rojava'daki devrimin kadın eksenli bir devrim olduğunu da hatırlattı. Rojava'daki örgütlenmelerde kadının her alanda kendini örgütlemesinin, bu devrimin bir kadın devrimi oluduğunu ispatladığını dile getiren Munzur, "Rojava'da kadınlar her alanda, savaşın en zor yeri olan cephelerde yer alıyor. Kadının en fazla zulüm gördüğü Ortadoğu olmasına rağmen Kürt kadınları Rojava'da devrim yapıyor. Artık biz Avrupa'da yaşayan Kürt kadınları da kendimizi her alanda geliştirmeliyiz" dedi. Panel soru ve cevap bölümüyle sona erdi.


ÖZLEM GALİP/LONDRA/AGİT ERKENDİ/FRANKFURT




4 merkezde 8 Mart kutlaması

Başta Kürdistan ve Türkiye olmak üzere Avrupa'da da 8 Mart kutlamaları hafta sonu değişik kentlerde yapılan etkinliklerle devam etti.
Avusturya'nın başkenti Viyana'da 8 Mart, Pazar günü yapılan bir geceyle kutlandı. Avesta Kadın Derneği öncülüğünde yapılan kutlamada, salon ve sahne KJB flamalarıyla süslendi. Bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan gecenin kültür programında Koma Agirê Zarokên Newrozê, Xezal Şimşek, Meyro, Özlem Bağlayan sahne aldı. Etkinlikte 8 Mart tarihçesi için sinevizyon gösterildi. Etkinlik Raperî Folklor Grubu'nun sunumuyla devam etti.
İsviçre'nin Cenevre kentindeki kutlama ise Cenevre Kadın Meclisi tarafından Kürt Kültür Derneği'nde yapıldı. Saygı duruşunun ardından Kadın Meclisi Sözcüsü Müzeyyen Orhan günün anlam ve önemi üzerine bir konuşma yaptı. Kürt mutfağından çeşitli lezzetlerin de ikram edildiği kutlama, müzik ve halay eşliğinde son buldu.

Daha fazla örgütlülük daha fazla mücadele

İsviçre'nin Zürih kentinde kadın örgütlerince düzenlenen ortak yürüyüş ve mitinge binlerce kadın katıldı.
Zürih'in Bellevue bölgesinden başlayıp Helvetiaplatz'a kadar süren eyleme İsviçre Kürt Kadın Hareketi, yaklaşık 300 kişilik grupla yürüyüşün en kalabalık kesimini oluşturdu. Kentin önemli caddelerinden geçen yürüyüşte, Paris'te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez ile diğer dünya kadın öncülerinin posterleri taşındı. Helvetiaplatz'da mitinge dönüşen yürüyüşe erkeklerin katılmasına izin verilmezken, kadınlar müzik eşliğinde coşkulu saatler geçirdi.
Miting alanında yapılan konuşmalarda, özgür kadın mücadelesinde yaşamlarını yitiren onlarca kadının ismi okunarak, eşitsizliğe, ayrımcılığa ve şiddete karşı kadınlar daha fazla mücadeleye ve örgütlenmeye çağrıldı.
Almanya'nın Freiburg kentindeki etkinlik 'BDP ve HDP'li Kadın Adayları Destekleme ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlama' adı altında yapıldı. Freiburg Kürt Toplum Merkezi'nde yapılan kutlamada Freiburg Alevi Dergahı çalışanı Fidan Demirbaş ve kadın aktivisti Songül Ömürcan birer konuşma yaptı. Etkinliğin kültür programında Freiburg Kürt Toplum Merkezi Çocuk Folklor Grubu, Koma Mozaik, Binevş, Murat Bay, Koma Çiyayê Munzur, Doğan Doğan ve Senegalli Orime Müzik Grubu sahne aldı.

 Y.ÖZGÜR POLİTİKA HABER EKİBİ