AKP’li sağlık bakanının "annelik kariyeri” ile ilgili çok sağlıksız açıklamaları oldu. Türkiyeli kadınların AKP Hükümetine, kadınlar hakkında konuşma haklarının olmadığını, kadınlar hakkında kadınların konuşabileceğini, özgürleşmeden ve egemen sistemleri inşa etmekten vazgeçmeden hiçbir erkeğin kadınlar hakkında söz sahibi olamayacağını söylemeleri doğal bir kadınlık görevidir. Ne yazık ki, erkek egemenliğini her gün topluma kanıksatmaya çalışan, kadın düşmanlığı içeren, kadını köle, cariye ya da harem hizmetçisi olarak görmekten başka bir zihniyet taşımayanlar karşısında gösterilen tutumlar çok cılız ve yetersizdir.  Annelik kariyeri ne demektir? Bu ifade kadınların sadece annelik statüsü içinde düşünülmesindendir. Devlet hegemonyasının tüm toplumu kendi denetiminde tutmak için başvurduğu temel yollardan biri kutsal aile tabusudur. Kutsal sayılan aile, kapitalist modernitenin anı anına ve çok yönlü saldırılarıyla bitiş aşamasına getirildi. Tüm bu saldırılar karşısında ailenin içinde bulunduğu düğümün çözümünün aranması gerekirken bu sorunlar yokmuş gibi davranmak ve habire kadını geri, köle, ev içi statüsünde tutmaya çalışmak iktidarın kendini tekrarlamasından kaynağını almaktadır. Çünkü kadın köleliği üzerinden kendini vareden bir iktidar gerçeğidir AKP.
Annelik tabi ki kutsaldır. Ve bu kutsallık, etrafında toplumsallığı yaratacak kadar herkesi ilgilendirmektedir. Bu kutsallık, kadının çocuk üretme makinası olması değildir. Bu kutsallık, kadının karnından sıpayı eksik etmeme anlayışı değildir. AKP’li bakanlarca hiçbir ahlaki kaygı taşımadan dile gelen anneliğe ilişkin tanımlamalar iktidarın kadın köleliği üzerinden kendini varetmesiyle ilgilidir. Anneliğin kutsallığı kadınlık gerçeğine karşıtlık üzerinden gelişmez. Ve annelik salt biyolojik bir durum değildir. Annelik toplumsal bir hakikattir. Her önder de önderlik ettikleri toplumu vareden ve koruyan olmaları itibariyle toplumsal analık konumundadır. Kadınlık gerçeğinin farkında olmayan, kadın emeğinin değerini bilmeyen, toplumun kadın özünün kadrini bilmeyen ve kadını evin içinde bir hizmetkâr pozisyonu dışında tahayyül edemeyen bir zihniyetin annelik gerçeğinden söz etmesi tabi ki sorgulanmalıdır.
Kadın gerçeğini kız, kadın, anne gibi tanımlamalarla parçalamak ve ona göre bir önem sıralamasına tabi tutmak, erkek egemenliğinin kadını erkeksiz düşünememesindendir, erkek iktidarının biyolojikleştirilmesidir, tecavüz sistemi olan kapitalist modernite kapsamındaki ilişkilerin dışında kalan kadınların reddedilmesidir. Özünde tecavüzün kutsanması olan bir erkek egemen zihniyettir.
Erkek egemen zihniyetin kadın tanımlamaları sorunludur. Erkek egemenliğinin temsilcileri olan bakanlar babalık kariyerlerini tanımlayamamaktadır. Bunca kadın katliamı varken erkek üzerine hiçbir yorumun, sınırlamanın ya da engellemenin olmaması egemenliğin karakteriyle bağlantılıdır. Kadın olmanın mikro evren olan insan gerçeğine daha fazla yakın olduğu bir gerçek. Bu bilinç egemen erkek korkusuyla birleştiğinde kadın etrafında kutsama olarak yansıtılan duvarların yaratılmaktadır. 
AKP kadınları, kadınlık gerçeğini, kadınların görevlerini, kadınların statülerini, yaşamlarını, kaderlerini tanımlamaktan vazgeçsin. AKP aynı tavrı tüm toplumlar, tüm inançlar, tüm etnik topluluklar ve tüm farklılıklar için de göstermektedir. Toplumun temelinde Kürtler hakkında Kürtlerden çok AKP’liler karar verebilir, Aleviler hakkında Alevilerden çok AKP’liler karar verebilir… Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Çok umut vermese de çözüm sürecinin de tartışıldığı bu günlerde AKP tüm toplumsal kesimlerin kendilerini tanımlamalarını, kendileri hakkında karar vermesini ve nasıl yaşamalı sorusuna kendileri olarak cevap vermelerini kabullenmek zorundadır. Bunun için de ilk şart kendisi olmaktır. Türkiyeli kadınlar kendilerini tanımlamalı ve başkalarının kendilerini tanımlamalarına izin vermemelidir.
Bugün Kader Ortakaya ve Eylem Deniz’in Rojava’daki direnişe katılma kararlılıklarını örnek alarak toplumsal duyarlılık geliştirmeleri gerekmektedir. Her kadın bulunduğu her alanda, her örgütlülük içinde, her konumda ve her durumda kadın olarak varolmak, direnmek ve özgür yaşama kararlılığı göstermelidir. Kürdistan’daki ve Afganistan’daki kadın öz savunma birlikleri Türkiyeli kadınlara örnek olmalıdır. Kendini savunamayan kadının yaşamını anlamlı kılması mümkün değildir. Türkiye’de kadınların her gün yaşadığı sokak infazları karşısında sessiz kalmak, AKP’nin annelik kariyeri sözlerinin arkasındaki kölelik statüsüne razı olmaktır.