YEKO ARDIL/BERLİN


Almanya’nın başkenti Berlin’de geçen yıl aralık ayında Yeter Polat’ı (Pehlivan) katleden eşi Mehmet Emin Pehlivan’ın  davasına başlandı. 

Berlin Eyalet Mahkemesi’nde dün sabah görülen duruşmaya Yeter Polat’ın kızkardeşleri ve Kürt kadın kurumlarının temsilcileri katıldı. Duruşmada, savcının Alman Ceza Yasası’nın 211. maddesine göre "ömür boyu" hapis cezası talebiyle hazırladığı iddianame okundu. 

Yeter Polat’ın katili duruşmada elleriyle yüzünü kapatarak basın mensuplarının görüntü almasına engel olmaya çalıştı. Bu arada ağladığı görülen Mehmet Emin Pehlivan, daha sonra tercüman aracılığıyla mahkeme başkanı ve avukatların konuşmalarını dikkatlice dinledi. Oturumun sonunda Yeter Polat’ın kızkardeşi Derya Polat, ablasının katiline “Şerefsiz katil" diye bağırdı. Diğer ablası İslim Polat ise baygınlık geçirdi.

Duruşma 4 Eylül’e ertelendi. 


Kadınlar mahkeme önündeydi

Bu arada mahkeme önünde Berlin DEST-DAN Kadın Meclisi’nin organize ettiği bir miting düzenlendi. Konuşmalarda kadınlara yönelik şiddet protesto eden kadınlar, "Yeter için buradayız", "Kadın katliamlarına son", "Jin jiyan azadî" sloganları atıldı. Açılan pankartlarda da kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüze tepki gösterildi.  


'Tüm kadınlara saldırıdır’

Berlin NAV-DEM Eşbaşkanı Melek Yula kadına şiddetin evrensel bir sorun olduğunu belirterek, "Ama bu bizim halk gerçekliğimiz açısından kabul edilir bir durum değil. Bir aydınlanma devrimi yaşanırken, Kürt kadını tüm dünyaya kendi destanını duyururken, bu tür insanlık dışı uygulamara maruz kalmasını kabul edemeyiz. Bu sadece Yeter’e değil tüm kadınlara yapılmış bir katliamdır. Gereken cezayı alması ve öyle hafifletici sebeplere başvurularak sembolik ceza verilmesini asla kabul etmiyoruz" diye belirtti. 


'Hiçbir erkek masum değil'

Çağrılara rağmen mahkemeye ve mitinge Kürt erkeklerin katılmamasını eleştiren Yula, "Alman basını vardı ve hepsi 'neden erkekler burada değil' diyerek hayret etti. Oysa sadece bizim meclisimizde 100’ün üzerinde kişi var. Bu duyarsızlık çok kötü. Hiçbir erkek bu konuda kendini masum saymasın" dedi. 


'Yeter’i koruyamadık'

DEST-DAN Kadın Meclisi ve NAVDEM olarak sokak çalışmaları ve seminerler dahil kadınların bilgilendirilmesi, öz savunma ve daha farklı projeler için ortak çabalar içinde olduklarını ifade eden Yula, şunları belirtti: "Yeter, yeteri kadar desteklenmiş ve korunmuş olsaydı, bu olay yaşanmayabilirdi. Kendisi de zaman zaman yardıma başvurmuş ama bir iki saat sonra tekrar eve dönmüş, korunmamış. Oysa o şiddet görürken komşusunun duyarlı olması gerekirdi. Bir de erkeklerin, özellikle bu meclise bağlı olan ya da olduğunu iddia edenlerin bu utanç verici durumu izah etmeleri lazım. Kadınlar olarak bunun hesabını soracağız. Ya yoldaş olduğumuzu bileceğiz ya da kadın cenazesine ve mahkemesine bile gelemeyecek kadar korkak olanları kabul etmiyoruz. Bu kadar açık."


En iyi ihtimalle 15 yıl

Mahkeme Basın Sözcüsü Lisa Jani davaya ilişkin gazetemize şu değerlendirmede bulundu: "İddianame yüksek ceza üzerinden açılmış bulunuyor bu da ömür boyu hapis demektir. Tabii avukatın bahsettiği işkence ve tecavüz iddiaları da davada etkili olabilir. Aslında bu tür durumların işkence ve tecavüzsüz olduğu da münferittir. Diğer yandan yakınlarının sanık için olumlu ifade vermelerinin mahkemeyi etkileyeceğini sanmıyorum. Çünkü kan bağı olan yakınları zaten onun lehine konuşacaktır. Ben ömür boyu istemiyle açılan bu davanın büyük ihtimalle 15 yılla sonuçlanacağını düşünüyorum. Sonucunu göreceğiz." 


Zulüm karşılıksız kalmasın

İslim Polat (Yeter Polat’ın ablası): Almanya adaletine güvenmek istiyorum. İnşallah bu zulüm karşılıksız kalmaz. Onu gördüğümde dehşet, anlatılması imkansız duygular yaşadım. O an elimin ona yetişmesini çok isterdim. Ama sonuçta adaletin elinde. Başka kadınlar da ölmesin diye hakettiği cezayı alması şart. 


Cinayet hafifletilemez

Leyla Boran (Özgür Êzîdî Kadın Hareketi-Avrupa): Mahkemeyi de izledim. İstenen ceza olumlu fakat karşı tarafın bazı hafifletici sebepler aradığı görülüyor. Örneğin, cinayetin işlendiği net olmasına rağmen ambulansın 15 dakika geç gelmiş olmasını ölüm nedeninde önemli bir ayrıntı olarak ele alma çabası göze çarpıyor. Oysa avukat bıçaklama olayı olmadan önce sıcak su ile haşlama ve özellikle tecavüzden de söz etti. Bu durumda Yeter Polat evliliği boyunca şiddet ve tecavüzü iç içe yaşamış oluyor. Bu zihniyet DAİŞ zihniyetinin ta kendisidir. Şu anda bile binlerce Êzîdî kadını ellerinde köle ve mal olarak kullanılıp, alınıp satılıyorlar. Yeter’in maruz kaldığı saldırı da aynı kaynaktan besleniyor. Öte yandan mahkemeye baktığımızda savcı, hakim, avukat bunların hepsi de erkek. Ama ne olsun burada ya da Şengal’de kadın kırımlarına, her türlü şiddete hayır diyoruz. 


Başka Yeterler olmasın 

Berlin’de eşi tarafından katledilen Yeter için mahkeme önünde toplanan kadınlar gazetemize konuştu: 


Seher Yeter (Sosyalist Kadınlar Birliği): Dayanışmak amacıyla buradayız. Artık bu namus, töre ve kıskançlık cinayetleri sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da kadın kırımına dönüşmüştür. Biz de bunu protesto etmek için buradayız. Yeterler Polatlar, Sema Subaylar ve Hatun Sürücüler ölmesin diye buradayız. Bunlar basit cinayetler değil, kadın yaşamını bastırma ve kıskaca almayı amaçlıyor. Bu mahkemenin takipçisi olacağız. Adaletin yerini bulabilmesi için kitlesel olarak daha çok sesimizi çıkaracağız. 


Sussana Rössling (DEST-DAN): Bugün burada kadına karşı şiddete karşı proje çalışmaları olan kurumlarla birlikte toplandık. Bu kurumlar, Arjantin’den Meksika’ya her gün katledilen kadınların davalarını takip etmeye ve destek olmaya çalışıyor. Sadece ailede erkek ve kocaları değil tüm toplumu uyarmaya çalışıyoruz. Bu sistem kadınları izole ediyor, tekleştiriyor. Biz de çağrı yapıyoruz, kadınlar birleşin, yalnız kalmayın ve mücadele edin. 


'Peşini bırakmayacağız’

Nûpel Munzur (TJK-E): Kadın öldürülüyor, 'acaba ne yapmıştı' diye sebepler aranmaya çalışılıyor. Biz asla bunların normalleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Peşini bırakmayacağız, nerede olursa olsun. Ayrıca bu dava sadece kadınların davası değil, aslında tam anlamıyla erkeğin sorunu. Çünkü erkekler öldürüyor. Bu erkek zihniyetinin sonucu ve erkeğin bunu reddetmesi lazım. Erkek bunda kazançlı değil, şiddet, tecavüz ve cinayet de bir sorundur ve buna karşı tavır konulmuyorsa ortaklık anlamına da gelir. Bu kadın 17 yıl boyunca şiddet ve tecavüze maruz kalmış hatta ölmeden önce de tecavüz edildiğine dair kuşkular var. Unutmayalım ki herkesin eşi, kızı var. Herkesin başına gelebilecek bir felaket ve bunu kabul etmemek lazım. Başka Yeterlerin olmaması için mücadele etmek lazım. Meclislerimiz, kurumlarımız onlara açık. Farklı devlet ve sivil kurumları da var, onlara da başvurabilirler. Teslim olmasınlar. Bugünkü protesto ve mahkemeye katılımda erkeklerin duyarsızlığı açıkça ne durumda olduğumuzu gösteriyor. Erkekler korkmasın, yürekli olsunlar. Bizim fail dışında kimseyle sorunumuz yok."