Türkiye bundan sonra HDP’li bir zamanı yaşayacak. HDP’li bir zaman, Türkiye’nin geçmiş zamanlarına oranla, çok daha farklı bir zaman olacak. Çünkü HDP, dar siyasi bir parti olmanın çok ötesinde, demokratik ve özgür yaşam gayesi olan yeni bir demokratikleşme dalgası. Seçim öncesi tüm kamuoyuna duyurduğu programından bunu anlamak mümkün. Sadece iyileştirici değil, aynı zamanda değiştirici dönüştürücü bir rol de oynadığını somut görmek mümkün. Kendisiyle beraber, diğer partilerin de belli konulardaki politikalarında değişikliğe yol açıyor. Başta kadın politikası olmak üzere, çeşitli toplumsal kesimlere yaklaşım politikalarında, diğer siyasi partilerde adeta bir rekabete yol açıyor. Böylelikle objektif bir dönüştürücü rol oynuyor. Meclisteki kadın milletvekili sayısının ciddi bir artış yaşaması, meclisin yavaş yavaş gençleşme eğilimi göstermeye başlaması, Ermeni, Süryani halklarının mecliste temsilini bulmaya başlaması, Êzîdî, Alevi gibi kültürel inançların meclis çatısı altında yer alması bu sayededir. Dolayısıyla HDP’ye oy veren insanlar, çok geniş ufuktan düşünerek, ülkenin ve bölgenin siyasi sorunlarına ilişkin izlediği demokratik politikalar kadar, tüm toplumsal kesimlerin de yaşamını özgür ve demokratik kılma gayretinde olacağına inanarak oy verdiler.
HDP’ye verilen emanet oylar meselesine, seçim ardından hemen parmak basılması, HDP’ye bilinçle, inançla ve aşkla oy veren milyonlarca insan için incitici oldu. Altı buçuk milyona yakın insan, HDP’ye oy verdi, gönül verdi, destek verdi. Şimdi tek tek bu oyların her birinin hangi gerekçeyle HDP’ye verildiğinin bir genellemesini yapmak pek bilimsel olmuyor. Oy veren kadın ve gençliğin demokratik ve özgür bir yaşam şansına çorak topraklar gibi duyduğu ihtiyacı, sadece analitik bakıştan yapılmış bir analizci yeterince anlamlandıramaz. Dar siyasi çıkar ve dengelerden bakan bir siyasi yorumcu da, tam anlamlandıramaz. Bunu anlayabilmek için özgür yaşam felsefesinden ve yeni bir sosyal bilim gözünden, toplumun gönül gözünden bakabilmek gerekiyor. Yoksa hangi siyasi çıkar, Eruh’tan tam 130 yaşındaki Mehmet dedeyi, Mardin’den 115 yaşındaki Hacı Şamê Nine’yi, Colemêrg’de sedye üzerindeki hasta Gulandar Ana’yı ve seçim için 5 Haziran günü Amed istasyon meydanındaki katliam girişiminde ölümden kıl payı kurtulup, fakülte hastahanesinde yoğun bakım altında yatan şevk dolu yaralıları, sargılar içinde seçim sandığına kadar sürükleyip götürebilirdi ki!.. Yüreklerinde özgür yaşam hasreti olmasa, gönüllerini özgürlük ve demokrasi aşkı sarmasa, hiçbir dar güncel siyasi çıkar, o insanları yerden kaldırıp seçim sandığına kadar götüremezdi. Özgür yaşama, barışa, kardeşliğe ve demokrasiye tutkulu 5 Haziran demokrasi şehitlerini anıyor, yaralılarına da acil şifalar diliyor, bir an önce iyileşip seçim sonrasının maratonuna hızla katılmalarını umut ediyoruz.
HDP projesine en büyük aşıklar ise kadınlar. Çünkü biz kadınlar, demokratik ve özgür bir yaşama herkesten daha fazla hasret çekiyoruz. Buna en çok biz kadınların ihtiyacı var. HDP’nin kadın programında, hasreti çekilen belli başlı konularda, çözüm önerilerine kapı aralanıyor. Bu anlamıyla umut vericidir.
Meclise girmeye hak kazanan kadın milletvekillerinin, bu anlamda sadece dar güncel siyaset yapmakla kendilerini sınırlı bırakmaması gerekir. Erkek egemen meclisin günlük olarak oluşturduğu gündem ve siyaset yapma biçimi, şimdiye kadar hepimizin gözüne sokulurcasına dayatılmış. Buna çok ciddi bir biçimde kadın aklının, kadın yüreğinin ve kadın elinin değmesi için, şimdi biraz olanak oluştu. İçinde, bu düzeyde kadın vekilin bulunduğu bir meclisin, geçit vermemesi gereken önemli konular var.
Bu meclisten bir ittifak hükümeti çıkmak zorunda. İttifak hükümeti kimler arasında kurulursa kurulsun, demokratik halk iradesi, mecliste doğal bir kadın ittifak potansiyelini de oluşturmuş durumda. Tüm partilerin kadın milletvekilleri, demokratik halk iradesinin bu kadar kadına güven duyarak seçmiş olmasına ciddi anlam biçmeli. Meclisten geçecek önemli konulara, kadınların daha farklı bir ortak akılla bakabileceğine dönük halkın beklentileri var. Demokratik halk iradesi; kadının bulunduğu yerde vicdanın olduğunu; yalana, hırsızlığa, komploya, darbeye, savaşa ve şiddete fazla yer olmadığını biliyor. Kadınların yeterince bulunduğu bir yerde, savaş ve şiddet hakimiyetinin zayıflayacağına inanıyor. Dolayısıyla seçilmiş kadın vekiller; onları seçen demokratik halk iradesine saygı icabı da olsa, bulundukları partilerin dar siyasi çıkarlarını bazen aşarak, ortak toplumsal çıkarlar etrafında, ortak kadın tavır ve tutumunu geliştirme gücünü ve iradesini geliştirebilmeliler.
İlk pratik tutum ise; Kürt Sorununun Demokratik Çözümü etrafında, İmralı’da yürütülen sürecin yeniden başlaması için geliştirilebilir.
Bakın! Karanlık güçler, kandan beslenen güçler, Amed sokaklarında her gün ölümün dilini, savaşın-şiddetin dilini konuşturmanın tezgahını kurup duruyorlar. Tezcanlı Amed gençlerini ‘ölme ve öldürme’ tezgahının içine çekip duruyorlar. Aynısı Türkiye’ye illerine de taşınıyor. Bunu engellemek için, halkın en fazla da meclise giren kadın vekillerden beklentisi var. Sürecin yürümesini kırmızı çizgisi olarak gösterenlerin çıkaracağı zorluk dışında, Meclise yeni giren kadın vekillerin, tıpkı HDP’nin seçim barajını yıkma gayreti gibi bir gayretle, savaş ve şiddet yanlısı politikaların yaşatılmasında, rol oynayan erkek egemen barajlarla da ortak mücadele geliştirmesi, Türkiye için en büyük hayır olacaktır.