Fransa’nın başkenti Paris’te Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez kadın yoldaşlarımız 09.01.2013 tarihinde katledildiler. Türk katil, çete devleti, istihbarat güçleri MİT ve uluslararası güçlerin çıkar ittifakı sonucu bu yoldaşlar planlı bir şekilde hedef alınarak canice katledildiler. 05.01.2015 tarihinde Kürdistan’ın direniş kalesi, Kürtlerin onur mevzisinde Cizîr’de Sêvê Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar yoldaşlar aynı Türk çete devleti tarafından katledildiler. Bu kadın yoldaşlarımız insanlık onurunu zedeleyecek bir tarzda, canice vuruldular. Biz isimlerini andığımız bu yoldaşlar şahsında bütün kadın devrim şehitlerini anıyoruz. Kürt halkına ve insanlığa özgür, kimlikli, kişilikli yaşam olanağı yaratmak için halaya dururcasına, kahramanca mücadele ederek, iyilik güzellik bahşedenler mertebesinde şahadete ulaşan, bütün kadınların, hepimizin onurunu temsil eden yoldaşlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

Bu yoldaşlarımız yiğit Kürt halkı ve kadınları olarak her biri kutsallıklar taşıyan Kürdistan’ın bir kentinden olmaktaydılar. Kürdistan’ın her parçasında, her kentinde, yaşam merkezi olan her şehrinde, tarihte mücadele izleri görülmektedir. Bugün de tanıklık etmekteyiz ve içinde yaşayarak görmekteyiz bu gerçeği. Ve biliyoruz k, bağımsızlık, özgürlük mücadelesi en zirvede yaşanmaktadır. Her bir Kürt insanı yaşanan isyanların, savaşların, katliamların hikâyelerini dinleyerek büyüyor ve esasında özgür Kürt kişiliği, mücadeleci kadın gerçeği bu yaşanan tarih etrafında şekilleniyor. Biz Kürt’ler hem tarihte yaşanan direniş ve başkaldırı kültürüyle beslenmişiz ve hem de aynı zamanda bölgede yaşanan günümüz özgürlük ve varlık olmak sorunlarıyla karşı karşıya olmamızdan kaynaklı faşist, zorba devlet güçlerinin yönelimleriyle karşı karşıya kalmaktayız. Bu anlamıyla tarihte ve günümüzde Kürt’lerin, kadınların verdikleri mücadele; özgür kimlikli, kişilikli, iradeli Kürt ve Kürt kadınlarını açığa çıkarma, var etme, esasta mücadele ile yaşatma amaçlıdır.

Besê’lerden, Zarife’lerden, Leyla Kasım’lardan ve daha nicelerinden devir alınan Kürt özgür kadın mücadelesi Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez, Sêvê Demir, Pakize Nayır, Fatma Uyar ve daha niceleri Zilan, Viyan, Sema, Avesta ve adını burada sayamadığım birçok Kürt kadını mücadelesi bir zincirin halkaları gibi birbirine eklenerek bu günlere gelmiştir. Bu gün de Leyla Güven başta olmak üzere Kürdistan’ da ve dünyanın her yerinde yaşayan Kürt kadınları onurlu bir direniş içerisindeler. Bizler şu gerçeği artık çok çıplak olarak görmekteyiz: Kürt kadınları ters giden, haksızca ilerleyen bir şeylere yeter deme iradesini, değiştirme gücünü örgütlenerek, eylemsellikleriyle açığa çıkarmış durumdadır. Faşist, işgalci, sömürgeci çete devleti, halkların, kadınların düşmanı Türk devleti varlığını Kürtlerin yok edilmesinde bulmaktadır. Bunun karşısında Kürt halkı kadınlar öncülüğünde topyekün bir mücadele yürütmekte ve bir duruş içerisindedir. Bu duruş halka yansımakta ve süreklileşerek, katlanarak yaygınlaşma gibi bir gerçeği açığa çıkarmaktadır. Örneğin, Sara yoldaş 12 Eylül zulmüne karşı zindanda görkemli direnişiyle PKK’de kadın mücadelesi ve direnişi öncülüğünü gerçekleştirdi. Özellikle, insanı olduğu yöre halkı üzerinde büyük etkiler yarattı. Dersim’de kız çocukları Sara yoldaşın yani Sakine Cansız’ın direniş hikâyelerini, faşist düşman karşısında asi ve onurlu duruş hikâyelerini dinleyerek büyüdü. Bir nesil Sara yoldaşın efsaneleşen kişiliği ile şekil aldı ve ardından yürümeyi seçti. Bu durum kendisiyle birlikte toplumda bir arayış içinde olmayı getirdi. Bu olaylar etrafında toplum, insanlar, kadınlar bir şekillenme kazandılar bir dönem. Toplum, kadınlar öncülüğünde kendisine biçim vermeye, yapılandırmaya yol aldı. Düşmanı çileden çıkaran, gözünü döndüren, pervasızca saldırmasının tek nedeni de bu durumdur aslında. Kadınların toplumları, halkaları değiştirme gücünü, öncülük ederek milyonları peşinden sürükleme gücünü gördüler. Kadınların dünyaya yön verme, biçim verme kararlığını ve etkinlik düzeylerini gördüler ve korkulu rüyaları olmaya başlayan kadınlara sindirmek, korkutmak, sesini kestirmek amaçlı yöneldiler. Ama katliamcı, komplocu güçler bu saldırılarla kadın özgürlük mücadelesinin zayıflayacağını, sineceğini, duracağını hatta biteceğini düşünüyorsa ne kadar büyük yanıldığını, bu gün Leyla Güven öncülüğünde zindanlarda gelişen, Kürt’lerin yaşadığı her yere yayılan, tecride karşı özgürlük eylemlerinde görmesi gerekir.

Biz bu yoldaşlar şahsında özgür, dirençli Kürt kadının planlı ve projeli vurulduğunu, katledildiklerini çözmüş durumdayız. PKK ve PAJK felsefesine, özgür kadın ve özgür Kürt yaratma düşüncesine darbeyi kadını vurmakla hedeflediler. Bir yandan PKK’nin kurucularından ilk kadın öncü Sara yoldaş, diğer yandan diplomasi alanında ön açıcı, etkin, yaratıcı Rojbin yoldaş, özgür ruh taşıyan, gençlik heyecanı ve coşkusunu en zirvede yaşayan ve katılımını bu ruhla gerçekleştiren Ronahi yoldaş. Diğer yandan Kürtlerin öz yönetim sürecine öncülük eden, bulundukları direniş kalesini, Silopi’yi yaşadıkları son ana kadar terk etmeyen, direnen ve direnişleriyle, katılım biçimleriyle insanları motive eden, direnişe sevk eden, moral ve motivasyonlarıyla Silopi’nin direniş sembolü olan Sêvê, Pakize ve Fatma yoldaşlar var.

Düşman bir gerçeği çok iyi anlamalı, Önderlik PKK içerisinde kadınlara hep büyük, tarihi bir değer olduklarının bilinciyle yaklaştı. Kadını büyük mücadele değeri, direnişin sembolü, özgürlüğün garanti gücü olarak gördü. Böyle anlam biçilmiş bir kadın gerçeği katletmekle bitmez, öldürmekle sonu gelmez. Tersine kadınlar ve halklar daha çok hırsla, inatla, daha çok sahiplenerek yüklenir kadın özgürlüğe. Önderlik “Sara arkadaşın katledilmesini ‘İkinci Dersim Katliamı” olarak tanımlamasının bir nedeni de budur. “Saranın mücadelesi bütün kadınların mücadelesidir”derken de bu gerçeğe işaret ediyordu. Tarihimize biraz bakan, araştıran, inceleyen her kes bunu görebilir rahatlıkla. Düşman vurdukça çoğalmaları, kırmaya çalıştıkça daha da dirençle ayakta kalma hırsları, sindirmeye çalıştıkça inatla varlıklarını göstermeleri bundandır. Ve bu Sara’ların, Sêvê’lerin ruhudur. Onların mücadelelerinin bir sonucudur.

Ahlaki olarak dibe vurmuş, varlığını başka halkların yokluğunda arayan, ilkesiz çete devleti geçmişte ve her dönemde yaptığı gibi bu günde kadını hedef almaktadır. Özellikle de dirençli, boyun eğmeyen, kararlı, istediğini elde etmek için canını, gözünü kırpmadan ortaya koyabilecek cesarette kadınlar, Kürtlerin her dönem yürüttüğü mücadelede açığa çıkmıştır. Kendi toplumsallığını, kültürünü, dilini, inancını, özgürlüğünü talep eden bunlar için sürekli bir ayaklanma, mücadele halinde olan bir halk gerçeği yaratılmıştır. Kadın kendisini ve halkını, tarih sahnesinden silmek, yok etmek isteyen çete devleti karşısında savunmaktadır. Ve kadın bu varlık mücadelesinde öncü konumdadır. Biz bunu propaganda olması açısından belirtmiyoruz. Zira bugün yaşananlar bunu kanıtlıyor.

Katledilerek şehit edilen bu yoldaşlarımız şahsında Kürt kadınları ve Kürdistanlılar vurulmak istenmiştir, Önder Apo’nun yarattığı özgür irade hedeflenmiştir. Bu anlamda yoldaşlarımıza layık olmak, onların izinden yürümek bizim yegâne hedefimizdir. Gün; katleden faşist, inkârcı, soykırımcı, gaspçı, katil zihniyet karşısında direnişi yükselteme günüdür. Gün; Kürdü, Türkü, Sünni’si, Alevi’si, genci yaşlısı, kadını erkeği toplumun her kesiminin hastalıklı devlet güçleri, çeteleri karşısında ayaklanma günüdür.