Avazım çıktığı kadar çığlık atasım geldi. Başımı avuçlarımın içine alıp dondum. Dişlerimi olanca gücümle sıkmış olacağım ki beni kendime getiren; çenemdeki o ince sızı oldu. Nedir bu vahşet? Bu ne kindir?! Bu neyin zevkidir? Hangi acı karşılığında?

Haberler yazıyor ha yazıyor. Kuru, basmakalıp bir formatla, spikerler yüzlerinde zorunlu, yapay bir tebessümle ölüm fermanlarını, ölüm fermanlarımızı okuyorlar. Ortak ve paramparça bir öykünün sadece köşesine dokunup ne kadar duyarlı olduklarını gösteriyorlar. Bu haberler insanı kanser eder, sonra da aspirin verip iyileştirmeye çalıştığını iddia eder. Ama güneş balçıkla sıvanmadı hiçbir zaman ve beyinlerimizi fay geçidi gibi ayıran bu kabus, hepimizin. Acı da olsa bileceğiz ki bütün insanlık kapitalist sistemin elinde, tecavüze layık görülen kadınlıktır. Rawan ölür, biz ölürüz, Rewan ölür, kadınlıkla beraber insanlık ölür.  
Geçenlerde 8 yaşındaki çocuk gelin Rawan, yemen de kırk yaşındaki vahşi bir adamla evlendirildi. Ve çocuk çocukluktan, kadınlıktan, insanlıktan bir şey anlamadan öldü. ‘Gerdek’ gecesi son gecesi oldu. Bir daha sabahı görmedi Rawan. Hepimizin karanlığını göstererek öldü. Rahmi parçalanarak öldü Rawan. Ne acıdan ne de zevkten anlamayan, egemenliğin zapt ettiği beyin hücrelerini parçalayarak öldü. Kan kaybından öldü Rawan. Savaşların orta yerinde öldü. Rawan düşümüz, el değmemiş saflığımız.  Rawan çocuk kalan yanımız, pak olan hafızamız. Rawan insanoğlunun ve insan kızının tekmil kabusu. Bütün insanlık öldüğünü ilan etsin! Bütün kadınlık bu vahşi erkek sisteminde can çekiştiğini bir kez daha görsün. Sistemin maketi kırk yaşındaki o vahşi adam, kapitalizmin dört yüz yıllık tarihini gerdek gecesinde gösterdi ve sekiz yaşındaki ama sekiz binleri aşan tarihimizin körpe tezahüründen intikam aldı.  
Ve bütün beyin hücrelerini titreten başka bir olay; Tılabyad’ta El Kaide’den bir grup çete, bir gece ellerine bir kadın geçirip, bir gecenin her saatini kendi aralarında bölüştürdüler. Her saatte başka bir cani erkekle nikahını yaptılar ve sabah 8 kişinin imam nikahlı eşi, imamın onaylı tecavüzüne dayanamayıp intihar etti. İnsanlıktan boşalan erkekliğin tecavüz mağduru yeni ve güzel bir gün olabileceğine inanmadı. Bütün kutsallıkların lağım suyuna karıştığını gözleriyle gördü ve başka sabahlar görmek istemedi. Yırtıcı hayvanların eylemini solda sıfır bırakan erkek sistemin figüranlarına yaptırdığı bu eylemler, insanlığın bittiğini avazı çıktığı kadar bağırıyor. Yenilmişliğin intikamı, düşmüşlüğün intikamı bütün kadınlıktan ve insanlıktan böyle alınıyor.
Rojava’da saatlik nikah her nikah sonrası birbirini tebrik eden saatlik damatlar, her nikah bir fetva, savaşta bu tür şeyler helalmiş(!) Ya Star! Sen bu haram zamanlarda kadın örüklerini okşa ki hala var olduğuna inansın güzellik! Yüreğimize yakın dur ki insanlığın başını yaslayacağı bir hakikati olsun.
Her nikah, şaha kalkmış onur abidesi kadınların ölümü. Her saat vahşete davetiye çıkaran erkeksi zamanların köhnemişliğiyle dolu. Her an kadın için tecavüzden, sistemden, vahşetten sonsuz boşanma çağrısı… Gerçekle tanışmak için insanın illa da bazı çirkef eylemlere maruz kalması gerekmez, vahşeti deneylemek gerekmez. Vicdanı olan her insan adı bilinmeyen Rojava da’ imamın fetvasıyla tecavüze uğrayan kadının kendisi olduğunu bilir. Yemen’de kan revan içinde kalan Rawan olduğunu hisseder.      


MEDYA DOZ