Genel olarak pasaportu ve kimliği olmasına karşın, yaşadığı ülkede oturma izni olmayan insanlar ‘kağıtsız’ olarak adlandırılıyor. Fransa’da ‘kağıtsızlar’ olarak tanımlanan göçmenlerin sayısı milyonla ifade ediliyor. Bu göçmenlerin büyük bir çoğunluğu çalışıyor ancak resmi makamlarda kayıtları bulunmamaktadır. Kimi yerde konfeksiyon işçisi, kimi yerde inşaat, kimi yerde restorant işçisi...
Aklınıza gelebilecek her işte çalıştırılan bu insanlar, resmi makamlar karşısında yok sayılıyorlar. Ancak bir kimlik kontrolü sırasında varlıkları hatırlanıyor ve ülkelerine geri gönderilmek üzere uçaklara bindiriliyorlar. Fransa’da sayıları 1 milyonu aşan kağıtsız göçmenler, sorunlarının çözümü için örgütlenme konusunda son 5 yıldır azımsanmayacak bir yol aldı. Burada en önemli nokta yollarda, inşaatlarda, evlerde, çocuk bakım merkezlerinde, otellerde çalıştırılan bu insanların her şeyden önce işçi olarak görülmek istenmemesi nedeniyle sendikal hareketle ortak hareket etmek istemesi. Daha önce sürekli ihbar edilme korkusuyla yaşayan kağıtsızlar, şimdi çalıştıkları yerlerde kendilerini ihbar ederek ‘kayıtdışı işçi’ olmaktan çıkmaya çalışıyor. Hatta greve gidiyor.

Bakanları ziyaret

Bu konuda çok sayıda kurumun desteğini alan kağıtsızlar ilgili kurumlara başvurusunu sürekli yeniliyor. Kağıtsızlar, geçtiğimiz hafta, CGT, FSU, UNEF, Autremonde, La Cimade, Collectif 31 Mai, Femmes Égalité, JOC, LDH, MRAP, RESF, SOS Racisme adlı sendika ve kitle örgütlerinin oluşturduğu Platform 12 ile birlikte İçişleri Bakanı ve Çalışma bakanı temsilcileriyle görüşme gerçekleştirdi. Kağıtsızların durumu için yapılan görüşme sonrası Platform 12, kamuoyuna bir deklarasyon yayınladı. „Görüşmede kağıtsız işçilerin sürdürdüğü grevlere dair devletin acil müdahele etmesi gerektiği vurgulandı. Kağıtsız çalışan işçilerin ve onların aileleri için çeşitli düzenlemelerin yapılması şart olduğunu dile getirildi. Bakanlık yaptığımız görüşmede kasım ayında konuyu Meclis’te değerlendirecekleri yönünde fikir belirtti“ diyen yetkililer, kağıtsızlar konusunda grişimlerini sürdüreceklerini de belirtiyor.  
Platform yaptığı görüşmelerle, göçmenlere yönelik sınırdışı politikasını frenlemeyi hedefliyor. Fransa, ‘kaçak göçe karşı mücadele’ adı altında son yıllarda göçmen yasalarını daha da sertleştirmişti.
Fransa’da uygulanan „göçmen avı“ nedeniyle 2008’de 29 bin 799 ‘kağıtsız göçmen’ sınırdışı edilirken, bu rakam, 2009’da 29 bin, 2010 yılında 32 bin 350, 2011 yılında 34 bin, 2012 yılının ilk altı ayında ise 14 bin oldu.
Platform 12 adına basına demeç veren kurum temsilcileri, yeni hükümetin Sarkozy’nın izinden gitmemesi konusunda görüşlerini bakanlıklarla paylaştıklarını ifade ederken, göçmenleri sınırdışı etmenin bir çözüm olmadığı yönünde görüş bildirdiklerini belirtiyor.
 
5 yıldır ortak hareket ediyorlar

Fransa’da oturum hakkı olmayan işçilerin resmi çalışma izni yok. Bu nedenle kayıtdışı çalıştırılan göçmenler, daha çok sahte evrak düzenleyerek çalışmak durumunda kalıyor. Oturum taleplerini her fırsatta yenileyen kağıtsızlar, Kağıtsızlar Hareketi olarak çeşitli birimler altında son 5 yıldır daha örgütlü bir biçimde hareket ediyor. Oluşturulan bu kolektifler düzenli olarak eylemler gerçekleştirirken, eylemlerin ana sloganı „Tüm kağıtsızlara oturum izni“ şeklinde.
2008 yılında özellikle Paris ve çevresinde daha güçlü örgütlülüklerin adımlarını atmaya başlayan kağıtsızlar şu an farklı iş kollarında grevler yürütüyor. Yaptıkları grevlerde kayıtdışı çalışmaya karşı çıkarak oturum talebinde bulunan Kağıtsızlar, Paris’te haftalık olarak eylem gerçekleştirirken, aynı zamanda yapılan tüm eylemlerde talepleriyle yer alıyor. 2008 yılından itibaren kendilerinin de sınıfın bir parçası olma fikrinden yola çıkarak CGT sendikasına üye olan kağıtsızlar, 20 ayrı işyerinde grev yürüttü. O tarihten bugüne CGT ile düzenli toplantılar, karşılıklı protokoller imzalayan kağıtsızlar şu ana kadar çok sayıda kağıtsızın oturum hakkını da elde etmiş oldu. CGT’nin katkısıyla hazırlanan dosyalar oturum talebiyle valiliklere sunuluyor.

Türk ve Kürt kağıtsızlar örgütsüz

Bunun yanı sıra kağıtsızların durumunu anlatan bir de dergi çıkartıyorlar. Eylemlerde katılımın büyük bir çoğunluğu Afrika ülkelerinden gelen göçmenler oluşturuyor. Kağıtsızlar Hareketi içerisinde örgütlü bulunan Kürt ve Türk kağıtsız sayısı ise parmakla sayılacak düzeyde. 2010 yılında Kürt ve Türk Kağıtsızlar Kolektifi’ni kuran kağıtsızlar bir süre sonra eylem ve etkinliklerini sonlandırdı. Örgütlülük daha işin başındayken dağılırken, Kürt ve Türk kağıtsızların sayısı da azımsanmayacak düzeyde.

Kağıtsızların sorunları çok

Kağıtsızlar Hareketi’ne gönüllü çalışan emekli öğretmen Annie Arturh, göçmenlerin her şeyden önce, örgütlenme bilincini kazanmasını gerektiğini söyledi.
Kendisiyle bir eylem esnasında görüştüğümüz Arturh, şunları söylüyor: „Gönüllü olarak bu hareket için bir şeyler yapma ihtiyacını evimi kiraya vermemle başladı. Küçük bir odaya sahiptim. Odamı kiraya vermek istediğimde Tunuslu olan komşum iki kişiyi tanıştırdı. Her iki kişinin de oturum sorunu vardı. Bu riski almak başlı başına bir problemdi. Bunun yasal zorunlulukları da vardı. Buna rağmen insani yanım ağır bastı. Evimi kiraya verdim. Altı ay sonra bu insanlar gözaltına alındı. Sınırdışı edilmek istendi. Çok uğraştık ama başarılı olamadım. Göçmenlerle günlük olarak her yerde biraradayız. Markette, metroda, öğretmenlik yaptığımda öğrencilerimin büyük bir kısmı Fransız değildi. Ama gündelik hayatta ne tür sorunlarla karşılaştıklarını asıl evimi kiraya verdiğimde öğrendim. Kirayı vermekte bazen zorlanıyorlardı. Çok büyük bir miktar değildi ama bu insanlar kayıtdışı çalıştıkları için ücretlerini almakta zorlanıyorlardı. Çoğu zaman kendilerine çek veriliyordu. Çek verildiğinde bu kez bu çeki herhangi bir hesaba yatırmak için problem yaşıyorlardı. Onlara ‘Gideceğiniz herhangi bir kurum yok mu’ dediğimde genelde yanıt alamıyordum. Her şeyden önce bir yerlere başvurmaları gerektiği fikri yoktu. İşçiydiler ancak örgütleme bilinci yoktu. Ekonomik nedenlerle geldikleri bu ülkede, karınlarını doyurmak, barınmak ve ülkelerinde bulunan yoksul ailelerine para göndermek dışında bir kaygı taşımıyorlardı. Ağır işlerde çalıştıklarında hastalanıyor ama güvenceleri olmadığı için bu konuda herhangi bir şey yapamıyorlardı. Bu insanlar gözaltına alındığında nereye başvuracağım derken, Kağıtsızlar Hareketi adı altında örgütlenen oluşumların varlığını keşfettim. Bu hareket içerisinde Afrikalılar, mücadele etmeyi öğrendi. Çok güçlü olmasa da belli bir yol alındı. Çinli kayıtdışı göçmen sayısı daha fazla iken bunlar bu hareketin içinde çok bulunmuyorlar. Kendilerinden önce gelenlerin işyerlerinde çok düşük ücretlerle kayıtdışı çalışmayı yeğliyorlar. Türk ve Kürtlerle de karşılaştım. Bunlar da tıpkı Çinliler gibi bir yol izliyorlar. Kendi uluslarından insanların işyerlerinde çalışmaya başlıyorlar. Onların sorunu daha farklı. Sürekli oturum almak için bir arayışları var ama bunu mücadele ederek elde etme dışında yöntemlerle çözmeye çalışıyorlar. Sahte belge, her defasında farklı dosya oluşturmak için çalıştıkları ücretlerini birilerine veriyorlar. Dönem dönem Kağıtsızlar Hareketine gelişleri oluyor. Ama eylemlere katılım konusunda zayıflar. Afrikalılar bu konuda daha istikrarlı bir hat izliyorlar.“ 
Arturh ayrıca kemer sıkma politikası ve ekonomik krizin en ağır faturasını kağıtsızların ödediğini belirtti.


SELMA AKKAYA/PARİS