
Almanya'nın başkenti Berlin'de "Kadın Kırımına ve Kürdistan'daki Siyasi Kırıma Son" sloganı ile II. Kürt Kadın Konferansı gerçekleştirildi. Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Kadın Komisyonu, Kürt Kadın İnsiyatifi ve Berlin-Brandenburg Kürt Topluluğu'nun cuma günü düzenlediği konferansa yaklaşık 100 kişi katıldı.
İlk bölümde 'Kürt Toplumunda Kadın Kırımının Formları' tartışıldı. Peyman Abdullah moderatörlüğünde yapılan oturumda, eğitmen Bahar Xzery, Doğu Kürdistan'da kadının içinde bulunduğu durumu değerlendirdi. Şeriat kurallarının hakim olduğu İran'da kadınların acımasızca katletildiğini belirten Xzery, dünyanın ise buna sessiz ve tepkisiz kaldığını ifade etti. Avrupalıların Ortadoğulu kadınlara oryantalist bakış açısıyla yaklaştığını söyleyen Xzery, "Ya yaşadıklarımızı görmezden geliyorlar ya da bizi küçümseyip, kendilerine kurtarıcı rol atfediyorlar. Üsttenci zihniyetle mücadele edilmesi gerekir" dedi.
Politik tuzaklara karşı örgütlenme çağrısı
Kadın Buluşma Merkezi UTAMARA çalışanı Çiğdem Zeylan, ise 'Kadın Kırımı'nın Tanımı ve 'Politik Soykırım' konusunda sunum yaptı. Kırılmanın nedenlerini değerlendiren Zeylan, mitolojiden başlayarak, uygarlık tarihinde ve tek tanrılı dinlerde kadın kırımını aşamalarıyla anlattı. Zeylan, kadına yönelik yürütülen kırımın bütün soykırımların temeli olduğunu belirterek, kadın kırımının uluslararası arenada suç olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Zeylan, tecavüz kültürü ve politik tuzaklar karşısında özgürlük ahlakını oluşturmaya, meşru savunma temelinde örgütlenmeye çağırdı.
Almanya Kürt Êzîdîler Federasyonu’ndan Sabriye Sevgat ise, Êzîdîlik'te kadın kırımının sistem tarafından meşrulaştırılmak istendiğine işaret etti. Günümüzde çarpık özgürleşme anlayışının Ezîdi toplumunda da geliştiğini belirten Sevgat, bu çarpık anlayışın feodal zihniyetle çarpışması sonucunda 'namus' adı altında birçok kadının katledildiğini belirtti. Êzîdîlik inancında kadın kırımı gibi bir anlayışın olmadığını ifade eden Sevgat, Êzîdî toplumu üzerinde bilinçli yürütülen politikalar sonucu bu türden acı sonuçların ortaya çıktığını söyledi.
Kürt Federe Parlamentosuna eleştiri
Sosyolog Banaz Salih ise Güney Kürdistan'da kadına karşı şiddetin neden ve sonuçlarına dair bir sunum yaptı. Güney Kürdistan'da hakim olan feodal yapılanma nedeniyle her aşiretin kendine göre kadına değer biçtiğini dile getiren Salîh, daha önce Saddam rejiminin bu aşiretler eliyle kadını daha fazla ezdiğini belirtti. Kadın sünnetlerine ve çok eşliliğe de dikkat çeken Salîh, yerel parlamentoda din anlayışından kaynaklı bir iradenin oluşmadığını söyledi. Parlamentoda alınan birçok kararın hayata geçirilmediğini söyleyen Salih, "Parlamento bünyesinde çalışan kadın komisyonunun güçlendirilmesi ve yaptırım gücüne kavuşturulması gerekir. Siyasi partilerin çıkarları yerine kadınların çıkarlarının dikkate alınması gerekir" şeklinde konuştu. Salîh, siyasi partilerde yer alan öncü kadroların dahi birden fazla eşinin olmasını da eleştirdi. Katılımcıların yoğun soruları ve konuşmacıların cevapları ardından oturuma ara verildi.
Verilen kısa arada Mizgîn, güzel sesiyle keyifli bir müzik dinletisi sundu. Konferansın ikinci bölümünün Moderatörlüğünü Samira Abdullah Şah yaptı. Bu bölümün konusunu siyasi parti ve nrgütlerin kadın kırımı ve siyasi kırım karşısındaki tutumları ve ulusal birlik ihtiyacı oluşturdu.
'Kadın iradesi olmadan birlik olamaz'
KNK üyesi Nilüfer Koç, kadın bakışıyla ulusların kendi kaderini tayin hakkı kriterleri üzerine bir konuşma yaptı. Koç, sorunları ele alırken ulusal çapta düşünmek gerektiğini belirterek şöyle konuştu: "Her bir parçadaki sorunların çözümünden 40 milyon Kürt'ün kendisini sorumlu görmesi gerekir. Parçalama üslubu bizden uzak olmalı. Aramızda sürekli bir diyalog olmalı. Demokratik bir Kürdistan'da kadının iradesi de olmalı. Biz birbirimize yabancılaşmışız, Kürt Kürt'e uzaklaşmış. Birlik olmak için, parçalanma, diaspora, soykırım üzerinde ayrı ayrı tartışmamız lazım."
Kürdistan'da artık kadın rengi olmadan siyaset yapılamadığını belirten Koç, kadın özgürleşmesi yolunda Kürt Halk Önder Abdullah Öcalan'ın büyük emek harcadığına, kadınların dört parçada ödediği bedeller ve kahramanca direnişlerle bugüne gelindiğine vurgu yaptı. Koç, "Kadının ve Kürdistan'ın özgürlüğünü sağlamak gibi iki zor görevimiz var" diyerek, bu kapsamda hazırladıkları deklerasyonu, Güney Kürdistan'da yapılması planlanan III. Kürt Kadın Konferansı'na sunacaklarını söyledi.
'Özgürlük iddiasında olan kadından intikam alınıyor'
Gazeteci Necibe Qeredaxî de yaptığı sunumda, Siyasi İslam'ın Kürdistan ve Avrupa'daki Kürt kadını üzerindeki etkileri hakkında konuştu. Qeredaxî, her süreçte farklı kılıflara bürünen İslam'ın kadının iradesini kırma üzerinden kendisini besleyerek siyasallaşmaya çalıştığına dikkat çekti. Kadını kapalı kapılar ardına gizleyen Siyasal İslam'ın, özgürlük iddiası olan kadından intikam aldığını, yürüttüğü siyasi ve fiziki katliamlara 'erkeğin hakkı' olarak meşruiyet kazandırdığını ifade etti. Qeredaxî, bunun özel bir politika olarak Kürdistan'ın dört parçasında da uygulandığına dikat çekti.
PÇDK Eşbaşkanı Necibe Omer ise, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını belirleme aşamasına geçtiğini belirterek, halk olarak çok kritik bir süreçten geçtiklerini söyledi. Bu aşamada her dört parçanın sorunlarına dair, ortak pratik çözüm gücüne ulaşılması gerektiğini belirten Omer, birlik ruhunun yakalanmasının önemini vurguladı. Omer, bu konferansın 3. Kürt Kadın Konferansı'nı destekler nitelikte olduğunu kaydetti.
Konferansın son konuşmacısı PDK üyesi Pervin Taha ise, konferans için hazırlık yapmadığı gerekçesiyle söz hakkını kullanmadı. Konferans, konuşmacılar ve katılımcılar arasında karşılıklı tartışmalarla son buldu.
SOZDAR DERSİM/BERLİN