
Kadın ve Kürt sorunu denilince devrime ertelenen sorun. Ertelenen ve onarılamayan bu yaralar mahşere kalacak değil elbet.
Gerici ve yobaz sistemin hedefinden hiç eksik olmayan kadınlar her gün yeni bir kirli oyuna alet edilip azgın erkek egemenlerin önüne atılıyor. Atılıyor ki, parça pinçik edilsin. Yobazlığın beslendiği "namus" kavramı zaman oluyor kadının sesli gülmesi, zaman oluyor, hamile hamile toplum içinde gezmesi, zaman oluyor kürtajı, şortu, kıyafeti üzerinden linç edilmekte ...
Derken toplum içinde hiç bir halta yaramayan ezik, tarikatından tembihli, patronundan fırça yiyen, tarlada ağanın baskısına uğrayan, sokakta polise boyun büken, işyerinde amirinden azar işiten erkeklerin evlerine geldiklerinde, nasılsa 2. sınıf olan ve fiziken güçsüz kadına şiddet uygulayarak 'erkekliklerini" kurtarmış oluyorlar.
Resmi ağızdan aşağılanan kadın sokaklarda kocaları, ağabeyleri, babaları veya başka erkeklerce şiddete uğruyor. Bu yapılanları ciddi bir cezai yaptırımı olmayınca daha bir azıyorlar...
Memleketi sürükledikleri kaos, açlık, ırkçılık yetmezmiş gibi bir de kadına saldırıyorlar. Gün geçmiyor ki, gündemde kadına bir saldırı olmasın. Bu günlerin meselesi "şortlu kadın" ki şortlu kadın denilmesi bile sorunlu. Çünkü kadının adı yoktu zaten Kimliği ile konuşulmuyor Ayşe, Fatma filan değil, "şortlu kadın, kırmızı elbiseli kadın" v.s.
Kadını o kadar soydu ki bu iktidar, neredeyse çırılçıplak ortada bıraktı. Her gün ne giydiğinden, nasıl davrandığından, dudağından, ayak topuklarına kadar irdeledi göz önünden hiç eksik etmedi. Kadını kapattıkça soydu. Yobaz salyalarını akıta akıta kadını salyalarında boğdu adeta. Şehvetinin ilkelliğini kadına yükledi...
Rahim, vajina, meme gibi insani yaşamsal üreme organlarını bir tabu yaptınız. Destuuur erkek var!
Sanki sen o rahimde yatmadın, sanki sen o memeyi emmedin... Senin niyetin bozuk, sen kadını sex objesi olmaktan öte görmedin, sen kadını köle yapmaktan başka bir şey düşünmedin, senin beynin kadın organlarından başka bir şey algılamıyor...
Halbuki senin sen olmanı o ayıp saydığın organlar yarattı. Sen ciğerin olmadan yaşayabilir misin, sen gözlerin olmadan göre bilir misin? Peki sen böbrek gibi memenin de bir organ olduğunu, bağırsak gibi vajinanın da bir organ olduğunu bilmez misin a yobaz? Bilirsin, bilirsin de işine gelmez. Senin azgın testosteronun, ilkelliğin bunlardan anlamaz. Sen kötü niyetlisin. Sen kadını hiç bir zaman anan, bacın, eşin, sevgilin, eşitin olarak görmedin. Hatta kadına insan gibi bakmadın
Ne demiş Neşet Ertaş üstat; "kadın insan biz de onların oğullarıyız" Ama nerede sen de o insanlık? Sen öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı bilirsin, sen üretene ve yaratana düşmansın. Sen karanlık çağlara özlem duyan bir akılsızsın.
Bir ülkede kadınlar gülmüyorsa orasından hayır gelmez, bir ülkede insanlar sanat, bilim ve edebiyattan çok ırkçılık ile ilgileniyorsa o ülkeden hayır gelmez. Biz kadınlar nasıl ki doğurmayı biliyorsak bu azgın ve yobaz sömürü sistemine de karşı durmayı becere bilmeliyiz. Kimse bize özgürlüğümüzü vermeyecek biz onu arayıp bulacağız. Başka türlü bizi harcayacak bu yobaz, ırkçı, sömürgenler. Yoksa bu gidişle ne adımız ne de tadımız kalacak...
Muazzez Uslu