Yaşamın çıkar hesapları ağında örüldüğü günümüz dünyasında, karşılıksız herşey hayal gibi gelir insanlara. Ancak bu güzelliği yaşayan, yaşatan ve yaşanmasını sağlayan değerler toplamı bir inanç ve bu inanca hizmet eden insanlar var.

Bu yolculuğumda bu insanları anlatmaya çalışacağım. Sağlık alanının tam bir ticaret sektörü haline getirildiği hepimizin malumu. Laboratuvar üretimi virüsler, onların türettiği hastalıklar ve onlara çare olmak adına üretilen ateş pahası ilaçlar…. Sağlık alanında da üst sınıfın tekelinde olan bir durum sözkonusu.
Bir de dağların kuytuluğunda, kentlerin fabrika dumanından, karmaşasından uzak, yaylaların eteklerine kurulu şirin bir köy ve bu köyün hastanesi var: Hecî Ehmed Halk Hastanesi. Bu hastanede çalışan doktor ve personeller hiçbir karşılık beklemeden ücretsiz olarak hizmet veriyor. Çalışanlarının tümünün kadınlardan oluşması ve gönüllülük, burayı farklı kılan diğer bir yan.  

Hecî Ehmed idam edildi

Qendîl alanında bulunan bu hastane bir hayırsever tarafından inşa edildi. Hastanenin ismini aldığı Hecî Ehmed ise, Saddam Hüseyin rejimi tarafından idam edildi. Saddam rejiminin yıkılmasından ve yerel hükümetin oluşturulmasından sonra, o dönemde idam edilenlerin ailelerine tazminat ödendi. Hecî Ehmed’in oğlu da bu parayla babası adına bir yardımda bulunmak istedi. Bölge insanları için en faydalı olacak şeyin bir hastane olduğunu gördü ve bu parayla bir hastane yaptırdı. Çünkü Qendîl alanının daha önceki halk hastanesi, 2008 yılında Türk savaş uçaklarıyla vuruldu ve yıkıldı. Bu saldırılarda köy sakini bir kadın ayağını kaybetti. Yani Hecî Ehmed Halk Hastanesi alanda bulunan tek halk hastanesi.

6 kadın çalışıyor

Hastane iki üniteden oluşuyor. Muayene odası, hasta odası, bekleme salonu, laboratuar bölümü, diş ünitesi ve eczaneden oluşan hastanede toplam 6 kadın çalışıyor. Hastanenin laboratuar bölümünde çalışan Berfîn, Sosin, Bêrîvan ve Canda ile çalışmaları hakkında sohbet ediyoruz. Bu arada her kadının hikayesini de dinliyorum. Bêrîvan Rojhilatlı ve İran rejiminin baskılarından kaçarak kızıyla birlikte Qendîl’e yerleşmiş. Sosin ise Cizîra Botan’lı. O da Türk devletinin Kürt halkı üzerinde yürüttüğü asimilasyon ve sömürü politikalarından dolayı memleketini terk etmek zorunda kalmış. Kadınlar bu hastanede bir yandan çalışırken bir yandan da kendilerini eğittiklerini söylüyor.

Eğitim görüyorlar

Laboratuvarda çeşitli tahliller yapılıyor. Bu bölümde çalışan kadınlar belgesel ve görsel materyaller yanında bilim ve tıpla ilgili son gelişmeleri takip edebilmek için bu alanda yayın yapan dergileri de ellerinden geldiğince takip etmeye çalışıyorlar. “Çünkü tıp sürekli gelişme kaydeden bir alan. Bunları takip etmek zorundayız” diyor genç kadınlar.
Hastanenin doktoru Medya ise bir Alman. Medya uzun yıllardır Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde yer almış, bu mücadelenin birçok alanında hizmet vermiş bir enternasyonalist. Botan’da, Zap’ta, Qendîl’de gerillaları da tedavi etmiş, Ertuş’ta, Mexmûr’da Türk devletinin baskılarından kaçan Kuzey Kürdistanlı Kürtleri de. Şimdi de Güney Kürdistan halkına hizmet ediyor. Hayatını Kürt Halkının Özgürlük Mücadelesi’ne adamış olan Dr. Medya, birçok doktor adayı yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam ediyor. Bu hastanede çalışan kadınlara sağlık eğitimleri veren doktor, bir yandan da tıp alanında yaşanan gelişmeleri de takip edip halka daha fazla hizmet etmek için çabalıyor. Hastaneye yalnızca çevre köylerden değil, Güney Kürdistan’ın farklı alanlarından da insanların geldiğini belirten doktor, ücretsiz hizmet karşısında insanların çok şaşırdığını söylüyor. “Halk kendisine ilgili ve duyarlı yaklaşıldığını görünce, gittikleri yerde birbirlerine buraya gelmeleri yönünde tavsiye veriyorlar” diyor. Dr. Medya, ücretsiz hizmet kadar hastane çalışanlarının halkla diyalog kurmasının, dertlerini dinlemesinin insanların bu hastaneye akın etmesinde etkili olduğunu belirtiyor.

Hem doktor hem şoför
Öte yandan hastanenin bekleme salonunda kitaplar ve dergiler de bulunduruluyor. Dr. Medya’nın Kürtçe hazırladığı ilk yardım kitabı da raflarda bulunuyor. Hastane ambulansının şoförlüğünü de yine Dr. Medya’nın kendisi yapıyor. Hastanenin sterilizasyonu, temizliği ve tüm bakım işlemlerini hastanede çalışan kadınların kendisi yapıyor. 


Hükümet ihtiyaçları karşılamıyor
Dr. Medya sorularımızı cevaplarken çevresindeki hastaları da belli noktalarda uyarıyor ve dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor. Alanda en çok hayvansal ürünler iyice kaynatılmadığından ve aşı yapılmadığından dolayı brusella, yine çevre temizliğine dikkat edilmediğinden dolayı tifo hastalığı yaygın. Doktor, bölgede halkı bilgilendirmek ve duyarlı kılmak için zaman zaman seminerler ve halk toplantıları düzenlediklerini dile getiriyor.
Dahiliye ve diş ünitesinden oluşan bu hastane, mevcut durumda halkın ihtiyaçlarını tam olarak karşılayacak kapasitede değil. Çünkü hastane mimarisi çok küçük ve bazı bölümlerin arttırılması için mekan yeterli değil. Hastaneye ek binaların yapılması gerekiyor. Ayrıca hastanenin birçok teknik ihtiyacı yerel hükümet tarafından karşılanmıyor.
Çevreden yapılan yardımlar dışında hiçbir gelir kaynağı yok hastanenin. İlaçlar, teknik ihtiyaçlar yardımlar çerçevesinde karşılanıyor. Hastane kurulalı iki yıl olmasına rağmen, yerel hükümetin hastanenin ihtiyaçlarına karşı kayıtsız kaldığı, sınırlı destek verdiği belirtiliyor.

Diş Ünitesi
Bölgede diş hastalıkları alanında hizmet veren tek hastane burası. Ancak  imkanları çok kısıtlı. Diş Ünitesi’nde çalışan Sarya, hastaların şehirlere inip röntgen çektirmek zorunda kaldıklarını, bunun hastalar için hem ek masrafa hem de zaman kaybına yol açtığını belirtiyor. Halk kadar hükümetin de özellikle diş sağlığına önem vermediğine dikkat çeken Sarya, “Ne yazık ki halkımız diş sağlığına çok önem vermiyor. Dişi çürümeyene kadar doktora kontrol ettirme ihtiyacı duymuyor. Bundan dolayı son aşamada buraya geliyor. Gidip röntgen çektirip tekrar buraya gelmek zaman alıyor ve bu da hastayı zorluyor” dedi. Sarya, halkı duyarlı kılmak için belli aralıklarla seminerler verdiklerini ve gelen hastalarla uzun uzun konuşup sohbet ettiklerini dile getiriyor.
 
Desteğe ihtiyaçları var
Hecî Ehmed Halk Hastanesi’nin hala birçok teknik ve ilaç ihtiyacının olduğunu belirten hastane çalışanları, özellikle sterilizasyon cihazları, genel ve diş röntgen cihazının yokluğunun büyük zorlanmalara yol açtığını belirtiyor. Hastanede ultrason cihazı, dolgu malzemelerine, homogram (kan sayımı), spektomonometre ve AUVOCLAV eksikliği de tamamlanmayı bekliyor. Hastane personeli, Kürdistanlılardan hastanenin ihtiyaçlarına karşı ilgisiz kalmamalarını temenni ederek, destek için kendileriyle 00964 750 783 02 56 telefon numarasından iletişime geçmelerini istiyor.
 


NÛJIYAN ERHAN/BEHDÎNAN